AMASYA - Türkiye Edebiyat Haritası

Amasya, Karadeniz bölgesinin orta kesimindedir. Denize kıyısı bulunmamasından İç Anadolu bölgesinin sosyo-ekonomik ve kültürel özelliklerini gösterir. Anadolu’daki en eski yerleşim alanlarından biridir. Amasya’nın kuzeyinde Samsun, doğusunda Tokat, güneyinde yine Tokat ile Yozgat, güneybatısıyla batısında Çorum illeri bulunmaktadır. İl kodu 05, nüfusu 334.786, yüz ölçümü 5.690 kilometrekaredir.


Hititlerin Hakmiş olarak adlandırdığı kent, Helenistik dönemde Amaseia olarak anılmıştır. Bir başka bilgiye göre, Amasya adının Amazonlardan geldiği söylenir. Amasya, Hitit Konfederasyonu'nu oluşturan 13 kent devletinden biriydi. Bu dönemde Hititlerin başkenti Hatuşa’yla (Boğazköy) yakın ilişkide oldukları bilinmektedir. İ.Ö. 1200’le 700 yılları arasında Friglerin, Kimmerlerin, Lidyalıların egemenliği altına giren Amasya İ.Ö. 530’da Perslerin eline geçti. Amasya, İ.Ö. 291’de kurulan Pontus Krallığı’nın başkenti oldu. İ.Ö. 64’te Roma’nın Pontus Galaticus eyaletinin metropolisi yapıldı. Bizans dönemindeyse dinsel bir merkez olarak önem kazandı. 8. yüzyılda bir süreliğine Arapların eline geçti.


11. yüzyılda Danişmendlilerin egemenliği altına giren kente daha sonra, bir süreliğine, Haçlılar hâkim oldu. Amasya Anadolu Selçukluları döneminde zengin ve bayındır bir kent hâline geldi. 1240’ta patlak veren Babailer Ayaklanması sonucundaysa harap oldu.


1389’da Osmanlı egemenliğine geçince sancak merkezi oldu.  "Şehzadeler Diyarı" olarak ün yaptı. Şehzade Yıldırm Bayezit, Çelebi Mehmet, Şehzade Murat (II),  Şehzade Ahmet Çelebi, Şehzade Mehmet (II), Şehzade Alâeddin, Şehzade Bayezit (II), Şehzade Ahmet, Şehzade Murat, Şehzade Mustafa, Şehzade Murat (III) çeşitli tarihlerde Amasya'da Valilik yaptı. 29 Mayıs 1555’te Kanuni Sultan Süleyman Amasya Anlaşması’nı burada imzaladı.


Amasya’nın Kurtuluş Savaşı'nda da önemli bir yeri vardır. Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktıktan sonra düşman işgaline karşı direniş ve örgütlenmeyi hazırlamak için buraya geldi. 21 Haziran 1919’da Millî Mücadele'yi yönlendiren bildiriyi, Amasya Tamimi’ni yayımladı. Amasya Cumhuriyet kurulduktan sonra 20 Nisan 1924’te il yapıldı.


Amasya’nın en önemli tarımsal etkinliği bitkisel üretimdir. Hayvancılık da yaygındır. Yetiştirilen başlıca ürünler şeker pancarı, buğday, soğan, domates, arpa, patates, hıyar ile elmadır. Amasya’nın elmasıyla leblebisi kenti tanıtıcı ürünlerin başındadır. Eskiden yaygın olan tütün üretimi, şimdi önemini yitirmiştir.


Sanayide hızlı bir gelişme gösteren Amasya’da 1954’te Suluova’da kurulan Amasya Şeker Fabrikası’nı, özellikle tarım ürünleri işleyen bitkisel yağ, yem, un, meyve suyu, süt ürünleri fabrikaları ile et kombinası izlemiştir. Linyit yataklarını, bir kamu kuruluşu olan Yeni Çeltek Kömür ve Madencilik AŞ işletiyordu. Bu kurum, 2003’te özelleştirildi.

Amasya tarihsel yapılar bakımından zengin bir kenttir. Kentin kuzeyindeki Harşane Dağı'nda bulunan Amasya Kalesi, Pontus Krallığı döneminden kalmadır. İç kale Enderun Kalesi diye bilinir. Kale Danişmendliler, Anadolu Selçukluları ile Osmanlılar dönemlerinde onarım görmüştür. Harap bir durumda olan kalenin yamaçlarında 18 kaya mezarı vardır. Bunlar Pontus krallarına ait mezarlardır. Yeşilırmak üstündeki Alçak Köprü Helenistik dönemden kalmıştır. Meydan (Meydanoş), Hükümet (Helkis) ile Kuş (Kunç) köprüleri de Selçuklular ile Osmanlılarca yapılmış, sonradan onarılmıştır.

Kentin en eski camisi, 1116’da Danişmendli Fethi Gazi'nin 7. yüzyılda yapılmış bir kiliseden çevirttiği Fethiye Camisi’dir. Caminin, bodrumunda bulunan İlhanlı valilerinden İzzeddin Mehmed Pervane ile ailesine ait dört mumya Amasya Müzesi'ndedir.


Öteki önemli yapıların başlıcaları Burmalı Minare Camisi, Gök Medrese Camisi, Torumtay Türbesi, Bimarhane olarak da bilinen Amasya Darüşşifası, Amasya Çilehanesi, II. Beyazıt Külliyesi, Hatuniye Camisi, Kapıağası Medresesi, Bayezid Paşa Camisi ile Taş Han’dır.


Amasya’nın geleneksel kültüründe halk edebiyatının özgün bir yeri vardır. Yöredeki Aleviler arasında Âşık Veli, Âşık Sabri gibi eski ozanlara Cumhuriyet Döneminde Âşık Ziya Kadıoğlu, Necati Kaya, Hasbi Tunç gibi ozanlar eklenmiştir.


Halk ozanları açısından pek zengin olmayan geleneksel Amasya kültürü, söylenceler yönünden zengin sayılır. Çukurova yöresinden kaynaklandığı söylenen “Lokman Hekim” söylencesinin Amasya kaynaklı olduğuna inanılır. Amasya’nın en ünlü söylencesiyse “Ferhat ile Şirin” öyküsüdür. Amasya yerel deyişler açısından da zengin bir kültüre sahiptir. Bu durum, bölgede değişik uluslardan halkların yüzyıllarca yan yana yaşamış olmasından kaynaklanmaktadır.


Amasya, halk müziği ile geleneksel oyunlar açısından da kapsamlı bir mirasa sahiptir. Bölgedeki Tokat, Sivas gibi illerin halk müziği örnekleri de Amasya’yı etkilemiştir. Azeri müziği etkileri bile görülmektedir.


Âşık geleneği deyişleri, özellikle, dağ köylerinde günlük yaşama girmiştir. Buralarda Köroğlu, Âşık Kerem, Hatayî, Pir Sultan Abdal, Nesimî gibi halk ozanlarının deyişleri çalınıp söylenmektedir.


Amasya yöresi, seyirlik köy oyunları açısından da zengindir. Yörenin en yaygın oyunu Uygur köyü kaynaklı “Tüccar Oyunu”dur.


Amasya kaynaklı ünlü Ferhat ile Şirin söylencesi, edebiyatımıza Nazım Hikmet’in Ferhat ile Şirin (1965) oyunu, Talip Apaydın’ın Ferhat ile Şirin (1965) romanı ile yansımıştır. Divan edebiyatının Amasyalı kadın şairlerinden Mihri Hatun’un (1469-1505) yaşamı, Amasya’nın doğası, dönemin tarihsel olaylarıyla birlikte Sennur Sezer’in Türk Safosu Mihri Hatun (1997) belgesel anlatısıyla edebiyatımızda yer almıştır.