15. YÜZYILDA KLASİK AŞK MESNEVİLERİ

Yûsuf u Züleyhâ: Kaynağını Kurân-ı Kerîm’in oluşturduğu bu mesnevi, Arap ve Fars edebiyatından sonra Türk edebiyatında da yer bulmuştur. Diğer dönemlerde olduğu gibi 15. yüzyılda da Hamdullah Hamdî, Çâkerî, Tebrizli Ahmedî, Abdülvahhâb gibi şairler tarafından Yûsuf u Züleyhâ yazılmıştır. Bu şairlerin yazdıkları Yûsuf u Züleyhâ mesnevilerinin muhtelif nüshaları mevcuttur. Kırımlı Abdülmecid, Dür Big, Bihiştî, Ahmed Sinan, Bekâî gibi şairler tarafından yazıldığı söylenenlere ise henüz ulaşılamamıştır.   

Hüsrev u Şîrîn: İran hükümdarlarından Hüsrev-i Pervîz’in Şîrîn’e aşkını anlatan ve kaynağını İran edebiyatındaki örneklerinden alan bu mesnevinin 15. yüzyıldaki ilk örneğini Şeyhî vermiştir. Ayrıca bu yüzyılda Ahmed-i Rıdvân ile Harîmî’nin de Hüsrev u Şîrîn yazdığı bilinmektedir. Mu‘îdî ve Sabrî’nin var olduğu söylenen mesnevileri ise henüz gün ışığına çıkarılamamıştır.   

Leylâ vü Mecnûn: Arap edebiyatından İran ve Türk edebiyatına geçen bu mesnevi için Türk şairleri genellikle Nizâmî’nin Leylâ vü Mecnûn’unu örnek almışlardır. Bu anlamda bilinen ilk ve en uzun örnek, Edirneli Şâhidî’nin 6.446 beyitlik mesnevisidir. Ayrıca bu dönemde Bihiştî, Ahmed-i Rıdvân, Kadîmî, Hamdullah Hamdî tarafından da Leylâ vü Mecnûn yazılmıştır. Ahmed Paşa, Necâtî Bey, Çâkerî Sinan ve Abdülvehhâb Hayâlî’nin yazdığı söylenen Leylâ vü Mecnûnlara ise henüz ulaşılamamıştır.   

Cemşîd ü Hurşîd: Ahmedî’nin eseri 4.799 beyit, Şehzâde Cem’in Âyât-ı Uşşâk olarak da bilinen eseri ise 5.374 beyittir. Eserde Çin padişahı Şâh Fağfûr’un oğlu Cemşîd ile Rum kayserinin kızı Hurşîd arasındaki aşk macerası anlatılır.   

Hümâ vü Hümâyûn (=Gülşen-i Uşşâk): Şeyhî’nin yeğeni Cemâlî’nin bu mesnevisi, İranlı şair Hâcû-yı Kirmânî’den uyarlama nitelikli bir çeviridir. Arap padişahı Menûşeng’in oğlu Hümâ ile Çin fağfurunun kızı Hümâyûn arasındaki aşkı anlatır.   Tuhfetü’l-uşşâk: Hamse sahibi şairlerimizden Hamdullah Hamdî’nin bu mesnevisi, benzerlerine oranla oldukça başarılı bir örnek olarak değerlendirilmektedir.   

Sînâme: Hümâmî’nin 1.310 beyitlik bu mesnevisi, Emîr Hüseynî’den uyarlama niteliğinde bir çeviridir. Herhangi bir hikâye içermeyen eser, âşıkâne gazellerden oluşmaktadır.   

Gül ü Bülbül (=Bülbülnâme): Rıfâ‘î’nin 327 beyitlik bu mesnevisi, Türk edebiyatında gül-bülbül hikâyesini konu edinen ilk mesnevi olarak bilinmektedir.   

Hassân’ın İranlı şair Assâr-ı Tebrîzî’den çeviri olarak kaleme aldığı  Mihr ü Müşterî’si ve Ümmî İsâ’nın Mihr ü Vefâ adlı eseri de bu yüzyılda yazılan aşk mesnevileri arasında sayılabilir. Süheyl ü Nevbahâr (Bihiştî), Vâmık u Azrâ (Bihiştî), Hüsn ü Nigâr (Bihiştî), Vîs ü Râmin (Bekâî), Gül ü Nevrûz (Zihnî), Mihr ü Mâh (Necâtî), Gül ü Sabâ (Necâtî), Ferruh u Gülruh (Na‘tî); 15.yüzyılda yazıldığı belirtilen; ancak henüz herhangi bir nüshasına ulaşılamayan aşk mesnevileri arasındadır.

KLASİK TÜRK (DİVAN) EDEBİYATI