Edebiyat ile Düşünce Akımları/Felsefe Arasındaki İlişki

Güzel sanatların dallarından biri olan edebiyat, diğer bilim dallarıyla olduğu kadar felsefeyle de etkileşim içerisindedir. Felsefe en genel anlamıyla insan, doğa, evren ve değerleri anlamak amacıyla sürdürülen en kapsamlı bir araştırma, birleştirici ve bütünleştirici bir açıklama girişimi olarak tanımlanabilir. Edebiyat ile felsefe arasında sıkı bir ilişki ağı mevcuttur. Bu iki alan öncelikle ele aldıkları konu bakımından benzerlik gösterir.


Her ikisi de insanlığı ilgilendiren bir konuyu, bir problemi ele alır: varlık, doğa, insan, evren… Bu yüzden edebî eserlerin içerik bakımından felsefi bir boyuta sahip olduğunu, şair ve yazarların beslendiği ana kaynaklardan birinin de felsefe olduğunu söyleyebiliriz. Felsefe, ilk çağlardan beri kuramsal anlamda da edebiyata önemli katkılarda bulunmuştur. Öyle ki Türk ve dünya edebiyatına yön veren edebî akımların ortaya çıkışında bir felsefi düşünce ve birikim olduğu görülmektedir. Filozoflar da edebiyatın anlatım imkânlarını kullanmışlar, düşüncelerini farklı edebî türlerle dile getirmişlerdir.


Sanatçıların, felsefeden içerik bakımından yararlanmaları edebî eserleri hiçbir zaman felsefi eser yapmaz. Bu iki türdeki eserlerin birtakım ortak noktaları olsa da üzerinde durdukları konuyu ele alışlarında, ele alış amaçlarında, dili kullanmalarında ve dayandıkları temel özellikleri bakımından birbirinden bütünüyle ayrılır. Edebiyat ile felsefenin farklılıkları şöyledir: