17. YÜZYILDA TOPLUMDA BOZULMA DUYGUSU

16. yüzyılın sonlarından başlayarak 17. yüzyılda, deneyimsiz padişahların idaresinin yarattığı olumsuzluklar, Osmanlı yönetici sınıfının yetkinliğinin giderek azalması, kaybedilen savaşlar, Celâlî isyanları, ekonomik problemler, dinî çatışmalar hemen hemen bütün Osmanlı tarihi kitaplarında söz konusu edilir. Gelibolulu Âlî’nin Nushatü’s-Selâtîn’i, Veysî’nin Hâbnâme’si, Koçi Bey Risalesi, Kâtip Çelebi’nin Düstûrü'l-Amel li-lslahi'l-Halel’i, Veliyüddin Telhisleri, Kitabu Mesalihi'l-Müslimîn ve Menafi'i'l-Mü'minîn, Hezarfen Hüseyin Efendi'nin Telhisü'l-Beyan fi Kavânin-i âl-i Osmân’ı, Defterdar Sarı Mehmed Paşa'nın Nesâyihü'l Vüzerâ ve'l-Ümerâ’sı gibi nasihat kitapları da 17. yüzyılda meydana gelen çözülmeleri geleneksel ıslahat düşüncesine göre yorumlamışlardır. Bu siyaset ve nasihat (öğüt) kitaplarının üzerinde durduğu olumsuzluklar toplumun aynası olan edebiyata da yansımıştır.

17. yüzyılın önemli edebî şahsiyetlerinden Atâyî ve Nâbî eserlerinde Osmanlı Devleti’nin ve toplumunun durumunu eleştirel bir bakış açısıyla ele almışlardır. Atâyî’nin hamsesi içerisinde yer alan Nefhatü’l-ezhâr ve Sohbetü’l-Ebkâr mesnevileri; rüşvet ve yolsuzluklar, hak etmeyenlerin makamlara gelmesi, dini istismar edenler ve dinî taassup, halkı aldatanlar, içkinin zararları, gayrimeşru ilişkiler gibi toplumda görülen aksaklıkları dile getirmiştir. Nâbî de Hayriyyesi’nde Atâyî’nin tespitlerine benzer bir şekilde Osmanlı toplumunun 17. yüzyıldaki durumunun eleştrisini yapmıştır. Nâbî, tıpkı bir sosyolog gibi toplumda görülen aksaklıkları, devletin kötü durumunu, devlet yönetimindeki ve adalet müessesindeki çözülüşü, ekonominin kötüye gidişi gibi pek çok konuyu hem divânında hem de Hayriyye’sinde söz konusu etmiş, çözüm yolları önermiştir.

Atâyî ve Nâbî ile birlikte, toplumdaki bozulma duygusu diğer 17. yüzyıl divân şairlerinin divânlarına da yansımıştır. Divân şairlerinin 17. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde meydana gelen ve tarih kitaplarında üzerinde durulan devlet yapısındaki bozulmaları uyarıcı, bazen de sert bir şekilde düşünce hürriyetlerini kullanarak eleştirdikleri görülmüştür. Karamsar bir tablo çizen şairlerin en çok yakındıkları konu, “rüşvet” ve “kabiliyetsiz, bilgisiz” insanların göreve gelmesidir. Bununla birlikte bu yüzyıl divanlarına göre toplumdaki bozulma duygusu pek çok alanda kendisini göstermektedir: Yiğitlik, cömertlik, yardımseverlik ve mertlik unutulmuş, mert olmayanlar onların yerini almıştır; mümtaz insanların değeri bilinmemektedir; cahillik yaygınlaşmış, cömertliğin yerini cimrilik almıştır; herkese yardım eden insanların yerinde ise, bencil insanlar hüküm sürmektedir; herkes hile yapmaya, birbirini kandırmaya başlamıştır.


KLASİK TÜRK (DİVAN) EDEBİYATI