Cumhuriyet Döneminde Türk Tiyatrosu (1923 - 1980)

Cumhuriyet Dönemi’nde Türk tiyatrosu hem kurumsal bir yapıya kavuşmuş hem de tiyatro sanatı açısından çeşitli atılımlar yapılmıştır. Çağdaş Türk tiyatrosunun Batı tiyatrosu düzeyine getirilmesinde Muhsin Ertuğrul’un büyük katkısı olmuştur. Muhsin Ertuğrul, Darülbedayi’de (konservatuvar) Türk öğrencilerine tiyatro dersleri vermiş, yerli oyunculara öncelik tanımış, Türk yazarları desteklemiştir. Bu dönemde Ankara’da Devlet Tiyatroları kurulmuş, bazı büyük şehirlerde şubeleri açılmış, turneler düzenlenerek tiyatro halkın ayağına götürülmüş, tiyatroya bilinçli seyirci yetiştirilmiştir. Özel tiyatrolar ise yeni tiyatro anlayışını ve akımlarını sahneledikleri oyunlarla tanıtmış, özellikle turnelerle tiyatroyu Anadolu’da onlar yaygınlaştırmıştır.


Cumhuriyet Dönemi’nde tiyatro yazarlığı da büyük bir gelişme göstermiştir. Bazı yazarlar tiyatro türünde eser vermiş, bu durum Türk tiyatrosunun oyun repertuvarındaki çeviri oyun, yerli oyun rekabetini olumlu yönde etkilemiştir.


Tiyatro, özellikle çok partili döneme geçildikten sonra siyasî içerik kazanmıştır. Siyasal iktidarların baskıcı tutumları, tiyatro yazarlarını yeni biçim ve dil arayışlarına yöneltmiş, dramatik veya epik türdeki oyunlarda toplumsal yaşamdan kesitler verilmiştir.


Atatürk’ün ölümüne kadar geçen sürede tiyatro, çoğunlukla Atatürk devrimlerini ve ilkelerini topluma benimsetme görevi üstlenmiştir. Atatürk’ün tiyatroyu önemsemesi ve desteklemesi, tiyatronun bir kamu hizmeti olduğu görüşünün yerleşmesini sağlamıştır.


Bu dönemde tiyatro yazarları, savaş vurguncularının kolay kazanılmış bir servetin üstünde, türlü aşırılıkları ve taşkınlıklarıyla toplumun genel ahlak anlayışına ters düşen bir yaşam sürdürmelerini eleştirmişlerdir. Güçlü ve acımasız iş adamları, kurnaz fırsatçılar, içgüdüleri doğrultusunda hareket eden kadınlar vb. temalar işlenmiştir. “Yaşayan Ölüler, Tersine Akan Nehir” (Cevdet Kudret), “İşsizler, Üç Kişi Arasında” (Vedat Nedim Tör), “Bir Adam Yaratmak, Tohum” (Necip Fazıl Kısakürek), “Esirler” (Sabahattin Ali) bu dönem eserlerinden bazılarıdır.


İkinci Dünya Savaşı ve çok partili dönemin bunalımlı yılları Türk tiyatrosunda yeni bir yazar kuşağı ortaya çıkarmıştır. Batılılaşmanın yanlış anlaşılması, paranın bayağılığı ve insan ahlakı üstündeki olumsuz etkileri, değişen değer yargıları, ekonomik sorunlar, aile dramları vb. konular işlenmiştir. “Köşebaşı” (Ahmet Kutsi Tecer), “Büyük Şehir, Küçük Şehir, Paydos” (Cevat Fehmi Başkut), “Üç Kahraman, Gölgeler” (Ahmet Muhip Dıranas) bu dönem eserlerinden bazıdır.


1950-1960 yıllarında tiyatroyu geliştirme gibi bir çaba olmayınca Muhsin Ertuğrul bir bankanın desteğiyle çağdaş anlamda ilk özel tiyatroyu (Küçük Sahne Tiyatrosu) kurmuştur. Devlet tiyatrolarına ayrılan bütçenin dışında tiyatroya verilen destek durdurulmuştur. Bu olumsuzluklara rağmen hem oyun yazarlığı hem de çeşitli tiyatro yönelişleri açısından verimli bir dönem yaşanmış, Dormen Topluluğu ve Kent Oyuncuları diye özel tiyatrolar kurulmuştur. Tiyatro ele aldığı sorunları sergilemekle kalmayıp yorumlamaya yönelmiş, yazarlar bireysel sorunları aşarak toplum sorunlarını ele almışlardır. “Ve Değirmen Dönerdi ” (Haldun Taner), “Tanrılar ve İnsanlar ” (Orhan Asena ), “Cengiz Han’ın Bisikleti” (Refik Erduran), “Biraz Gelir misiniz?” (Aziz Nesin) bu dönem eserlerinden bazıdır.


1960 sonrası tiyatro yaşamı ve oyun yazarlığı gelişmeye başlamış, özel tiyatroların sayıları artmış, üniversitelerde tiyatro eğitimi başlatılmıştır. Dramatik yazarlıkta insanlık, toplum ve dünya sorunlarının genellemesine yönelen, efsane ve tarihe dayanarak çağın eleştirisini yapmaya çalışan oyunlar ağırlık kazanmıştır. “Midas’ın Kulakları” (Güngör Dilmen), “Ayak Bacak Fabrikası ” (Sermet Çağan), “Mikado’nun Çöpleri, İçerdekiler” (Melih Cevdet Anday), “Nalınlar” (Necati Cumalı), “Keşanlı Ali Destanı, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım” (Haldun Taner) vb. bu dönemin belli başlı oyunlarıdır.


Türk tiyatrosu, 1971-1980 döneminde Anayasa değişiklikleriyle demokratik ortamın aldığı büyük yaralardan ciddi biçimde etkilenmiştir. Özel durum gerekçesiyle oyunlara sansür ve denetim uygulanmıştır. Siyasi partilerin belirli ve tutarlı bir sanat görüşünün bulunmaması, ekonomik sıkıntılar ve devlet konservatuvarının kalitesinin düşmesi tiyatroda bir bunalım ortamı doğurmuştur. Toplumsal ve siyasal konulu oyunlarda artış; tarihî ve aile sorunlarını işleyen oyunlarda ise azalma olmuştur. Bu dönem yazarlarının daha çok evrensel anlamda oyunlara eğildiği de görülmüştür. “Yollar Tükendi” (Ülkü Köksal), “Bozkır Güzellemesi” (Nezihe Araz), “Rumuz Goncagül” (Oktay Arayıcı), “Kâtip Çıkmazı” (Dinçer Sümer) bu dönemin belli başlı oyunlarıdır.