Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri: Cumhuriyet Sonrası Halk Şiirinin Genel Özellikleri ve Temsilcileri
- Cengiz Yıldırım
- 7 Ara 2025
- 3 dakikada okunur

Genel Özellikleri
Sanatçılar, usta-çırak ilişkisi içinde yetişmeye devam etmişler ve saz eşliğinde şiir söyleme geleneğini -birkaç sanatçı dışında- sürdürmüşlerdir.
Sanatçılar, geleneksel konuların yanında güncel konuları da şiirlerinde ele almışlardır.
Şiirlerde divan şiiri geleneğinin, Arapça ve Farsçanın etkisinin azalmasıyla sade, anlaşılır bir dil kullanılmıştır.
Şairler, saz eşliğinde şiir söylemeyi, hece ölçüsünü ve dörtlük nazım birimini kullanmayı devam ettirmişlerdir.
Şairler, son dörtlükte mahlas kullanma geleneğine bağlı kalmışlardır.
Cumhuriyet Dönemi halk şairleri diğer dönemlerin halk şairlerinden farklı olarak şiirlerinde başlık kullanmışlardır.
Seyahat imkânlarının ve iletişimin gelişmiş olması âşıkların yurt içi ve yurt dışında tanınmalarını kolaylaştırmıştır.
Konya ve Sivas'ta düzenlenen Âşıklar Bayramı ile âşıklık geleneğine ilginin artırılması amaçlanmıştır.
Dönemin önemli halk şairleri; Âşık Veysel Şatıroğlu, Âşık Feymani, Abdurrahim Karakoç, Ali İzzet Özkan, Sefil Selimi, Âşık Daimi, Murat Çobanoğlu, Şeref Taşlıova, Âşık Mahzuni Şerif, Neşet Ertaş'tır.
Temsilcileri ve Eserleri
Âşık Veysel Şatıroğlu (1894-1971)
20. yüzyılın en ünlü halk ozanıdır.
Yedi yaşlarında iken çiçek hastalığından dolayı sağ gözünü daha sonra da bir kaza ile sol gözünü kaybetmiştir.
Ahmet Kutsi Tecer'in Sivas'ta düzenlediği Âşıklar Bayramı ile tanınmıştır.
Şiirlerini hece ölçüsü ve içten, sade, yalın bir dille söylemiştir.
Toprak sevgisi, Atatürk, cumhuriyet, yaşama sevinci, kardeşlik duygusu vb. temalar üzerine şiirler söylemiştir.
Bütün şiirleri Ümit Yaşar Oğuzcan tarafından derlenerek "Dostlar Beni Hatırlasın" adıyla yayımlanmıştır.
Âşık Feymani (1942-...)
Asıl adı Osman Taşkaya olan Feymani, Osmaniye'nin Kadirli ilçesine bağlı Azaplı köyünde doğmuştur.
Bölgede Karacaoğlan geleneğinin yaygınlığı, ailesinde âşıkların olması onun da bu geleneğe ilgisini arttırmıştır.
Doğal, akıcı ve içten bir söyleyişe sahip olan Feymani; şiirlerini atasözleri, deyimler, alkış ve kargışlar vb. yerel ve özgün halk söyleyişleriyle zenginleştirmiştir.
Şiirlerinde aşkın yanı sıra gurbet, ayrılık, kaderden ve felekten yakınma, vatan, kahramanlık gibi temaları ele almıştır.
Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
Cumhuriyet Dönemi'nde Millî Edebiyat anlayışını esas alan şairler arasında olan sanatçı önce milli söylemi benimsemiş, sonra İslami anlayışa yönelmiştir.
Hece ölçüsünü ustalıkla kullandığı şiirlerinde milli-İslami, halkçı söyleyişte bir derinlik yakalamıştır.
Şiirlerinde doğallığı ön planda tutan şair, şiiri davasının tercümanı olarak kullanmayı yeğlemiştir.
Toplumsal ve siyasal eleştiri içeren taşlama türü şiirleriyle tanınmıştır.
En ünlü şiirleri "Mihriban", "Unutursun Mihriban'ım", "Dosta Doğru", "Tohtur Beg", "Hakim Beg"dir.
Şiirleri: Hasan'a Mektuplar, El Kulakta, Dosta Doğru, Kan Yazısı, Suları Islatamadım.
Âşık Ali İzzet Özkan (1902-1981)
Sivas'ın Şarkışla ilçesinin Höyük köyünde doğmuştur.
Aşık Sabri'den saz dersleri almak dışında düzenli bir eğitimi olmamış ancak âşıklık geleneğinin köylerinde ve çevresinde yaygın olması onun gelişmesinde önemli olmuştur.
Şiirlerini hece ölçüsüyle kaleme alan âşık, şiirlerinde toplumsal ve siyasi meseleler ile aşk temasını ele alır.
"Mühür Gözlüm", "Şu Sazıma Bir Düzen Ver", "Güzele Bakması Çok Sevap Derler" gibi birçok şiiri ses sanatçıları tarafından seslendirilmiş ve geniş kitlelere ulaşmıştır.
Şiirleri: Türk'ün Sazından, Âşık Ali İzzet Ağlıyor, Kitap Küçük Dert Büyük, Teller de Muradın Alsın, Mühür Gözlüm.
Sefil Selimi (1933-2003)
Sivas yöresinde, lebdeğmez şiir söyleyen ve karşılaşma yapan nadir âşıklardandır.
Konya Âşıklar Bayramı'na ve Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde düzenlenen birçok etkinliğe katılmış ve birincilikler elde etmiştir.
Şiirleri: Yâr Badesi, Çoban Narı, Yalın Kat.
Âşık Daimi (1932-1983)
Asıl adı İsmail Aydın olan âşık aslen Erzincanlıdır, dedelerinin saz şairi olması nedeniyle küçük yaşta âşıklık geleneğini öğrenmiştir.
Şiirlerinde insan sevgisi, hoşgörü, saygı, birlik ve beraberlik temaları ile insan ögesini ön planda tutmuştur.
Şiirleri: Ne Ağlarsın, Seherde Bir Bağa Girdim, Bir Seher Vaktinde.
Âşık Murat Çobanoğlu (1940-2005)
Çobanoğlu mahlasını kullanan âşık, Kars'ın Kaleiçi mahallesinde doğmuştur.
Artvin, Konya, Kars, Muş, Erzurum gibi yurdun değişik yerlerinde düzenlenen etkinliklerdeki başarıları ile dikkatleri çekmiştir.
Özellikle atışma alanındaki başarısı, saza olan hakimiyeti ve kendine özgü söyleyiş tarzı ile güçlü şiirler söylemiştir.
Şiirlerinde didaktik özellikler ve ulusal duygular ağır basan şair, Kars'ta Âşıklar Kahvesi açmıştır.
"Kiziroğlu Mustafa Bey" türküsü ile ünlüdür.
Şeref Taşlıova (1938-2014)
Kars'ın Çıldır ilçesine bağlı Gülyüzü (Pekreşen) köyünde doğmuştur.
Usta-çırak ilişkisi ile yetişen sanatçı, çıraklığını Âşık Kasım'ın yanında yapmış; bu dönemde başka sanatçılardan da istifade etmiştir.
TRT Kars Radyosunda uzun yıllar halk şiiri üzerine programlar hazırlamış, farklı dönemlerde üç defa yılın sanatçısı ödülünü almıştır.
TRT'nin düzenlemiş olduğu "Atatürk" konulu şiir yarışmasında, güzelleme dalında "Biri Anadolu Biri Atatürk" isimli şiiriyle Türkiye birincisi olmuştur.
UNESCO tarafından âşıklık geleneğine katkılarından dolayı yaşayan insan hazinesi seçilmiştir.
"Gönül Bahçesi" adlı şiir kitabı Kültür Bakanlığı tarafından yayımlanmıştır.
Âşık Mahzuni Şerif (1940-2002)
Kahramanmaraş'ın Afşin ilçesinin Berçenek köyünde dünyaya gelmiş, 1961 yılında ilk plağı ile müzik piyasasında adını duyurmuştur.
Halk Ozanları Fedarasyonu tarafından dünyanın en büyük üç ozanından biri olarak gösterilmiştir.
Türk halk müziği sanatçıları tarafından söz ve besteleri sıkça kullanılmıştır.
"Dom Dom Kurşunu", "Çeşmi Siyahım", "Yedin Beni", "Gül Yüzlüm", "Merdo", "Dostum Dostum", "Yalan Dünya" gibi eserleriyle tanınmıştır.
Neşet Ertaş (1938-2012)
Kırşehir'e bağlı Çiçekdağı ilçesinin Kırtıllar köyünde dünyaya gelmiştir.
Anadolu abdal aşiretlerinin Orta Anadolu koluna mensup olan sanatçı, yaşamın müzikle sürdürüldüğü abdal geleneğinin edebiyatımızdaki en önemli temsilcisidir.
Babasının kendisine ilham kaynağı olduğunu dile getirmiştir.
Eserlerinde "Garip" mahlasını kullanan ve "Bozkırın Tezenesi" olarak ünlenen Neşet Ertaş, çoğunlukla gurbette diyardan diyara dolaşarak yaşamını geçirmiştir.
Eserlerinde Anadolu insanının acı ve kederini dile getirdiğini ifade eden Ertaş'a, İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tarafından 2011'de fahri doktora ünvanı verilmiştir.
"Gönül Dağı", "Zahidem", "Neredesin Sen", "Kendim Ettim Kendim Buldum" en bilinen eserlerindendir.
Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri: Cumhuriyet Sonrası Halk Şiirinin Genel Özellikleri ve Temsilcileri


















Yorumlar