18. YÜZYILDA OSMANLI İMPARATORLUĞU

Osmanlı İmparatorluğu 18. yüzyıla, padişah II. Mustafa’nın 1703 yılında tahtan indirilmesi ve Şeyhülislâm Feyzullah Efendi’nin kötü bir şekilde öldürülmesi olaylarıyla girmiş, kaynaklarda bu olay “Edirne Vakası” ve “Müftü Vakası” olarak anılmıştır. Bu yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunun temel politikası Karlofça ve İstanbul Antlaşmaları ile kaybedilen yerleri geri almaya çalışmaktır. Yüzyılın başında, Rusların Boğdan’a kadar Osmanlı topraklarına girmeleri üzerine Ruslarla savaş başlamıştır. Osmanlı’nın galibiyeti ile sonuçlanan savaş sonunda, Ruslarla Prut Antlaşması (1711) imzalanmıştır. Osmanlılar bu antlaşma ile Karlofça Antlaşması ile kaybettiği yerleri geri almıştır. 

Rusya’dan sonra, Venedik ve Avusturya ile yenilgiyle biten savaşlar yapılmış, 1718 yılında Pasarofça Antlaşması imzalanmıştır. Antlaşma ile Dalmaçya kıyıları Venediklilere, Macaristan’ın tamamı, Yukarı Sırbistan, Kuzey Eflak ile Belgrat Avusturya'ya geri verilmiştir. Rusya, Prut Antlaşması’na rağmen Karadeniz'e inme fikrinden vazgeçmemiş, bu amaçla Avusturya ile ittifak kurarak Kırım Tatarlarına karşı saldırı başlatmıştır. Savaşta, Avusturya da Rusya'nın yanında yer almıştır. Osmanlı kuvvetleri her iki devleti de ağır yenilgilere uğratmış, önce Avusturya sonra da Rusya ile Belgrat Antlaşmaları (1739) yapılmıştır. Antlaşma ile Rusya, Karadeniz'in Osmanlı gölü olduğunu kabul etmiştir. Antlaşma sırasında Osmanlıları destekleyen Fransa'ya kapitülasyonlar sürekli olarak verilmiştir.

Rusya’nın 18. yüzyıldaki hedeflerinden biri de İran’dır. Rusya'nın İran topraklarını işgale başlaması üzerine Osmanlı Devleti bunu engellemek için harekete geçmiştir. Osmanlı ve Rus kuvvetleri savaşmak üzere iken Fransa'nın aracılığı ile Ruslarla bir antlaşma yapılarak İran toprakları paylaşılmış ama İran bu durumu kabul etmeyerek Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilan etmiştir. Osmanlı-İran savaşları aralıklarla 1746'ya kadar devam etmiş olmasına rağmen iki taraf da önemli bir başarı kazanamamıştır. 

Yüzyılın sonlarında Rusya’nın tekrar Kırım’a saldırması sonucu, Rusya ile altı yıl süren savaşlar başlamıştır. Osmanlıların yenilgisi sonucu Ruslar ile 1774’te Küçük Kaynarca Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma Osmanlı tarihinin en ağır antlaşmalarından biridir. Antlaşmaya göre, Kırım'a bağımsızlık verilecek, ancak Kırım din işlerinde Müslümanların halifesine bağlı olacaktı. Rusya Karadeniz'de savaş ve ticaret gemisi bulundurabilecek, Rus ticaret gemileri boğazlardan serbestçe geçebilecekti. Rusya, İstanbul'da bir elçi bulundurabilecek, istediği yerlerde de konsolosluk açabilecekti. 

Rusya, Küçük Kaynarca Antlaşması’ndan bir süre sonra Kırım'ı işgal etmiştir. Kırım’ın işgali üzerine Osmanlı İmparatorluğu Rusya'ya karşı savaş açmıştır. Savaşta Avusturya da Rusya'nın yanında yer almıştır. Ancak bu sırada ortaya çıkan Fransız İhtilali Avusturya'yı etkilemeye başlayınca Avusturya işgal ettiği yerleri geri vermiş, Avusturya ile Ziştovi Antlaşması (1791) savaş sonunda Ruslarla da Yaş Antlaşması (1792) imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Kırım'ın Rusya'ya ait olduğu kabul edilmiştir. 

18. yüzyılda imparatorlukta bazı önemli gelişmeler de olmuştur. 1718-1730 yılları arası adını lalelerden ve eğlence meclislerinden alan Lâle Devri’nde, İstanbul'da ilk Türk matbaası ve matbaanın kâğıt ihtiyacı için Yalova'da kâğıt fabrikası kurulmuştur. İstanbul’da birçok saray, köşk, çeşme yapılmıştır. I. Mahmud devrinde (1730 - 1754) Topçu ve Humbaracı ocakları Avrupa usulüne göre yeniden düzenlenmiştir. Orduya subay yetiştirmek amacıyla Kara Mühendishanesi açılmıştır. Ayrıca, III. Mustafa devrinde (1756 - 1774) Sürat Topçuları Ocağı kurulmuş, Donanmaya subay yetiştirmek amacıyla Deniz Mühendishanesi açılmıştır. 

I.Abdülhamid döneminde (1774-1787) döneminde ıslahatlara devam edilmiş, İstihkam subayı yetiştirmek için İstihkam Okulu açılmıştır. III. Selim döneminde (1787-1807) Nizam-ı Cedîd adıyla Avrupa tarzında yeni bir ordu kurulmuş, Avrupa başkentlerinde daimi elçilikler açılmıştır.


KLASİK TÜRK (DİVAN) EDEBİYATI