YAZILI ANLATIMIN GENEL ÖZELLİKLERİ VE SÖZLÜ ANLATIMDAN FARKLARI
İnsanların birbirleri arasında, konuşarak yüz yüze başlattıkları iletişim git gide onlara yetmedi; çünkü her zaman yüz yüze olmaları olanaksızdı. Bunun için duman ile, davul v.s. sesi ile bu iletilerin ulaşabileceği uzaklıktaki yakınlarıyla haberleştiler. Bu iletişim türü çok sınırlıdır ve kalıcı değildir. İnsanların, unutmamak ve gelecek kuşaklara aktarmak için daha kalıcı bilgilere gereksinimi vardı. Bu nedenle mağara duvarlarına çizilen resimlerle, düğümlü iplerle de bu bilgileri saklamaya çalıştılar. Bilgileri geleceğe saklama düşüncesi git gide gelişerek bugün kullanılan yazı türlerini oluşturdu.

İlk yazılı metinlerden biri Kadeş Antlaşması'dır. Antlaşmalarda iki tarafın savaş sonrası barışı korumak için uyacağı kurallar belirlenir. Bu kuralların kuşaklar boyu kalıcı olmasını sağlamak için antlaşma kurallarının yazılarak saklanması gereği vardır. Yazılı anlatımın kullanılması gereklerinden biri de bu olabilir. Bu çabalar sonunda yazıyı kullanmaya başlayan insanoğlu için sözlü anlatıma (konuşma diline) benzeyen, türlü özellikleriyle de ondan ayrılan, yazılı anlatım dili ortaya çıkmıştır. Konuşma dilinin çabukluğu, hareketliliği yanında yazılı anlatım dili daha vakit alıcıdır, durağandır ama kalıcıdır.

Yazılı anlatımın iki boyutu vardır. Bir yazar ile konu arasında, bir de yazmaya başladığında konu ile anlatım kuralları arasında. Bunlardan ilkine yazara bağlı evreler, ikincisine yazmaya bağlı evreler ya da anlatım süreci denir. Yazara bağlı evreler; yazarın gözlemleri, okudukları, konu üzerinde düşünmesi, bu düşünmeden doğan buluşları, tasarladığı bir ana düşüncedir.

Yazıda üzerinde durulan; yazı yazılan; sanat eseri oluşturulan duygu, düşünce, olay, sorun ya da duruma konu denir. Başlık yazının adıdır.

Plân yapmanın amacı, yazıyı bölümlere ayırarak kolay anlaşılmasını sağlamaktır. Üç türlü plân vardır: Düşünsel plân, duygusal plân ,olay plânları. Düşünce yazılarında giriş, gelişme. sonuç; olay yazılarında serim, düğüm, çözüm bölümleri vardır.
Sözlü Anlatım İle Yazılı Anlatım Arasındaki Farklar:

- Sözlü anlatım seslidir, yazılı anlatım sessizdir, sözlü anlatımdaki seslerin yerini yazılı anlatımda harf deniler işaretler almıştır.

- Sözlü anlatım toplumun değişik kesimlerine göre söyleyiş ayrılığı gösterir:İstanbullu kız derken, Eskişehirli gız der. Yazılı anlatımda yöresel ayrılıklar kalkar.

- Sözlü anlatım daha kuralsız, daha gelişigüzeldir; yazılı anlatım kurallıdır. Yazım kuralları ile yine yazıdan ayrılamaz durumdaki noktalama işaretleri vardır. Bunlar da gelişigüzel kullanılamaz.

- Sözlü anlatımda yöresel ve kişisel kullanım esneklikleri doğaldır. Yazılı anlatım, kuralcılığı ile biraz yapay kalır ama bundan yazılı anlatım dili uydurmadır anlamı çıkmamalıdır.

- Sözlü anlatım yüz yüzedir; anlatım baş, el, kol, gövde hareketleriyle desteklenir; anlaşmada dinleyicinin dil mantığı da büyük yardımcıdır. Yazılı anlatım yüz yüze olmadığı için yazılan her söz, yazıldığı gibi işlem görür. Dil mantığı işe yaramayabilir. Yazılı anlatım gücünü, yalnız yazarın dilini kullanmadaki ustalığından ve eksiksiz uygulayacağı yazım kurallarından alır. Bu da dili olgunlaştırır; kültür dili, edebiyat dili, sanat dili ortaya çıkar.

- Sözlü anlatım söylenir söylenmez unutulmaya başlar, çoğu kez aynı konuşmayı aynı biçimde bir kez daha dinleme şansımız yoktur. Yazılı anlatım ürünleri kalıcıdır. Yazıldığı günkü gibi yüzyıllarca kalır.

ANLATIM (İFADE)

YAZILI ANLATIM