15. YÜZYILDA SULTANLARA SUNULAN ESERLER

Osmanlı’da bilim ve sanatın gelişmesinde, kültürel birikimi yüksek padişahların yetişmesi büyük rol oynamıştır. Bilgi ve sanatın koruyucusu olarak padişahın bu alanların gelişmesinde büyük etkisi vardır. Sultanların sanatçıyı himaye etmeleri, sultanlara birçok eserin yazılıp takdim edilmesini sağlamıştır.   


15.yüzyıl, Osmanlı Devletinin birçok alanda olduğu gibi kültür alanında da geliştiği bir yüzyıldır. Yüzyılın başında yaşanan kısa süreli bir fetret (iktidar boşluğu) dönemi kültürel hayatı yavaşlatmamıştır. Fetret döneminden sonra Çelebi Mehmed, Osmanlı sarayına bağlanan birçok kültür adamını korumuş, birçok telif ve çeviri eserin yazılmasına sebep olmuştur.   

 

Bu dönemde Çelebi Mehmed adına Zekeriya bin Mehmed-i Kazvinî’nin ansiklopedi şeklinde yazdığı Acâibü’l-Mahlukat isimli eseri; Rükneddin Ahmed tarafından Türkçeye çevirilmiştir. Şair Ahmedî, Cemşid u Hurşid; Abdülvâsi Çelebi ise Halilnâme isimli mesnevilerini dönemin sultanı Çelebi Mehmed’e takdim etmişlerdir. Çelebi Mehmed döneminde, ona sunulan eserlerin yanında diğer devlet adamlarına da eserler sunulduğu görülmektedir. Yazıcı Salih, astronomi ile ilgili olan Melheme’sini İskender bin Hacı Paşa’ya ithafen yazmıştır.    

 

Türkçenin büyük bir devlet dili olmasına ortam hazırlayan II. Murad, Çelebi Mehmed’den bayrağı devralarak Osmanlı’nın kuruluşundan itibaren gerçekleştirmiş olduğu en büyük kültürel hareketliliği başlatmıştır. II. Murad Türkçeye Arapça ve Farsçadan çeşitli tercümeler yaptırmış ve ona ithafen birçok eser yazılmıştır. Bu eserlerde, özellikle sade Türkçenin kullanılmasına önem verdirmiştir. Danişmendnâme’yi Tokat dizdarı Ârif Ali’ye sade bir dille yazdırması, bilinçli Türkçeçiliğinin bir göstergesidir. II. Murad’a takdim edilen çeviri ve telif eserlerin bır kısmı  şöyledir:    

 

Manyasoğlu’nun Gülistan tercümesi, Tuhfe-i Muradî, Mercimek Ahmed’in Kabusnâme Tercümesi, Yazıcıoğlu Ali’nin Târih- i Âl-i Selçuk’u, Hızır bin Celâleddin’in Târih-i İbn-i Kesr Tercümesi, Muradnâme, Hayâtü’l-Hayâvân Tercümesi, Acebü’l-Aceb, Şehnâme Tercümesi, Cevâhirnâme-i Sultan Murâdî, Kitabü’l-Müstakîm, Kırk Vezir Hikayesi.    

 

II.Murad’ın oğlu Fatih döneminde, sultanların kültür hâmiliği artarak devam etmiştir. Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’u dünyanın önemli kültür merkezlerinden biri pozisyonuna getirmek için; şairleri, bilginleri, sanatkarları buraya davet etmesi, onları himayesi, bu dönemde kültür hayatının hızlı bir şekilde gelişmesine yol açmıştır. Fatih Sultan Mehmed, sarayını bilginlere açarken, onları huzurunda bilimsel konularda tartıştırmış, bilim adamlarından bu tartışmaları içeren bilimsel eserler kaleme almalarını istemiştir. Örneğin Mustafa Muslihiddin Bursevî ve Molla Ali Tûsî tehâfüt (eleştirel yaklaşım, tartışma) geleneği çerçevesinde kitap yazmış, bunları Fatih Sultan Mehmed’e takdim etmişlerdir. Fatih’in bu tür konuları içeren eserleri desteklemesi, Osmanlı düşünce hayatının gelişmesinde önemli rol oynamıştır.     

Fatih Sultan Mehmed’e sunulan eserler arasında, Fatih’in isteğiyle  Semerkand’dan İstanbul’a gelen Ali Kuşçu’nun Risâle fi el-Hey ‘e,  Muhammediye, Amirutzes’in Batlamyus Coğrafyası çevirisini sayabiliriz. Ayrıca, devrin hanım şairleri Zeynep ve Mihrî hanımlar divanlarını bizzat Sultan Fatih’e sunmuşlardır.  

 

Yüzyılın son padişahı II.Bayezid, kendisine en çok kitap ithaf edilen padişahlardan biridir. Onun isteğiyle birçok eser yazılmıştır. Örneğin; Aşıkpaşazâde Tarihi, İdris-i Bitlisî’nin Heşt-Behişt’i, Neşrî Tarihi, Muhyiddin Muhammed’in bir hesap kitabı olan Mecmuaü’l- Kavâid’i  bunlar arasındadır.  


Osmanlı padişahlarının sanatçıları ve bilim adamlarını himayeleri 15.yüzyıldan sonra da imparatorluğun yıkımına kadar devam etmiştir.

KLASİK TÜRK (DİVAN) EDEBİYATI