Fiillerin (Eylemlerin) Çatısı

 

Eylemlerin nesnelerine, öznelerine göre olan özelliklerine; bir başka deyişle çekimli bir eylemden oluşan yüklemin nesne ve özneye göre gösterdiği durumlara çatı denir.


Nesnelerine Göre Eylemler

Eylemler, nesne alıp almadıklarına göre ikiye ayrılır:


• Geçişli eylemler

• Geçişsiz eylemler


Geçişli Eylemler

Turgut kapıyı açtı. Yalçın şiir okuyor. cümlelerinde Turgut’un “açma” işinden etkilenen öge, kapı;

Yalçın’ın “okuma” işinden etkilenen öge, şiirdir. Kapıyı ve şiir sözcükleri “nesne”dir.


Bir örnek daha verelim:

Bu yüksek tepeye dikti bu taşı. (Yahya Kemal)

Yukarıdaki cümlelere göre öznelerin yaptıkları “açmak, okumak, dikmek” işleri başkalarına geçmiş, başkalarını etkilemiştir. Başka bir deyişle öznenin etkisi dışa dönüktür.


Öznesinin yaptığı iş başkasına geçen; yani nesne alan eylemler geçişlidir.


Geçişsiz Eylemler

Kuş uçar. Yalçın düştü. Top patladı.

Susadım gayet hararetten kati.

(Mevlit, Süleyman Çelebi)

Yukarıdaki cümlelerde “uç-, düş-, patla-, susa-” eylemleri özneden başkalarına geçmiyor; yani öznenin etkisi dışa vurmuyor. Öznesinin yaptığı iş başkalarına geçmeyen; yani nesne almayan eylemler geçişsizdir.


Bir eylemin geçişli olup olmadığını, nesne alıp almadığını denemek için eyleme “Neyi?”, “Kimi?” sorularından biri sorulur. Sorulardan biri uygun düşer, soruya yanıt alınırsa eylem geçişlidir. Sorular uygun düşmez, yanıt alınmazsa geçişsizdir.


Şu örneklerde deneyelim:

Dinleyiniz. Neyi? Dersi, konferansı... Kimi? Beni...

Gördüler. Neyi? Evi, odayı, ağacı... Kimi? Orhan’ı...

Yazacak. Neyi? Şiiri, ödevi...


Yukarıda verilen örneklerde sorulan sorulara yanıt alınıyor; eylemler geçişlidir.


Oysa;

Geldik. Neyi geldik? Kimi geldik?

Durunuz. Neyi durunuz? Kimi durunuz?

Gülmek. Neyi gülmek? Kimi gülmek?


Yukarıda verilen örneklerde ise sorulan sorulara yanıt alınamıyor; eylemler geçişsizdir.


Geçişsiz Eylemlerin Ekle Çatı Değiştirmesi

Aşağıdaki örneklerde de görüleceği gibi geçişsiz eylemler geçişli duruma gelebilir:

Üşümek, geçişsizdir; üşü-t-mek, -t ile geçişli olmuştur.

Yatmak, geçişsizdir; yat-ır-mak, -Ir ile geçişli olmuştur.

Ötmek, geçişsizdir; öt-tür-mek, -DIr ile geçişli olmuştur.

Dalmak, geçişsizdir; dal-dır-mak, -DIr ile geçişli olmuştur.


Örnekler gösteriyor ki geçişsiz bir eylemin kök ya da gövdesine uyuma göre -t, -Ir, -DIr eklerinden biri gelirse eylem geçişli olur. Bu şekilde oluşan eylemlere oldurgan eylemler denir. Aşağıda bu yapılar daha ayrıntılı olarak ele alınacaktır.


-t, -(I)t Ekiyle Geçişli Olan Eylemler

I. İnle-tmek, yürü-tmek, büyü-tmeli, eri-tmeli, acı-tıyor...

II. İncel-tmek, azal-tmak, doğrul-tmak, yüksel-tmeli, alçal-tıyor...

III.Öksür-tmek, aksır-tmak, kabar-tır, otur-tmadı, bağır-tmaz...

IV. a) Tüketmek, aldatmak, avutmak, öğretmek...

b) İletmek, yönetmek, yaratmak, gözetmek...


Yapılışı

Bu eylemlerin tabanları ikişer hecelidir.

I. örneklerde tabanlar ünlü ile bitiyor.

II. örnekler, sıfatlardan -(e)l ekiyle türemiş eylemlerdir.

III. örnekler, tabanları /r/ harŞyle biten ikişer heceli köklerdir.

IV. -t ile geçişli duruma gelmişe benzeyen eylemler vardır: tüketmek, aldatmak, kirletmek, avutmak, öğretmeli, donatmak...


Bunların -t’siz kökleri kullanılmadığı için bunları oldurgan değil geçişli saymak yerinde olur.


Ayrıca;

/rk/ ile biten tabanlar da -It eki alır: sark-ıtmak, kork-utmamış, ürk-ütmeyiniz...

/k/ ile biten kimi tabanlar da -It eki alır: ak-ıtmak, kok-utmak...


-(I)r Ekiyle Geçişli Olan Eylemler

Piş-irmek, taş-ırmak, kop-armak, duy-urmak, doy-urdu, bit-ir-, çık-ar-, kaçır- , aş-ır-, düş-ür-, uçur-...


Yapılışı

Eylemlerin hepsi de birer heceli köklerdir. Ancak böyle olan her kök -(I)r ekiyle geçişli yapılmaz: in-dirmek, kay-dırmak, kız-dırmayınız, küs-türmüş, koş-turuyor...


-r’den önce gelen ünlü, çok kez dardır; düz geniş ünlü olduğu da görülür: koparmak, gid-ermek, çık-armak...


Kesin bir kurala bağlanamayan bu ek için genel kullanılışa uymak doğru olur.


-DIr Ekiyle Geçişli Olan Eylemler

I. Es-tirmek, öt-türmek, in-dirdim, koş-turmuş, gez-direlim, gül-dürmek, var-dırmak...

II. Kucaklaş-tırmak, sevin-dirmek, inan-dırmış, uslan-dıracak...


Yapılışı

I. -DIr eki daha çok bir heceli köklere gelmektedir.

II. İki ve daha çok heceli eylem tabanlarından;

• Sonunda /l/ ya da /r/ bulunmayanlara ve ünlülerle bitmeyenlere gelmektedir.

• Dönüşlü ve daha çok işteş tabanlar da -DIr’ la çatı değiştirebilirler.


Geçişlilik Derecelerinin Artırılması

Geçişsiz eylemler, eklerle geçişli olabildikleri gibi geçişli eylemler de bu eklerle ikinci, üçüncü dereceden geçişli olur:


“Yaz-” eylemi geçişlidir, -DIr ekiyle ikinci dereceden geçişli olur: yaz-dır-... Bir ek daha (-t) eklenirse üçüncü dereceden geçişli olur: yaz-dır-t-... Bunlara ettirgen, katmerli ettirgen eylemler de denir.


Turgut kitabı aldı. “Aldı” aslında I. derece geçişlidir.

Turgut kitabı Ahmet’e aldırdı. “Aldırdı” ekle II. derecede geçişli olmuştur.

Turgut kitabı Ahmet’in aracılığıyla Yalçın’a aldırtmış. “Aldırtmış” iki ekle III. derecede geçişli olmuştur.


Dördüncü dereceye çıkanlar da vardır: böl-, böldür-, böldürt-, böldürttür-...


Bu eklerle bütün geçişsiz eylemler geçişli olduğu gibi geçişlilerin de geçiş dereceleri artırılabilir. Ancak ikiden çok ek getirmek sakıncalıdır; ikiden çok ek geldiğinde:


• Anlamı kavramak güçleşir. “Turgut kitabı aldı.” cümlesinde “almak” işini, doğrudan özne (Turgut) yapıyor. Eylem ikinci dereceden geçişli olunca, “Turgut kitabı Ahmet’e aldırdı.” şeklinde, “almak” işini özne (Turgut), Ahmet’e yaptırıyor. Üçüncü derecede; “Turgut kitabı Ahmet’in yardımıyla Yalçın’a aldırtmış.” cümlesinde de “almak” işini özne (Turgut) değil, araç olan Ahmet değil ikisinin etkisiyle üçüncü bir kişi olan Yalçın yapıyor. Eklerin sayısı; yani geçiş dereceleri bundan fazla olursa özne etkisinin kaç araçtan geçtiğini kavramak güçleşir.


• Çok ekli bir eylemin söylenişi de ses açısından güçleşir, sevimsiz olur.


Örneğin “yazdırttırdım” eyleminde üç geçiş eki vardır. Sesleri çıkartmak zorlaşmaktadır, eylemin kaç kişinin etkisi ve aracılığı ile yapıldığını kavramak kolay değildir.


Sayısı çok olmasa da kimi eylemler geçişlilik eki alırken gövdelerinde, az çok, değişmeler olur:

Gel- eyleminin geçişlisi (geldir- değil) getirdir.

Kalk- eyleminin geçişlisi (kalktır- değil) kaldırdır.


Öznelerine Göre Eylemler

I. Turgut Orhan’ı dövdü.

II. Orhan dövüldü.

III. Turgut’la Orhan dövüştü.

IV. Anneleri dövündü.


Bu cümlelerde öznelerin iş bakımından durumları şöyledir:


I. cümlede özne (Turgut), işi yapandır.

II. cümlede özne (Orhan), işten etkilenendir.

III. cümlede özne (Turgut’la Orhan), işi karşılıklı yapmışlardır.

IV. cümlede özne (anne), hem işi yapan hem de işten etkilenendir.


Eylemin eki değiştikçe öznenin durumu da değişmektedir. Özneyi ilgilendiren bu değişikliğe de çatı denir.


Öznelerine göre eylemler, çatı bakımından dörde ayrılır:

. Etken eylemler

. Edilgen eylemler

. Dönüşlü eylemler

. İşteş eylemler


Etken Eylemler:

Özneleri yapıcı olan eylemler etken çatılıdır.


Turgut, Yalçın’ı çağırdı. Ben gideceğim. Çocuk uyumuş...

Haydar Atlamazoğlu, memnun memnun koltuğuna oturur. (Bekir Sıtkı Kunt)


Bu cümlelerde özneler, eylemlerin anlattığı işi, oluş ve kılışı (edimi) yapmaktadır, yapandır; özneler yapıcıdır.


Edilgen Eylemler:

Özneleri, yapılan işin etkisine uğrayan eylemler edilgen çatılıdır.


Yalçın çağrıldı. Sular çekilmiş. Kapı açıldı. Şiir okunuyor.


Etkenlerde özneler yapıcıydı; oysa bu cümlelerde özneler, eylemlerin anlattıkları işlerden, oluş ve kılışlardan etkilenmişlerdir.


Yapılışı

I. Ünlülerle biten eylem tabanlarından sonra -n eki gelir: yıka-n-, temizlen-, oku-n-...

II. /l/ ünsüzü ile biten eylem tabanlarından sonra -In eki gelir: al-ın-, bil-in-, sil-in-...

III. Diğer eylem tabanlarından sonra -Il eki gelir: sev-il-, yaz-ıl-, sar-ıl-...


Çiğnendi yeter varlığımız cehlile kahra

Doğrandı mübarek vatanın bağrı sebepsiz.

(Tevfik Fikret)


Dönüşlü Eylemler:

Yapılan işin yapana döndüğünü veya bir işin kendi kendine yapıldığını gösteren eylemler dönüşlü çatılıdır.


Zeynep süslendi, inciler takındı. Kadın dövünüyor, söyleniyor.

Orhan soyunuyor, yıkanacak, sonra kurulanıp giyinecek.

Aşevinden gelen kebap kokusunu derin derin koklayarak yırtıcı bir iştahla yalandı. (Devlet Ana, Kemal Tahir)

“Nereye sindi, saklandıysa bulurlar, asarlar yavrumu asarlar!” diye çığrınıyordu. Kapıdan girdi usul usul. Kızlar çığrınıp kalktılar. (Tırpan, Fakir Baykurt)


Eylemlere dönüşlülük anlamı -(I)n ekiyle katıldığı gibi “kendisi, kendine, kendi kendini” adıllarıyla da katılabilir:


Orhan övünüyor. = Orhan kendini (kendi kendini) övüyor.

Tehlikeden korun. = Tehlikeden kendini koru.


-(I)n ekiyle türemiş edilgen eylemler de biçimce dönüşlülere benzer:


“Yıkan-” eylemi;

Çamaşır yıkanıyor.” cümlesinde edilgendir; çamaşırı başkası yıkıyor. “Turgut yıkanıyor.” cümlesinde ise dönüşlüdür; çünkü “yıkayan” da “yıkanan” da Turgut’tur; yani Turgut kendini yıkamaktadır.


“Süslen-” eylemi;

Etraf süslenmiş.” cümlesinde edilgendir; etrafı başkaları süslemiştir. “Zeynep süslenmiş.” cümlesinde ise dönüşlüdür; çünkü “Zeynep kendini süslemiş.” demektir.


Eğer -(I)n eki cümleye “kendini, kendine” anlamını katıyorsa dönüşlüdür. Bu anlam yoksa, eylemi özneden başkası yapmışsa edilgendir. Cansız öznelerin kendi kendilerini etkilendirmesi; yani işi kendi üzerlerinde yapması düşünülemez ve olmaz. Bunun içindir ki cansız öznelerin eylemleri dönüşlü olmaz.


Kimi eylemlerin de edilgenleriyle dönüşlüleri ayrı ayrı eklerle yapılır; edilgenleri -Il, dönüşlüleri -In ekini alır:


Edilgen Dönüşlü

Görmek – görülmek - görünmek

Dövmek – dövülüyor - dövünüyor

Giymek – giyildi - giyindi

Sevmek – sevilir – sevinir


-In ekiyle dönüşlü çatıları gelişmemiş kimi eylemlerde -Il ekiyle türemiş olanlar hem edilgen hem de dönüşlü anlamlarında kullanılır:


Silah atıldı. (edilgen)

Orhan ileriye atıldı. (dönüşlü)

Bayrak dikildi. (edilgen)

Turgut karşımıza dikildi. (dönüşlü)

Süte su katılmış. (edilgen)

Yalçın da “Geziye katılacağım.” diyor. (dönüşlü)


Bunları sözün gelişinden kolayca ayırt etmek de mümkündür. Cümlede gerçek özne varsa eylem dönüşlüdür; yoksa edilgendir.


İşteş Eylemler:

İşteş yapılı eylem tabanlarında başlıca şu anlamlar vardır:


Birliktelik: İşi, oluşu, kılışı iki veya daha çok özne birlikte yapar:

Bülbüller ötüşüyor, kuzular meleşiyor, serçeler cıvıldaşarak uçuşuyorlardı.


Kadınlar kaçıştılar, ağlaşıp yana yana,

Dağıldılar gittiler, her birisi bir yana.

(Yusuf Ziya Ortaç)


Karşılık: Eylemi iki, ikiden çok özne karşılıklı yapar:

Dostlar sevişir, kucaklaşır; düşmanlar dövüşür, boğazlaşırlar.

Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa anlaşırlar.

Bayram günleri barışır, sevişir, öpüşür... hiç olmazsa susuşurlar. (Burhan Felek)


Dönüşlü ve İşteş Eylemlerin Çatı Değiştirmesi

Dönüşlülerle işteş eylemlerin pek çoğu nesne almaz; geçişsizdir. Bütün geçişsizler gibi eklerle çatıları değişir; geçişli olur: sevinmek - sevindirmek, soyunmak-soyundurmak, giyinmek-giyindirmek; dövüşmek-dövüştürmek, paylaşmak - paylaştırmak, görüşmek- görüştürmek, çekişmek- çekiştirmek...


Dönüşlü ve işteş eylemlerin birkaçı nesne alır; geçişlidir:

Orhan yeni elbiselerini giyinmişti. Ortaklar mallarını bölüştüler.

Kardeşler babalarından kalan varlıklarını paylaştılar. ...


Dönüşlü ve işteş eylemler etkendirler. Bunlardan bir kısmı edilgenlik ekiyle çatı değiştirir: