ANADOLU'NUN FETHİ

Türkler, Anadolu’ya 4. yüzyılda Hunlar, 6. yüzyılda Sabarlar olarak akınlar gerçekleştirmişler; Abbasî egemenliği döneminde Anadolu’ya yapılan akınlarda da yer almışlardır. 11. yüzyılın başından itibaren Orta Asya’da siyasî, askerî, ekonomik bakımdan iyice sıkışmış durumdaki Türkler, önce Çağrı Bey öncülüğünde Anadolu’ya bir keşif akını düzenlediler. Ardından Tuğrul Bey, Kutalmış ve İbrahim Yınal Anadolu’da fetihler gerçekleştirdiler. Fetih süreci, Büyük Selçuklu Devletinin kuruluşuyla birlikte güç kazanmıştır. 

 Anadolu’da ilk olarak Diyarbakır bölgesini denetim altına alan Türkler, daha sonra Kars, Van, Kayseri, Malazgirt, Konya, İznik gibi bölgelere egemen oldular. Fetih sürecinde çok önemli etkisi bulunan ilk zafer, 1048 tarihinde Pasinler Ovasında Bizanslılara karşı kazanılmıştır. Pasinler’de kazandıkları zaferle Anadolu’nun kapılarını aralamış olan Türkler, 1071 Malazgirt zaferiyle bu kapıları sonuna kadar açmış oldular. Malazgirt’ten sonra Alparslan, savaşa katılan komutanlarına ve Türkmen beylerine hedef olarak Anadolu’yu göstermiştir. 

 Kutalmışoğlu Süleyman Şah, 1075’te İznik’i fethedip bağımsızlığını ilan edince 1308’e kadar egemen olacak olan Anadolu Selçuklu Devleti kurulmuş oldu. Süleyman Şah’ın yönetimindeki Selçuklu bölgelerindeki adalet, huzur ve güven ortamı, Bizans’ın kötü yönetiminden bıkmış olan Anadolu’nun diğer bölgelerindeki halkın dikkatini çekmiş; böylece Anadolu’nun fetih süreci daha da hız kazanmıştır. 

Birinci Kılıçarslan zamanında gerçekleşen fetihler, Haçlı seferleri sebebiyle zaman zaman aksadıysa da 1145’te İkinci Kılıçarslan’ın Bizans kuvvetlerini yenmesiyle, ikinci Haçlı seferlerine rağmen, başarıyla devam etti. İkinci Kılıçarslan’ın 1176 tarihli Miryakefalon zaferi, Türklerin Anadolu’dan atılamayacağını kanıtlamış oldu. 

Bu arada üçüncü ve dördüncü Haçlı seferleri gerçekleşmiş; İkinci Kılıçarslan’dan sonra Anadolu Selçuklu Devleti, zamanla güç kaybetmişti. İkinci Gıyâseddin Keyhüsrev öncülüğündeki Selçuklu Ordusu, 1243’te Anadolu’yu istilâ eden Moğollara karşı Kösedağ Savaşını kaybedince dağılma süreci başladı. 

14. yüzyılın başına kadar devam eden bu süreçte Anadolu’da Beylikler Dönemi de başlamış oldu. Anadolu’daki Türk beylikleri, kendi bölgelerini genişletmek ve egemenliklerini kabul ettirmek için çalışarak, Anadolu’nun fetih sürecini devam ettirdiler. Şüphesiz bu anlamda en büyük katkıyı, egemenliğini 20. yüzyıla kadar sürdürecek olan Osmanlı Devleti yapmıştır. Zira Anadolu’da siyasî birliği sağlayan Osmanlı Devleti, askerî ve siyasî alanda elde ettiği zaferlerini sosyal, ekonomik, mimarî, kültürel ve sanatsal alanlarda sağladığı ilerlemelerle pekiştirmiş ve hem Anadolu’nun hem de Rumeli’nin fethinin kalıcı olmasını sağlamıştır. 

KLASİK TÜRK ‎‎(DİVAN)‎‎ EDEBİYATI