FİLİZ YURDAKUL ( SİNEM BACI )

Adı Soyadı: Filiz Yurdakul Mahlası: Sinem Bacı

Doğum Yeri – Yılı: Sivas / Zara / Körpınar Köyü – 1954

Etkilendiği Kişi / Kişiler: Pir Sultan Abdal’ın şiirlerini çocukluk yıllarından beri okuduğunu incelediğini belirten âşık, günümüzde ise, yine “çok şey öğrendiğim” diye tanımladığı ihsanî [ihsanî Sırlıoğlu] adını vermektedir.

Şiirlerindeki Konular: Sinem Bacı’nın şiirlerinde öne çıkan konular toplumsal sorunlardır.

Eser Sayısı: ~400 şiir; ~150 müzikli eser.

Sivas’ın Zara ilçesinin Körpınar Köyü’nde dünyaya gelen Hatice ve ismail Yurdakul’un kızı olan Filiz Yurdakul [Bkz. Şekil 4.4], ilkokula yine köyünde başlamıştır. Beş yaşındayken anne ve babası ayrılmış, Filiz Hanım ve kardeşleri babalarıyla birlikte Ankara’ya yerleşmişlerdir [1967]. ilköğrenimini Ankara’da, Lise öğrenimini de dışarıdan tamamlayan Filiz Hanım, 1970 yılından itibaren babalarının işi gereği geldiği İstanbul’da yaşamına devam etmektedir.

Sazı ilk cemlerde tanıdığını belirten Sinem Bacı, Alevi-Bektaşi kültüründe yetişmenin ürettiklerine çok şey kattığını belirtmekte, şiirlere-türkülere olan yakınlığını bu yetişme tarzına bağlamaktadır. Çocukluk yıllarında, rüyalarından daha önce duymadığı melodiler ve sözlerle uyandığını belirten Sinem Bacı, kendisine “dilsiz” denilecek kadar sessiz bir çocukluk geçirmiştir. Okula başladığı dönemlerde öğretmeni yazdığı şiirleri keşfetmiş ve ailesiyle bu durumu konuşmuştur. Aktif olamasa da saz çalan, şiir yazan babası, kızının da özellikle saz çalmasını istemiş ve bu konuda destek olmuştur. 1970’li yıllarda babasının işi gereği geldiği istanbul’da, Sinem Bacı için en önemli gelişme Davut Sularî ile tanışması olmuştur. Oldukça yoğun olan Davut Sularî, kardeşlerine [Haydar ve Müslüm Ağababa] haber vermiş, Sinem Bacı’yı da kardeşlerinin müzik evine yönlendirmiştir. Sinem Hanım, almış olduğu bu desteklerle ilk plağını Musa Pervane’nin sahibi olduğu “Pervanî Plak” da çıkartarak [1972], aktif sanat yaşamına başlamıştır.

Yaşamında bir evlilik gerçekleştiren Filiz Hanım, 1974 yılında Diyarbakırlı Âşık ihsanî [ihsanî Sırlıoğlu] ile evlenmiş ancak evlilikleri kimi sorunlardan dolayı kısa sürmüştür.

Filiz Yurdakul, 1972’de “Behiye Ertürk” ismiyle, 1974’de eski eşşık ihsani’nin vermiş olduğu “Haremşah” ismiyle anılıyorken, bir halk konserinde düzenleyenler tarafından Pir Sultan kızı Sanem Bacı’dan esinlenilerek, “bizim çağımızın Sinem Bacısı” olarak nitelenmiş ve o gün bugündür “Sinem Bacı” mahlasını değiştirmeye müsaade etmemiştir. Sanat yaşamı süresince birçok isim değişikliği yaşamış olan Filiz Hanım, bu nedenle bir zamanlar, dinleyici kitle tarafından benimsenmekte sıkıntı yaşadığını belirterek bu durumu tam bir tecrübesizlik olarak değerlendirmektedir. Ustası olmayan Sinem Bacı, bir zamanlar evli olduğu, Âşık ihsanî’den gelenek adına çok şey öğrenmiş, saz çalmaya da “ustam” dediğşık ihsanî ile başlamıştır. Saz öğrenmeye başlamakla beraber şiirlerini besteleyen Sinem Bacı, çocukluğundan beri çalıp-söylemek olan hedefini eşinin belirlediği repertuarın dışına çıkamadığından gerçekleştirememiştir. Ancak eşinden ayrıldıktan sonra kendi eserlerini çalıp-okuyabilen Âşığın, kendisine özgü kesik mızrap tarzı da o yıllarda keşfedilmiş ve halk tarafından benimsenmiştir.

Âşık edebiyatı nazım türlerinden, özellikle taşlama örnekleri sunan Sinem Bacı, toplumsal içerikli konuları ve inancına dayalı unsurları da dile getirmekte ve bu ifadelerinde, anlatımına coşku katan Sinem Bacı, üzüntü ya da neşe ifade eden, tek başına bir anlam ifade etmeyen [oy, ha, oh…] nidaları kullanmaktadır.

Bir dönem siyasi kimliğiyle de öne çıkan Âşık, 1980 yılında CHP [Cumhuriyet Halk Partisi] ile konser hazırlıklarına başlamıştır. Otuz konserlik bir anlaşma yapan Sinem Bacı, bu konser dizisinin ilkini 11 Eylül 1981’de Büyükada’da vermiştir; fakat, sanat yaşamının en büyük şanssızlığını konserlerinin başladığı hemen ertesi günü 12 Eylül ile yaşamıştır. Artık yasaklı bir sanatçıdır ve uzun yıllar [10–12 yıl] aktif sanat yaşamı sona ermiştir. Bu dönemde maddi sıkıntılar yaşayan Âşığın, sanatını icrâ ederek geçinmesi mümkün değildir ve sekreterlik, fabrika işçiliği gibi iş alanlarında geçimini sağlamıştır. Uzun bir zamanı polis gözetimi ve yargılanmalarla geçiren Sinem Bacı, 1990’larda Sivas Olayları’nın etkisiyle, halkın, basının, araştırmacıların yaşayan halk şairlerini yaşatma amacıyla harekete geçtiklerini belirterek bu ilgi sonucunda, aktif sanat yaşamına devam etme kararı almıştır. Uzun yıllar Bahçelievler Halk Ozanları Derneği kurucu üyeliğini yapmış olan Sinem Bacı, çeşitli dergilere makaleler yazmanın, radyo programlarına katılmanın yanı sıra biyografisinin, şiirlerinin bulunduğu ikinci kitabının hazırlığı içerisindedir.

Sinem Bacı, diğer kadın âşıklarda rastladığımız durum gibi ustası olmadığından, gelenek içerisinde var olma sürecinde çeşitli tecrübeler edinmiştir. Öyle ki bu tecrübelerin çoğu Âşığa zaman kaybettirmiş, kimi zaman yanlış adımlar atmasına sebep olmuştur. Sözgelimi; ürettiklerini çalıp­söylemeye, gelenek adına birşeyler öğrenmeye çalışırken, kendi tabiriyle aceleci davranarak bir kaset yapmaya karar vermiş ve bu süreçte maddi-manevi kayıplar yaşamıştır.

Filiz Hanım, bu dönemde bir de evlilik yaşamıştır. Evliliğini gelenek içerisinden biriyle [Âşık ihsanî] gerçekleştirmesi kendisine avantajın yanında dezavantaj da getirmiştir. “Ustam, Hocam” diyecek kadar eşinden çok şey öğrendiğini belirten Sinem Bacı, öğrenme sürecinden sonra kendi çalışmalarını, ürettiklerini ortaya çıkarıp halk tarafından benimsendikten sonra, özel yaşamında kıskançlıklara varan sorunlar yaşamış, hatta çalışmalarını gizlice yapmak zorunda kalmıştır. Öyle ki, dinleyici karşısında eşinin belirlediği repertuarın dışına çıkamaz olmuştur. Evlilikleri artık bir çıkmaza girdiğinden, ilişkilerini daha fazla yıpratmamak adına ayrılık kararı alan Sinem Bacı, sonraki yıllarda da siyasi kimliğinden dolayı yaşadığı sorunlara rağmen çalışmalarına zor koşullarda destek aramış ve sağlayabilmiştir.