18. YÜZYILDA NESİR

18. yüzyıl nesir sahasında biyofrafik eserler, tarihler, sûrnâmeler, sefâretnâmeler, münşeatlar, dinî ve ahlakî eserler kaleme alınmıştır. Bu yüzyılda genel biyografi alanında, 16. yüzyılda kaleme alınmış Taşköprüzâde’nin Eş-Şakâ’iku’n-nu’mâniyye fî Ulemâi’d-devleti’l-Osmâniyye adlı eserine, Uşşâkî-zâde Seyyid İbrâhim Hasîbî, Şeyhî Mehmed Efendi ve Fındıklı İsmet tarafından zeyil (ek) yazılmıştır.
Vefeyâtnâme türündeki eserleri de biyografik eserler içine değerlendirmek gerekir. Vefeyât, "vefat" kelimesinin çoğul şeklidir. Biyografik eserler içinde de değerlendirilebilecek olan bu tür eserlerde, bahsedilen kişinin ölüm tarihi ve defnedildiği yer hakkında bilgi verilir. Ayvasarayî Hâfız b. İsmail’in bu türde iki eseri vardır. Bunlardan biri, Osmanlı padişahları ve devlet adamlarının bahis konusu edildiği Vefeyât-ı Selâtin ve Meşâhir-i Ricâl; diğeri de şeyhler, şâirler hakkındaki Vefeyât/Tezkire-i Ayvansarayî’dir. Bursalı İsmail Beliğ’in vefeyâtnâme türündeki eseri Gülzâr-ı Riyâz-ı İrfân ve Vefeyât-ı Dânişverân-ı Nâdiredân, Bursa’da doğup büyüyen ve buraya yerleşen padişah, şehzade, vezir, din adamı, bilgin, şair ve diğer tanınmış kişilerin biyografilerine ve ölüm tarihlerine yer verir.

18. yüzyılda şair biyografilerini içeren tezkireler de kaleme alınmıştır. Bu tezkireler, 17. yüzyıldaki antolojik tezkirelerden farklı olarak, biyografi ağırlıklıdır. Mûcib’in Tezkire-i Mûcib’i, Safayî’nin Nuhbetü’l-Âsâr min Fevâ’idü’l-Eş‛âr’ı, Râmiz’in Âdâb-ı Zurefâ’sı, Sâlim’in Tezkire-i Şuarâ’sı, Bursalı Beliğ’in Nuhbetü’l-Âsâr Li Zeyl-i Zübdeti’l-Eş’âr’ı, Silahdârzâde Mehmed Emin’in Tezkire-i Şuâra’sı, Mustafa Safvet Efendi’nin Nuhbetü’l-Âsâr fi Fevâidi’l-Eş’ar’ı, Esrâr Dede’nin Tezkire-i Şuarâ-yı Mevleviyye’si, Âkif ‘in Mir’ât-ı Şi‛r’i 18. yüzyıl şair tezkireleridir.

Bunların dışında, padişahların, vezirlerin, şeyhülislamların hayat hikâyelerinin anlatıldığı biyografik eserlere örnek olarak Osmanzâde Ahmed Tâib’in Hadîkatü’l-Mülûk ve Hadîkatü’l-Vüzerâ’sını verebiliriz. Müstakimzâde Süleyman Şemseddin, Devhatü’l-Meşâyih’inde ise, Osmanlı şeyhülislamlarının biyografilerini anlatılmıştır.

18. yüzyılda vakanüvislik geleneğine bağlı olarak yazılan tarih kitaplarının sayısında ciddi bir artış görülmektedir. Masrafzâde Mustafa Şefîk’in, Şefîknâme’si, Mehmed Râşid’in, Târîh-i Raşid’i, Küçük Çelebizâde İsmail Âsım’ın Âsım Târîh’i, Süleyman İzzî’nin, Târîh-i İzzî’si, Mehmed Hâkim’in Hâkim Tarihi, Çeşmizâde Mustafa Reşid’in Çeşmi-zâde Târîh’i, Sadullah Enverî’nin Târîh-i Enverî’si bu yüzyılın tarih kitaplarıdır.

Bu asırda, Türk edebiyatında yazılmış on üç mensur sûrnâmenin sekizi kaleme alınmıştır. 18. yüzyılda yazarı bilenen sûrnâmeleri, Seyyid Vehbî, Hâzık, Haşmet ve Melek İbrahim kaleme almıştır. Bunlardan Seyyid Vehbî, Sûrnâme’sinde III. Ahmed’in dört şehzâdesi için 1720 yılında yapılan sünnet merasimini anlatır.

Bu dönemde birçok sefâretnâme yazılmıştır. Bunların en önemlilerinden biri Yirmisekiz Çelebi Mehmed tarafından yazılıp III.Ahmed’e ve Sadrazam Damat İbrahim Paşa’ya sunulan Fransa Sefâretnâmesi’dir. Bu eser, Batıyla temasın ilk ürünü olması açısından önemlidir. İbrahim Hanif ve Mehmed Edîb de hac yolculuklarını kaleme almıştır. Bu eserler de sefâretnâme özelliği gösterir.

18. yüzyılda münşeatlar yazılmaya devam etmiştir. Kânî’nin münşeatı bu türün önemli örneklerinden biridir. Defterdâr Sarı Mehmed Paşa’nın 1714-1717 yılları arasında kaleme aldığı Nesâyihu’l-Vüzerâ ve’l-Ümerâ bu türün en meşhur örneklerindendir. Dokuz bölüm ve iki zeyil den (ek) oluşan eser, devlet idaresine dairdir.

Bu dönemde dinî-tasavvufî vadide mensur eser veren iki ünlü isim Erzurumlu İbrahim Hakkı ve Bursalı İsmail Hakkı’dır. İbrahim Hakkı’nın Marifetnâme’si 1757 yılında kaleme alınmıştır. Marifetnâme, çeşitli konuları ihtiva eden ansiklopedik bir eser hüviyetindedir. Bursalı İsmail Hakkı ise, tasavvuf, edebiyat, şerh, Kur’ân tefsiri, fıkıh, hadis ve İslâm hukuku gibi alanlarda, Türkçe, Arapça ve Farsça yüzü aşkın eseriyle bu döneme damgasını vuran önemli şahsiyetlerdendir. Bursalı İsmail Hakkı’nın ise en meşhur eseri Rûhu’l-Beyân’dır. 18. yüzyılda şerhlerin yazılmaya devam ettiğini görüyoruz. Şeyh Gâlib’in Şerh-i Cezîre-i Mesnevî’si Hoca Neş’et’in Terceme-i Şerh-i Dü-Beyt-i Molla Câmi’i, Kâmî’nin Şerh-i Hicv-i Şinâsî’si bunlardan bazılarıdır.


KLASİK TÜRK (DİVAN) EDEBİYATI