19. YÜZYIL TÜRK EDEBİYATI (KLASİKTEN MODERNE ARA DÖNEM)

19. yüzyıl, değişme/yenileşme çabaları nedeniyle Osmanlı İmparatorluğu açısından önemli bir dönem olmuştur. Topyekûn bir medeniyet değişimine girişen imparatorluk; siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda pek çok yenileşme hamlesine imza atmış ve bu yolla ayakta kalmaya çalışmıştır. Bu çabaların bir sonucu olarak gerçekleşen zihniyet değişimi, Türk edebiyatının asırlardır süren geleneğinin de yıkılması sonucunu doğurmuştur. Batı medeniyetinin etkisi yeni bir edebî ve estetik zevk dünyasının oluşumunu beraberinde getirmiştir. 

Bu dönemde klâsik şiirin soyut âlemi, kendini tekrar eden, kalıplaşmış yapısı kırılmaya uğramış ve yeni şiir anlayışının gelişme süreci başlamıştır. Diğer taraftan Osmanlı’nın gazete ile tanışmasıyla yazı dilinde halkın anlayabileceği bir dil oluşturulmaya çalışılır. Çoğunu edebiyatçıların oluşturduğu aydın kesim, edebî eserler aracılığıyla toplumu medeniyet değişimine hazırlar. Ayrıca edebi ve estetik zevkin gelişmesi yönünde adımlar atarlar. Bu süreçte edebi tartışmalar da iyice alevlenir. Batı kültürü, gazetenin ardından Türk edebiyatına roman ve hikâyeyi tanıtır. Bu sayede Türk edebiyatının modern edebiyata doğru geçirdiği dönüşüm hızlanmış olur. “Ara dönem” olarak tanımlanan bu dönem, edebiyatın klâsikle modern arasındaki geçiş dönemi olması yönüyle önemlidir. 

Edebiyatta bu dönemin başlangıcı olarak ilk eserlerin verildiği 1860 yılı gösterilmekle beraber, ara dönemin 1839’da ilan edilen Tanzimat Fermanı’nın getirdiği yenilikçi hava ile meydana geldiği unutulmamalıdır. Ara dönemi uzun soluklu bir süreç olarak tanımlamak daha doğru olacaktır. 1860 yılının bir başlangıç olarak görülmesinin önemli bir sebebi, ilk özel gazete olan Tercüman-ı Ahvâl’in bu tarihte yayın hayatına başlamasıdır. Gazete ile birlikte çeviriler, yeni edebi eser denemeleri ve tefrika romanlar yayımlanır. Bütün bunlar edebi tartışmalara zemin hazırlar. 

Ara dönemin en önemli özelliği doğu ile batı kültürü arasında kalmış olmaktan doğan ikilemdir. Bu durum, sanatçıların fikirlerine yansıdığı gibi eserlerine de girmiştir. Aynı zamanda edebi tartışmalara ortam hazırlamıştır. Modern çerçevede ilk örneklerin verildiği Servet-i Fünûn’a kadar uzanan bu dönem, gelenek ile batı edebiyatı arasında bir yerde bulunması sebebiyle ara dönem adını almıştır.



KLASİK TÜRK (DİVAN) EDEBİYATI