15. YÜZYILDA BÜYÜK ŞAİRLER

15. yüzyıl, klâsik Türk şiirinin iyice şekilendiği ve şiir estetiğinin bütün şairlerce benimsenerek uygulandığı bir dönem olmuştur. Türk edebiyatı açısından önemli birçok eserin verildiği bu dönemin tartışmasız üç ismi ön plâna çıkmaktadır. Bunlar mesnevi sahasında yüzyılın en büyük ismi olarak görülen Şeyhî, kaside sahasının üstâdı Ahmed Paşa ve gazelleriyle üstâd olarak anılmayı hak etmiş olan Necâtî Bey’dir.   


Şeyhî (öl.1431?): Asıl adı, Yusuf veya Sinan’dır. Ahmedî’den ders aldığı; İran’da tıp, tasavvuf ve hikmet dersleri gördüğü bilinmektedir. Hacı Bayram-ı Velî’ye intisap etmiştir. Attarlık yapan Şeyhî, Çelebi Sultan Mehmed’in hastalığını iyileştirerek Tokuzlu Köyü’nü tımar olarak kazanmıştır. Bu sebeple ilk reisü’l-etıbbâ (hekimbaşı) olarak da anılmıştır. Klâsik Türk şiirinin ilk büyük şairlerinden oluğundan pişterîn-i şuarâ-yı Rûm veya şeyhü’ş-şuarâ olarak da bilinir. Türkçe Divanı vardır. Hüsrev u Şîrîn, Şeyhî’nin kaynağını Nizâmî’den aldığı meşhur mesnevisidir. Harnâme, şairin mizahî hiciv örneği olarak tanınmış eserlerindendir.   


Tanrı sever güzelleri biz sevicek hatâ mıdur 

Göstereyüm mi âyetin kim bilesin nezeldedür        

 âyet: delil, kanıt.   


Ahmed Paşa (öl.1497): Kazasker Veliyüddîn Çelebi’nin oğludur. İyi bir eğitim görmüş; önce müderris ve kadı, ardından Fatih’in nedîmi ve hocası; nihayet veziri olmuştur. Bir ara Fatih’in gözünden düşmüş, sonra affolmuş, Bâyezîd’in de gözüne girmiş; ancak eski günlerine bir türlü kavuşamamıştır. Bürokrasideki başarısından çok şiirleriyle tanınmıştır. Öyle ki özellikle kasideleri, Molla Câmi’ye kadar ulaşmış, Doğu Türkleri arasında yayılmıştır. Vezirliğe kadar yükselmesinin ve padişahın hocalığını yapmış olmasının da etkisiyle devrinde ve özellikle kaside sahasında üstâd sayılmıştır. Pek çok şairin beğendiği şiirine nazireler yazan Ahmed Paşa, o zamana kadar pek yaygın olmayan tarih düşürme beyitleriyle de dikkat çekmiştir. Leylâ vü Mecnûn adlı bir mesnevisinden bahsediliyorsa da şimdilik elde bulunan tek eseri, Türkçe Divanıdır. İlmî yönüyle sipâhî müftüsü; şair yönüyle şiir sultânı olarak tanınan Ahmed Paşa, hem zamanının hem de sonraki dönemlerin şairlerini derinden etkilemiştir.   


Her kimün kim hemdemi gül yüzli bir cânân olur    

Hânesi cennet gibi dâ’im bahâristân olur                 

cânân: sevgili; hâne: ev   

Necâtî (öl.1509): Asıl adı İsa olup Türkçenin en büyük şairlerindendir. Sana redifli gazeli, Fatih tarafından divan kâtipliğine getirilmesini sağlamış; daha sonra nişancılık da yapmıştır. Şairliğiyle bütün Osmanlı ülkesinde tanınmıştır. Başta İkinci Bâyezîd olmak üzere, devrin önde gelenlerince himâye görmüş olan Necâtî, şiirlerine en çok nazire yazılan şairlerdendir. Şiirlerinde Türkçe söyleyişe, Türkçenin en güzel deyim ve atasözlerine, halk inanışlarına, mahallî geleneklere ve alışkanlıklara yer vermiştir. Bütün tezkireciler, şiir sahasında husrev-i Rûm olarak da anılan Necâtî’nin şairliğine güçlü vurgular yapmışlardır. Türkçe Divanı yanında henüz gün ışığına çıkarılamamış mesnevilerinden de bahsedilmektedir.   


Her kişinin zulmüne sultân olanlar dâd eder    

Bana kim dâd ede k’iden zulmü sultândır bana   Murâdî 

dâd: adalet


Avnî, Adlî, Cem, Harîmî 15. yüzyılın padişah şairleri; Zeynep Hatun ve Mihrî Hatun hanım şairleri; Ahmed-i Dâ‘î, Cemâlî, Mesîhî, Hamdullah Hamdî ve Eşrefoğlu Rûmî de bu dönemde dikkat çeken diğer divan sahibi şairlerdir. Ayrıca bu dönemde Mevlid adıyla bilinen Vesîletü’n-necât’ın şairi Süleyman Çelebi yanında Le’âlî, Kabûlî, Nahîfî, Mehdî, Senâyî, Hayâtî, Çâkerî, âfitâbî, Hilâlî, Behiştî, Sun‘î, Şemsî, Halvetî, Karamanî, İvaz Paşazâde Ata‘î, Hûfî, Karamanlı Nizâmî, Kemâl-i Zerd, Melîhî, Kemâl-ı Ümmî gibi şairler de yetişmiştir.

KLASİK TÜRK (DİVAN) EDEBİYATI