KEVSER EZGİLİ ( EZGİLİ KEVSER )

Adı Soyadı: Kevser Ezgili

Mahlası: Ezgili Kevser

Doğum Yeri – Yılı: Çorum / Bektaşoğlu Köyü – 1969

Etkilendiği Kişi / Kişiler: Pir Sultan Abdal, Şah Hatâyî ve Âşık Veysel’in eserlerinden oldukça etkilenen Âşığın, birebir görüşğü, önerilerini aldığı âşıklar da olmuştur. Bahsi geçen âşıklar Çorum’da yaşamaktadırlar: bağlama üzerine yardım aldığı Selami Saydam, şiir tekniği konusunda yardımlar aldığı Kemal Özgür, Âşık Gardaş [Hamdi Şahin] ve Hayri Ucar, “sosyal içerikli konular yazmamda en önemli yönlendirici kişi” olarak tabir ettiği Âşık Cefaî [Müslüm Koygun]. Hüseyin Çırakman’ın şiirlerinden etkilenen Âşık, Çırakman’ın bilgisinden de faydalanmıştır.

Şiirlerindeki Konular: “Asıl anlatmak istediğim dünya barışıdır” diyen Âşığın, bilim, eğitim, insan konulu, sosyal içerikli şiirlerin yanı sıra aşk, sevgi, gurbet üzerine şiirleri de bulunmaktadır.

Eser Sayısı: ~60 şiir; ~25 müzikli eser.

Çorum’un merkeze bağlı Bektaşoğlu Köyü’nde doğan Kiraz ve Hasan Dikmen’in kızı olan Ezgili Kevser’in [Bkz. Şekil 4.9] soyadı, Dikmen idi. Çorumlu Âşık Selamî Saydam’ın “Ezgili” mahlasını vermesiyle, Kevser Hanım mahkeme kararı ile Ezgili mahlasını soyadı olarak almıştır [1995] ve Kevser Dikmen artık Kevser Ezgili olmuştur. Şiirlerinde mahlas olarak Ezgili soyadını ya da soyadı ile ismini Ezgili Kevser’i kullanmaktadır. Çocukluğu köyünde geçen Ezgili Kevser, ilköğrenimini köyünde, 12 yaşından sonra merkezde yaşamaya başlayarak orta ve lise öğrenimini de Çorum’da tamamlamıştır. Anadolu Üniversitesi Halkla ilişkiler bölümü mezunu olan Âşık, babasının vefatı ile geçimi zorlaşınca Çorum’da şeker fabrikasında çalışmaya başlamıştır.

Müziğe ve şiire olan ilgisinin ailesinden geldiğini belirten Ezgili Kevser babasından oldukça etkilenmiştir. Günlük olaylara irticâlen taşlamalar söyleyen babası, Ezgili’nin şiire olan merakını artırmıştır. Hasan Bey saz çalmazmış; fakat, Ezgili, çocuk yaşlarda sazlı-sözlü ortamlarda epey bulunmuş.

Dokuz yaşlarındayken 40 kadar deyiş bilen Ezgili Hanım, edinmiş olduğu bu repertuarı kültürüne borçlu olduğunu belirtmiştir. Alevi-Bektaşî kültüründe yetişen Ezgili Kevser, çocuk yaşlarda iken babası ile birlikte, dedelerle köy köy gezip Cem’lere katılmıştır. Öyle ki köylerde “Hasan’ın cem yürüten kızı” olarak tanınmıştır.

Bu ortamlarda almış olduğu sorumlulukla erken yaşlarda olgunluk kazandığını belirten âşık, ilerleyen yaşlarda saz eğitimi almak istemiştir. Beklediği eğitimi alamayan Ezgili, Çorum’da kurulan Anadolu Halk Ozanları Derneği’ne üye olmuş, buradaki âşıklarla birlikte 5 yıl kadar turnelere katılmıştır. Bu turnelerle il il [Çorum’un tüm ilçeleri, Ankara, Amasya, Samsun, Sivas, Tokat vd.] gezen Âşık, sadece sahne sanatçılığı yapmış, kendi eserlerini çalıp-söyleyememenin sıkıntısını yaşamıştır. Saz çalamadan bu gelenekte olamayacağını anlamış olan Ezgili Kevser, çevresindeki âşıkların da [Müslüm Koygun (Âşık Cefaî), Kemal Özgür, Ali Rıza Öztürk (Âşık Sorsavuş), Selami Saydam, Hamdi Şahin (Âşık Gardaş), Hayri Ucar] desteğiyle gelenek adına daha fazla bilgi edinmiş, sazına daha fazla zaman ayırmıştır.

Şiirlerinde hece ölçüsünü kullanan Âşık, aşk, sevgi konusunu sıklıkla işlerken toplumsal olayları da büyük ölçüde konu edinmiştir. Güzelleme-koşma, güzelleme­türkü, türlerinde eserler sunan Ezgili’nin ifadelerine, yaşadığı çevrenin dili-üslûbu nadir de olsa yansımaktadır. Yöresindeki köy düğünlerini konserlere benzeten Ezgili Kevser, öğrendiklerini bu düğünlerde uygulamaya başlamıştır. Âşık, katıldığı etkinliklerde, kendi eserlerinin ve derlemelerinin yanı sıra, usta malı tabir ettiği eserlerde öğrenmiş, icrâ etmiştir.

Ezgili Kevser’in gelenek içinde, kadın âşık olarak varlığını ispatlaması kolay olmamıştır. Kendisine bağlama çalma ve şiir yazma tekniğinde yardımcı olan, yol gösteren meslektaşları olmuştur; fakat, Âşığın mesleğinde, “dilediğim gibi kadınlığımı yaşayamadığım” ifadesi dikkat çekicidir. Bu ve benzeri ifadeler doğrultusunda, Ezgili Hanım’ın, mesleğinde varlığını sürdürebilmek için, toplumsal rolüne getirdiği çözüm yollarından biri olan erkeksi görünümünü tespit ettik. Kendisinin de doğruladığı bu durumu kaset [Al Başına Çal Dünyayı] kapağındaki fotoğrafıyla da örneklendirmekteyiz.

Bu örneğin yanı sıra, Âşığın usta-çırak içinde yetişemese de bu duruma getirdiği çözümü de dikkat çekmektedir. Âşık bir ustanın yanında eğitim alamadığından bu bilinci kazanmak adına, yakın çevresindeki köylere gitmiş ve eserler derlemeye başlamıştır. Ezgili Hanım, edindiği bu eserleri usta malı olarak nitelendirmekte, kendisine orijinal bir repertuar oluşturmaktadır.