18. YÜZYILDA ŞİİR VE ŞİİR ELEŞTİRİSİ

18. Yüzyıl Klasik Türk edebiyatında şiir ve şiir eleştirisi konusunda şuarâ tezkireleri en önemli kaynaklardır. Tezkire yazarlarının çoğunun şâir olduğu göz önünde bulundurulursa, tezkireler aynı zamanda “şiir eleştirisi terminolojisi”nin en eski kaynakları arasında sayılabilirler. Şuarâ tezkirelerinin asıl amacı şairler hakkında “biyografik” bilgi vermek olduğu için, şiir eleştirisi de modern eleştiriden farklı olarak şaire/şairlik gücüne (tab’) odaklı olarak yapılmıştır.


18. yüzyılda şuarâ tezkirelerinin geneline bakıldığında, 16. yüzyıl tezkirelerinde olduğu gibi biyografik bilgilerin arttığı ve örnek şiir metinlerinin azaldığı görülmektedir. 18. yüzyıl tezkireleri, “tezkire dili” olarak adlandırılan “şiir eleştirisi terminolojisi” açısından da zengindirler.

Mûcib’in Tezkire-i Mûcib’i, Safayî’nin Nuhbetü’l-Âsâr min Fevâ’idü’l-Eş‛âr’ı, Râmiz’in Âdâb-ı Zurefâ’sı, Sâlim’in Tezkire-i Şuarâ’sı, Bursalı Beliğ’in Nuhbetü’l-Âsâr Li Zeyl-i Zübdeti’l-Eş’âr’ı, Silahdârzâde Mehmed Emin‘in Tezkire-i Şuâra’sı, Mustafa Safvet Efendi’nin Nuhbetü’l-Âsâr fi Fevâidi’l-Eş’ar’ı, Esrâr Dede’nin Tezkire-i Şuarâ-yı Mevleviyye’si, Âkif ‘in Mir’ât-ı Şi‛r’i 18. yüzyıl şair tezkireleridir.

Şuarâ tezkireleri ile birlikte, Haşmet’in Senedü’ş-Şuarâ’sı, Müstakimzâde Süleyman Sadeddin’in Istılâhâtü’ş-Şiiriyye'si şiir hakkında kaynak eserlerdir.

Haşmet’in Senedü’ş-Şuarâ adlı eseri, Sadrazam Koca Ragıp Paşa adına yazılmış ve ona sunulmuştur. Eser dört fıkra ve bir hatimeden oluşmuştur. Birinci fıkrada şiirin fazileti ortaya konmuş, fesahat ve belâgatin Arapça’ya mahsus olduğu belirtilmiştir. İkinci fıkrada aruz kalıplarına uyan manzum ayet ve hadislerden örnekler verilmiştir. Bu fıkrada Hz. Muhammed’in şiire verdiği önem de anlatılmıştır. Üçüncü fıkrada Hz. Muhammed’in çevresinde bulunan şairlerden ve onun bu şairlere ettiği iltifatlardan bahsedilmiş, Hz. Muhammed’in Kasîde-i Bürde şairi Ka’b b. Züheyr’e hırkasını vermesi anlatılmıştır. Dördüncü fıkrada, dört halifenin, Hz. Fâtımâ’nın, Hz. Âişe’nin, Hz. Hüseyin’in…vb. şiir söyledikleri delilleriyle ortaya konmuştur. Haşmet, hâtimede şiir kelimesindeki harflerin yerleri değiştirilince “arş ve şer’” kelimelerinin ortaya çıkışının kerameti, şiir dinlemenin ve şairlere caize vermenin sünnet-i seniyye olduğu, sultanü’ş-şuarâ ittihaz etmenin (kabul etme, sayma) padişahlar için bir gelenek olduğu, ancak şairler sayesinde padişahların adının yaşayacağı gibi konulara değinmiştir.

Şiir konusunda başka bir kaynak eser Müstakimzâde’nin Istılâhâtü’ş-Şiiriyye’sidir. Müstakimzâde, Istılâhâtü’ş-Şiiriyye’de İslam akidesine göre şiir ve şairin konumu hakkında bilgi verdikten sonra, aruz, cinas, îhâm, kafiye, kaside, tahmis, takti gibi 59 edebî terimin tarifini yapmıştır.

KLASİK TÜRK (DİVAN) EDEBİYATI