Fiillerde Zaman, Kip, Kişi ve Olumsuzluk

 

Eylemlerde Zaman

Eylemlerin temel anlamlarından biri de zaman ilgisidir. Zaman; başlangıcı, sonu olmayan; başlangıç ve son düşünülemeyen soyut bir süre kavramıdır, bir akıştır.


Genel olarak üçe ayrılır:

I. Geçmiş zaman

II. Şimdiki zaman

III. Gelecek zaman


I. Geçmiş zaman: İş (edim), anlatıştan önce yapılmıştır: Orhan dün geldi. Sizi aradık. Gezmeye gitmişsiniz...

II. Şimdiki zaman: İşin (edimin) yapılmakta olduğunu, başka bir deyişle işle anlatışın birlikte olduğunu bildiren zamandır: Orhan kapıyı açıyor. Ben elimi kaldırıyorum. Siz dinliyorsunuz...

III. Gelecek zaman: İşin (edimin) söylendikten sonra yapılacağını bildiren zamandır: Orhan bize gelecek.

Uluslar yükselecek. Biz de yükseleceğiz...


Eylemlerde Kişi

İşi, oluşu, kılışı, hareketi; yani edimi yapan varlığa kişi adı verilir. Eylemler kişileri bakımından üç çeşittir:


Birinci kişi: getirdim, söyleyeceğim; okuyoruz, yazabildik, yardım edelim...

İkinci kişi: getirdin, söyleyeceksin; okudunuz, anlatabilirsiniz...

Üçüncü kişi: getirdi, söyleyecek, okusun, sorabilir; anlatıyorlar, başarmalılar...


EYLEM KİPLERİ

Eylemler, zaman ve anlam özelliklerine göre türlü eklerle değişik biçimlere girer. Bu biçimlerin her birine kip denir. Kipler, iki bölüme ayrılır:


I. Bildirme Kipleri (Haber Kipleri): Eylemin yapıldığını, yapılacağını bildiren kiplerdir: -di, -miş, -ecek, -(i)yor, -(ı)r. Hepsi de zaman anlamlıdır.


II. Dilek Kipleri (Tasarlama Kipleri): Eyleme dilek anlamı katan kiplerdir: -meli, -e, -se, -sin. Özel bir zaman anlamı yoktur. Hepsinde kendini pek göstermeyen bir gelecek zaman anlamı sezilir. Onun için bu kipler zamanlara değil anlamlarına göre adlandırılmışlardır. Bu dört kipin anlamca ortak yönü ‘dilek’tir.


Bildirme Kipleri:

• Görülen geçmiş zaman kipi

• Duyulan geçmiş zaman kipi

• Şimdiki zaman kipi

• Gelecek zaman kipi

• Geniş zaman kipi


Dilek Kipleri:

• Gereklilik kipi

• İstek kipi

• Dilek-şart kipi

• Emir kipi


Bildirme Kipleri (Haber Kipleri)

Eylemin yapıldığını, yapılacağını bildiren bildirme kiplerini şöyle inceleyebiliriz:


Görülen Geçmiş Zaman (Kesin Geçmiş): Eylem tabanlarına (kök ya da gövdelerine) -di eki gelir. Bu ek, uyuma ve benzeşmeye göre değişerek -di, -dı, -du, -dü; -ti, -tı, -tu, -tü olur.


Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı

Bir dakika araba yerinde durakladı.

Geçidi atlayınca şaşırdım sevincimden.

Sen onları görmedin; koşarak gittiler.

Atlarımız çözüldü... Girdik handan içeri.

(Han Duvarları, Faruk Nafiz Çamlıbel)


Çekimi: Geldim, yazdın, okudu, güldük, içtiniz, korktular... örneklerinde görüldüğü gibi tekil ve çoğul kişi ekleri alarak çekimlenir. Çekimi bir eylemde görelim:



• İşin sözden önce yapıldığını bildirir:

Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle!

Bir yaz günü geçtik Tuna’dan kafilelerle...

(Akıncı, Yahya Kemal Beyatlı)


• İşin yapıldığı -söyleyenin duyularıyla ya da inancıyla- kesindir:

Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç sakladı. (Ben işittim.)

Bir dakika araba yerinde durakladı. (Ben gördüm.)

(Faruk Nafiz Çamlıbel)


Fatih, İstanbul’u fethetti (Olay, tarihin tanıklığıyla kesin bir gerçektir.)...


Duyulan Geçmiş Zaman: Eylem tabanlarına -miş eki gelir. Ünlüler uyumuna göre değişerek -miş, -mış, -muş, -müş olur. Zaman bakımından görülen geçmiş zaman kipi gibidir, işlerin sözden önce olduğunu bildirir. Görülen geçmiş zaman ile duyulan geçmiş zaman birbirinden kesinlik bakımından ayrılırlar. Görülen geçmişte işin yapıldığı kesindir. Duyulan geçmişte bu kesinlik yoktur. Söyleyen kendisi görüp duymamış, başkalarından işitmiştir.


Orhan bir ev almış. (Aldığını görmedim, söylediler.)

Bir gün böyle (cimri) elçilerden biri Yahya Kemal’e demiş ki:

Orhan, Erzurum’a gitmiş, arkadaşları da Kars’a gitmişler.

Beni dün aramışsın, aramışsınız...

• İşin yapıldığını kesinlikle kavrayamayış, farkında olmaksızın yapılış anlamında da kullanılır:

Başladım uyku taharrisine, lakin ne gezer?

Sızmışım bir aralık neyse yorulmuş da meğer

Ortalık açmış uyandım; dedim, artık gideyim.

(SeyŞ Baba, Mehmet Akif Ersoy)


• Bu kip, masallarda çok kullanılır:

Bir varmış bir yokmuş, gurbet çölünde bir susuz seyyah varmış. Allah ona acımış, bir pınara rast getirmiş: Pınar ona can, sonra da iman vermiş. (Bir İçim Su, Refik Halit Karay)

Bir varmış, bir yokmuş... Annesi söylemiş, Keloğlan dinlememiş; almış başını, gitmiş gurbete...


• Şaşma, şaşırtma durumlarında kullanılır:

Bak bak!... Karşıki tepelere kar yağmış!...


• Acıları, üzüntüleri anlatmaya elverişlidir:

Vardım ki yurdundan ayak götürmüş;

Yavru gitmiş, ıssız kalmış otağı.

Camlar şikest olmuş, meyler dökülmüş;


Sakiler meclisten çekmiş ayağı.

Laleyi, sümbülü, gülü har almış;

Zevkü şevk ehlini ahu zar almış,

Süleyman tahtını sanki mar almış.

(Bayburtlu Zihni)


Gama tebdil olmuş ülfetin çağı!

Güller kurumuş, son kuş uzaklaşmış ufuktan;

Sönmüş hep ocaklar ve hep ölmüş kelebekler;

Sorsam şu uçuk yüzlü ve yaş gözlü çocuktan

Atiden acep elleri böğründe ne bekler.

(Cenap Şahabettin)


•Sesteki ton değişikliğiyle öğünme ve böbürlenmelerde kullanılır: Biz öylelerini çok görmüşüz...


Şimdiki Zaman: Eylem tabanlarına -(i)yor eki getirilerek yapılır.


Kar yağıyor.

Çocuklar kartopu oynuyorlar.

Ne duruyorsunuz?

Niçin oynuyorsunuz?

Anlamıyorum...


Kendinden önceki geniş ünlüleri daraltır: bekle - bekliyor, iste - istiyor, gitme - gitmiyor, yazma - yazmıyor...


Daralan ünlü, iki yuvarlak ünlü arasında kalırsa yuvarlaklaşır: söyle - söylüyor, durma - durmuyorum, kokla - kokluyorlar, gürle -gürlüyor...

• İşte anlatışın birlikte olduğunu belirtir:


Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor.

(Yahya Kemal Beyatlı)


Gökten dökülen sıcak, yanakları yakıyor, göğüsleri eziyor, nefesleri tıkıyor, elle tutulabilir bir alev hâline geliyor. (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)


• Geçmişteki olaya bir yakınlık, şimdiki zaman anlamı katmak için de kullanılır:

Kurtuluş Savaşı başarıyla sona erince Atatürk, yeni bir toplumsal savaşa, devrimler yapmaya başlıyor.


• Geçmiş, gelecek ve geniş zaman anlamlı kullanışları da çok yaygındır.


Gelecek Zaman: Eylem tabanlarına -ecek eki getirilerek yapılır.

Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin.

Bir gün yapacak fen şu siyah toprağı altın;

Her şey olacak kudret-i irfanla inandım.

(Tevfik Fikret)


Ne var ne yoksa dünyada kalacak

Ölüp gittiğin zaman...

(Nahit Ulvi Akgün)

• İşin sözden sonra olacağını, yapılacağını bildirir.


• Olasılık anlamı da verebilir.

Evde ekmek olacak. (Sanırım evde ekmek var.)


• Ünlüyle biten eylem tabanlarına ekten önce /y/ kaynaştırma ünsüzü gelir.


-ecek eki kalın heceden sonra -acak olur.


Geniş Zaman: Eylemin her zaman yapıldığını, yapılacağını bildirir.

Alçak yere yatma sel alır

Yüksek yere yatma yel alır.

(Atasözü)


Şen adam güneşe benzer; girdiği yer aydınlanır. (Cenap Şahabettin)


Münafığın sonu gelmez, söner sefil ocağı. (Mehmet Akif Ersoy)

Roman yazmaktan zevk duyarım. (Ahmet Mithat)

İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar. (Yahya Kemal Beyatlı)


Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim.

Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim.

Adam, aldırma da geç git, diyemem aldırırım;

Çiğnerim, çiğnenirim; hakkı tutar kaldırırım.

(Mehmet Akif Ersoy)


Çalış başarırsın, başarırsınız; biz de bunları görür, seviniriz...

Yukarıdaki örneklerin hepsine birer “Ne zaman?” sorusu katılınca yanıt “Her zaman, her vakit” olur.


• Alışkanlıkları anlatmaya yarar: