18. YÜZYILDA TOPLUM, YÖNETİM VE EDEBİYAT

18. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu için sosyo-kültürel hayatta yeni bir değişimin, Batılılaşma sürecinin başladığı bir yüzyıldır. Bu yüzyılda askeriye başta olmak üzere, bilim, mimarî, kültürel faaliyetler, yaşam tarzı, giyim-kuşam gibi birçok alanda yüzler Batı’ya çevrilmiştir. 

Yüzyılın başında tahtan indirilen II.Mustafa’nın yerine, tahta çıkan III.Ahmed ve sadrazamı Nevşehirli İbrahim Paşa zamanında çeşitli imar, ıslahat ve kültür faaliyetlerinin düzenlendiği, kapıların Avrupa kültürüne aralandığı bir dönem yaşanmıştır. III.Ahmed’in ve Nevşehirli İbrahim Paşa’nın çiçek daha doğrusu lale tutkusu, İstanbul’u bir lale bahçesine dönüştürmüş, Pasarofça Antlaşmasının imzalandığı 1718 yılından, 1730 yılında çıkan Patrona Halil İsyanı’na kadar süren bu dönem Lâle Devri olarak adlandırılmıştır. Bu Batılılaşma süreci içerisinde Lâle Devri önemli bir dönüm noktası teşkil etmiştir. 

Lâle Devrinde, İbrahim Müteferrika tarafından ilk matbaa açılmış, Müteferrika’nın ölümüne kadar bu matbaada 17 kitap basılmıştır. İznik’te çini ve Yalova’da kâğıt fabrikaları kurulmuştur. İstanbul’un birçok yerinde kütüphane açılmış, Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa tarafından, Arapça ve Farsça’dan çeviriler yapmak üzere tercüme (çeviri) heyetleri kurdurulmuştur. Avrupalılar hakkında bilgi edinmek için Paris ve Viyana gibi şehirlere Osmanlı elçileri gönderilmiştir. Bu yüzyılda Osmanlının Batı’ya bakışını göstermesi açısından Yirmisekiz Mehmed Çelebi’nin Fransa Sefâretnâme’si çok önemlidir. 

Bu yüzyılda İstanbul’un manzara bakımından en güzel yerlerine Neşâtâbâd, Asafâbâd, Hüsrevâbâd, Sadâbâd…vb. köşk ve kasırları inşa edilmiştir. Kâğıthâne, 17. yüzyılda olduğu gibi bu yüzyılda da eğlence mekânıdır. 

Lâle Devrinde görülen bu olumlu gelişmelere rağmen, devlet erkânındaki lüks ve israf merakı, III. Ahmed’e ve Sadrazam İbrahim Paşa’ya duyulan tepkileri artırmış, bu dönem Patrona Halil İsyanı ile kanlı bir şekilde 1730 yılında sona ermiştir. 1722’de III. Ahmed’in görkemli bir törenle açtığı, padişah ve devlet erkânının eğlence mekânı, Lâle Devri’nin simgesi Sadâbâd sarayı ise yıkılmıştır. 

III.Ahmed’den sonra gelen padişahlar ise daha çok askeri bakımdan ıslahatlara yönelmişlerdir. I.Mahmud devrinde (1730 - 1754) Topçu ve Humbaracı ocakları Avrupa usulüne göre yeniden düzenlenmiş, Orduya subay yetiştirmek amacıyla Kara Mühendishanesi, III.Mustafa devrinde ise (1756 - 1774) Deniz Mühendishanesi açılmıştır. I.Abdülhamid devrinde de (1774 - 1787) ıslahatlara devam edilmiştir. Kara ve deniz mühendishaneleri yenilenmiş, orduya destek sağlayacak istihkâm subayı yetiştirmek için İstihkâm Okulu açılmıştır. III. Selim devrinde (1787 - 1807) Nizam-ı Cedîd adıyla Avrupa tarzında yeni bir ordu kurulmuş, kara ve deniz mühendishaneleri ıslah edilmiştir. Avrupa başkentlerinde daimi elçilikler açılmış, fakat Kabakçı Mustafa isyanı sonucunda III. Selim tahttan indirilmiştir.

İstanbul’daki bu faaliyetlere rağmen taşradaki Osmanlı insanı yoksulluk, işsizlik ve artan vergi yükü problemleri ile karşı karşıya kalmıştır. 18. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunun içine düştüğü siyasî, toplumsal, ekonomik…vb. alanlardaki problemler, imparatorluğun taşra teşkilatındaki kotrolünü yitirmesine ve ayânların/taşradaki yöneticilerin kendi çıkarları peşine düşmelerine sebep olmuştur. Rüşvet ve vurgunculuk, bu yüzyılda Osmanlı toplumunu etkileyen en büyük problemlerdir. Siyasî ve toplumsal hayattaki çözülme olgusu karşısında, 17. yüzyılda olduğu gibi ıslahatnâme ve layiha yazma geleneği yaygınlaşmıştır. 

Toplumsal ve siyasî alandaki bu problemlere rağmen edebiyat alanında Nedîm ve Şeyh Gâlib gibi iki şahsiyetin 18. yüzyıla damgasını vurduğu görülmektedir. Lâle Devri şairi Nedîm, kendine ait üslubuyla hem dönemindeki hem de kendisinden sonra yaşayan birçok divân şairini etkilemiştir. Şeyh Gâlib ise, Mevlevî kimliğinin ve Sebk-i Hindî’nin de etkisiyle, Nedîm’e göre farklı bir mecrada eserlerini meydana getirmiş, Klasik Türk şiirinin son büyük halkası olmuştur.



KLASİK TÜRK (DİVAN) EDEBİYATI