Geçiş Dönemi Türk Edebiyatı (11-12. Yüzyıl)

10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Dersi: Geçiş Dönemi (11-12. Yüzyıl)


Türkler, İslamiyet’i kabul etmeden önce Orta Asya’da atlı-göçebe kültürün etkisiyle şekillenen bir yaşam biçimi sürdürmekteydi. Türklerin İslamiyet’le tanışmasında 751 yılındaki “Talas Savaşı” etkili olmuştur. Çinliler ve Araplar arasında yapılan bu savaşı Karluk Türklerinin desteğiyle Araplar kazanmıştır. Bu Savaştan sonra Türkler ile Araplar arasında ticari ve kültürel etkileşim başlamıştır. İslamiyet’i yakından tanıma fırsatı bulan Türkler İslamiyet’i kabul ederek yeni bir kültür ve medeniyetin etkisinde kalmışlardır. Bu değişiklik hayatın her alanını etkilediği gibi edebiyatı da etkilemiştir.

Geçiş Dönemi (11-12. Yüzyıl) Genel Özellikleri
  • Türkler 8. yüzyıldan itibaren İslamiyet’in etkisinde kalmış ancak İslamiyet’in Türkler arasında yayılması 10. yüzyılda gerçekleşmiştir.

  • Geçiş Dönemi, Türk edebiyatında İslamiyet’in Kabulünden Önceki Dönem’den İslami Dönem’e geçişi ifade etmektedir.

  • İslam uygarlığı etkisinde verilen ilk eserler Karahanlı Türkçesiyle yazılmıştır.

  • Bu dönem eserleri şunlardır: Kutadgu Bilig, Dîvânu Lugâti’t-Türk, Atabetü’l-Hakâyık ve Divân-ı Hikmet’tir.

  • Bu dönemde nazım birimi ve ölçü bakımından tam bir birlik sağlanamamıştır.

  • Hem dörtlük nazım birimi ve hece ölçüsü hem de beyit ve aruz ölçüsünün bir arada kullanıldığı görülür.

  • Geçiş Dönemi eserlerinde içerikte ve dilde İslamiyet’in etkisi göze çarpmaktadır.

Geçiş Dönemi (11-12. Yüzyıl) Eserleri

Kutadgu Bilig, Geçiş Dönemi’nin edebî eser niteliği taşıyan ilk örneğidir. Aynı zamanda İslamiyet’in etkilerinin görüldüğü ilk eserdir.

  • Kutadgu Bilig’in kelime anlamı “Mutluluk Veren Bilgi”dir.

  • 1069’da Yusuf Has Hâcip tarafından yazılan ve Karahanlı Hükümdârı Tabgaç Buğra Han’a sunulan eser, insanlara hem bu dünyada hem de ahirette mutlu olmanın yollarını göstermeyi amaçlamaktadır.

  • Türk edebiyatında ilk “mesnevi” olma özelliğini taşır.

  • Aruz ölçüsünün fe’ûlün/fe’ûlün/ fe’ûlün/fe’ûl kalıbıyla yazılmıştır.

  • Eser 6645 beyit ve 173 dörtlükten oluşmaktadır.

  • Eserde dörtlüklerin kullanılması onu İslamiyet’in kabulünden önceki şiir geleneğine; beyitlerle, mesnevi nazım biçimiyle ve aruz ölçüsüyle yazılması da İslamiyet etkisindeki şiir geleneğine bağlamaktadır.

  • Kutadgu Bilig, öğretici yanı ağır basan ve düşünce ağırlıklı bir eserdir.

  • Eserde “bir yaşantı veya davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme” anlamına gelen “alegoriler” yer almaktadır. Bu yönüyle eser alegorik bir mesnevi örneğidir.

  • Eserde söz konusu olaylar, dört sembolik kişi etrafında geçmektedir. Bu kahramanların ağızlarından şairin insan mutluluğuna, sosyal düzene, devlet yönetimine ilişkin görüşleri dile getirilir.

  • Eserin kahramanlarından Kün Togdı (Hükümdar) adaleti, Ay Toldı (Vezir) saadeti, Ögdülmiş (Vezirin oğlu) aklı, Odgurmış (Vezirin kardeşi) ise akıbeti temsil eder.

  • Eser, edebiyatımızdaki ilk “siyasetname” örneği olması yönüyle de önemli bir yere sahiptir.

Dîvânu Lugâti’t-Türk, Geçiş Dönemi’nin ikinci önemli eseri kabul edilir.

  • 1074’te Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılan eser, Türkçe-Arapça bir sözlüktür.

  • Eserin yazılış amacı Araplara Türkçeyi öğretmek ve Türkçenin zengin dil varlığını ortaya çıkarmaktır.

  • Eserde Türkçe kelimelerin Arapça karşılıkları verilmiş ve Türkmen, Oğuz, Çiğil gibi çeşitli Türk boylarının dilleri tanıtılmıştır.

  • Arap harfleriyle kaleme alınan Dîvânu Lugâti’t-Türk’te Karahanlı Türkçesinin ses özellikleri görülmektedir.

  • Eserde halk dilinde yer alan kelimeler, deyimler, atasözleri ve şiir örnekleri bulunmaktadır.

  • Kaşgarlı Mahmut, bütün bu bilgileri Türk boylarını dolaşarak elde etmiştir.

  • Eserin sonunda Türk illerini gösteren ve tarihî önem taşıyan bir harita bulunmaktadır.

  • Dîvânu Lugâti’t-Türk, Türkçenin bilinen ilk sözlüğü, ilk dil bilgisi kitabı ve ilk edebiyat antolojisi olma özelliğini taşıyan geniş kapsamlı bir eserdir. Bu özellikleri dolayısıyla pek çok bilim dalına kaynaklık etmektedir.

Atabetü’l-Hakâyık, Geçiş Dönemi’nin üçüncü önemli eseri kabul edilir.

  • “Hakikatlerin Eşiği” anlamına gelen eser Edip Ahmet Yükneki tarafından yazılmıştır.

  • Eserin bazı bölümleri beyitlerle yazılmış olup esas metin bölümlerinde dörtlük tercih edilmiştir.

  • Dörtlüklerle yazılan bölümlerde bilginin yararları ile cahilliğin zararları, cömertliğin övgüsü, cimriliğin yergisi, kibirliliğin kötülükleri ve dünyanın geçiciliği gibi konular işlenmiştir.

  • Atabetü’l-Hakâyık, dinî-ahlaki içeriğe sahip öğretici bir eserdir.

  • İslam dininin etkisiyle eserde Arapça-Farsça birçok kelime kullanılmıştır.

  • Eser; İslamiyet etkisindeki Türk edebiyatının, İslam inançlarını telkin eden ilk eseri olması yönüyle de önemli bir yere sahiptir.

Divân-ı Hikmet, Geçiş Dönemi’nin son eseridir.

  • Hoca Ahmed Yesevî’nin “hikmet” adını verdiği şiirlerinin yer aldığı ve öğrencileri tarafından toplanarak kitap hâline getirilen bir eserdir.

  • Dinî-tasavvufi şiirin kurucusu olarak bilinen Hoca Ahmet Yesevî; İslami bilimleri, Arapça ve Farsçayı iyi bilmektedir. Etrafında toplanan müritlerine dervişlik adabını öğretebilmek için onların anlayacağı bir dille manzumeler yazarak seslenir. Bu manzumeler “hikmet” adıyla anılmaktadır.

  • Dörtlüklerle yazılan hikmetlerde hece ölçüsü kullanılmıştır.

  • Eserde Hz. Peygamber’in hayatı ve mucizeleri, dünyadan şikâyet, kıyamet gününün yakınlığı, dervişliğin faziletleri gibi dinî konular işlenmiştir.

  • Eser, tasavvufu yaymak amacıyla yazıldığı için öğreticidir