18. YÜZYILDA BÜYÜK DİNÎ KLASİKLERİN KALEME ALINMASI

18. yüzyıl, dinî klasiklerin yazımının arttığı bir yüzyıldır. Bursalı İsmail Hakkı tasavvuf, edebiyat, şerh, Kur’ân tefsiri, fıkıh, hadis ve İslâm hukuku gibi alanlarda, Türkçe, Arapça ve Farsça yüzü aşkın eseriyle bu döneme damgasını vuran önemli şahsiyetlerdendir. Bursalı İsmail Hakkı, eserlerinde dinî ve tasavvufî bilgisini, âlim ve edebî kişiliğini, kültürünü ortaya koymuştur. Tefsîr-i Rûhu’l-Beyân, Şerh-i Muhammediyye, Şerh-i Mesnevî, Şerh-i Pend-i Attâr, Şerh-i Bostân, Şerh-i Hadîs-i Erba'în Bursalı İsmail Hakkı’nın en tanınmış eserlerdir. 

Bursalı İsmail Hakkı ile birlikte bu yüzyılın önemli şahsiyetlerden biri olan Erzurumlu İbrahim Hakkı, oğlu Seyyid Ahmed Nâimî için Mâriftetnâme adlı eserini kaleme almıştır. Eserin tamamlanış tarihi 1170/1757’dir. Mârifetnâme, astronomi, anatomi, coğrafya, fıkıh, fizyonomi, geometri, ilm-i kıyâfet, matematik, mûsikî, tasavvuf, tefsîr, tıp, psikoloji gibi birçok konuyu içeren ansiklopedik bir kitaptır. Eser, bir mukaddime, üç ana bölüm ve bir hatimeden oluşmuştur. Mârifetnâme’nin mukaddimesi, dünya ve ahiret düzeninin kuruluş ve işleyişiyle ilgili âyetlerle başlamakta, kıyâmet alâmetleri, âhiret hâlleri ve mekânlarının anlatılışı ile bitmektedir. Ayrıca mukaddimede eski kozmografya bilgilerine de yer verilmektedir. 

Birinci bölümde Erzurumlu İbrahim Hakkı, madde âleminin yaratılışı, akıllar, nefisler, felekler (burçlar ve gezegenler), dört unsur, çamurdan bitkiye ondan hayvana ve insana doğru gelişen bir devir nazariyesi, hendese (geometri) bilgileri, dünyanın küre şeklinde olması üzerinde durmuştur. 

Erzurumlu İbrahim Hakkı, ikinci bölümde fizyolojinin faydaları, fizyoloji yardımıyla insan bedeninin tanıtılması, organlar, beden-ruh ilişkileri hakkında bilgi vermiştir. Marifetnâme’nin ikinci bölümünün en dikkat çekici kısmı, ilm-i kıyâfet tekniğinin yani organların şeklinden hareketle kişinin ahlakının, huyunun ve yeteneklerinin nasıl anlaşıldığının anlatıldığı bölümdür. 

Mârifetnâme’nin üçüncü bölümünde ise, Kur’ân’a, Sünnet’e uymanın ve namazı önemi, dünyanın geçiciliği vurgulanmış, sünnî tasavvuf anlayışı çerçevesinde tasavvuf kavram ve konuları, evliyanın vasıfları anlatılmıştır. Eserin hâtimesinde de toplum içinde her tür insanla yaşamak ve bu konuda Hz. Muhammed’i örnek almanın önemi üzerinde durulmuştur. Mârifetnâme ile birlikte Müstakimzâde Süleyman Sadededdin, İmam-ı Azam’ın Arapça kaleme aldığı Fıkh-ı Ekber’ini ve Şeyhüslislâm İshak Efendi ise, Kadı Iyâz’ın meşhur hadis kitabı Şifâ’yı Türkçeye 18. yüzyılda çevirmişlerdir.

KLASİK TÜRK (DİVAN) EDEBİYATI