15. YÜZYIL RUHUNU KURAN SANATÇILAR VE ESERLER

15. yüzyıl, Osmanlı Devletinin siyasî, askerî, iktisadî, sosyal ve kültürel alanlarda büyük gelişme gösterdiği bir dönem olmuştur. Bu yüzyılda ağırlıklı olarak İslâmî kaynaklardan beslenen Osmanlı kimliğinin ön plâna çıktığı görülmektedir. 


Olaylara, insanlara, kurumlara, dine, hayata, kültür ve edebiyata bakışta hep bu kimlik ve bilinç etkili olmuştur. Şüphesiz bu kimliğin oluşmasında birçok etken rol oynamıştır. Bununla birlikte 15. yüzyılın siyasal, sosyal ve kültürel anlamda ruhunu oluşturan etkenler arasında en büyük pay, bu dönemde kaleme alınmış eserlere, ortaya konmuş sanatsal ürünlere; dolayısıyla da bunları ortaya koyan sanatçılara aittir.   


15. yüzyılın kültürel anlamda şekillenmesi ve ortaya ortak bir duygu ve düşünce çıkması noktasında etkisi olmuş isimlerden biri Süleyman Çelebi’dir. Öyle ki Vesîletü’n-necât adlı eseri, yalnızca 15. yüzyılda değil, günümüze kadar devam eden süreçte halk arasında Mevlid adıyla kabul görmüş ve büyük bir hayranlıkla okunagelmiştir. Benzer bir etkiyi, Yazıcıoğlu Mehmed, Muhammediyye adlı eseri ile yapmıştır. Bu anlamda Sinan Paşa’nın Tazarrunâme adlı eserinin de özellikle okur yazar kesim üzerinde büyük bir etki yaptığı hatırlanmalıdır. 


15. yüzyılda şeyhü’ş-şuarâ olarak tanınan Şeyhî, daha çok Hüsrev u Şîrîn ve Harnâme adlı mesnevileri ile bu devrin kültürel anlamda şekillenmesinde önemli rol oynamıştır.   Başta Birinci Mehmed (Çelebi), İkinci Murad, İkinci Mehmed (Fatih), İkinci Bâyezîd, Şehzâde Bâyezîd ve Şehzâde Korkut gibi padişah ve şehzâdeler olmak üzere, devrin yöneticileri; şairlere, yazarlara, ilim erbâbına ve sanatçılara gösterdikleri yakın ilgi ve destek dışında bizzat kendileri de eser vermek veya sohbetlerine katılmak suretiyle bunlar arasında yer almış; böylece dönemin kültürel birikimine büyük katkı sağlamışlardır.   


Ahmed Paşa, Türkçe Divanı ile, 15. yüzyılın ruhunu oluşturan isimler arasında dikkat çeker. Hem padişah hocalığına kadar yükselen önemli bürokratik görevleri hem de şairliği ile bu dönemde büyük bir etki sahası bulunmaktadır. Özellikle Bursa’da koruyup gözettiği birçok şair, yazar ve sanatçının katılımıyla oluşturduğu edebî muhit, bu bakımdan önemlidir. Diğer taraftan Molla Câmî’ye ve Doğu Türklerine kadar uzanan şöhreti ile önemli bir tesir gücü olmuştur. Bu dönemde kasideye olan ilginin artmasında önemli katkısı olan şair, nazirecilik ve tarih düşürme gelenekleri açısından da öncü isimlerdendir. Devrin şiir sultanı sayılan bu şaire, zamanında ve sonraki dönemlerde yazılan nazirelerin çokluğu, Ahmed Paşa’nın tesirinin somut göstergelerindendir.   


Necâtî Bey de dönemin edebî ve kültürel anlamda şekillenmesinde büyük rol oynamış isimlerdendir. Türkçe Divanıyla tanınmış olan şair, gazel sahasında gösterdiği başarı ile bu türün 15. yüzyılda gelişmesine büyük katkı sağlamıştır. Ayrıca halk arasında yaygın biçimde kullanılan Türkçe kelimeleri, atasözlerini, deyimleri, gündelik yaşamın belirli parçalarını, âdetleri ve alışkanlıkları klâsik Türk şiiri geleneğine dahil etmiş olması bakımından da önemlidir. Şiir sahasında husrev-i Rûm olarak kabul edilen Necâtî Bey’e 15. yüzyılda ve sonraki dönemlerde pek çok şairin nazire yazdığı ve bütün kaynakların ondan övgü ve hayranlıkla bahsettiği dikkate alınırsa, dönem üzerindeki tesiri daha iyi anlaşılmış olur.   


Bu arada Zeynep Hatun, Mihrî Hatun, Ahmed-i Dâ‘î, Cemâlî, Mesîhî, Hamdullah Hamdî, Eşrefoğlu Rûmî, Le’âlî, Kabûlî, Nahîfî, Mehdî, Senâyî, Hayâtî, Çâkerî, Âfitâbî, Hilâlî, Behiştî, Sun‘î, Şemsî, Halvetî, Karamanî, İvaz Paşazâde Ata‘î, Hûfî, Karamanlı Nizâmî, Kemâl-i Zerd, Melîhî, Kemâl-ı Ümmî gibi devrin diğer şairleri, yazarları, tarihçilerinin ve Hacı Bayram-ı Velî, Akşemseddîn, Şeyh Vefâ, Molla Gürânî, Molla Fenârî, Molla Lütfî, Zenbilli Ali Efendi gibi din adamları ve tasavvuf erbâbının da bu yüzyılın kültürel atmosferinin oluşumunda önemli pay sahibi olduklarını unutmamak gerekir.  

KLASİK TÜRK (DİVAN) EDEBİYATI