Okul Güvenliği

Uzman Öğretmenlik Eğitim Programı Ve Başöğretmenlik Eğitim Programı: Güvenli Okul ve Okul Güvenliği - Okul Güvenliği

Okul güvenliği, özellikle gelişmiş toplumlar için, son yılların en önemli problemlerinden biridir (Gottfredson, Gottfredson ve Hybl, 1993, 179; Welsh, 2001, 911; Agron ve Anderson, 2000, 1; Vedugo, 1999, 267; Benekos, Merlo ve Cook, 2002, 273; Gorman ve Pauken, 2003, 24). Dünyanın çok farklı yerlerinde okulların daha güvenli yerler olabilmesi için pek çok sayıda çalışma yapılmaktadır (Dwyer ve Osher, 2000, 1). Ülkemizde ise, okul güvenliği konusunda birkaç yazar (Dönmez, 2001, 63; Güven, 2002, 67; Dönmez ve Güven, 2002, 60) çalışsa da son yıllarda, yapılan çalışmalarda nicelik olarak, bir artış olduğu gözlenmektedir. Birkaç yazarın uğraşısı ile gerçekleştirilen bu çalışmaların büyük bir boşluğu doldurmasına karşın, okulların daha güvenli yerler olmasını sağlamaya yeterli olmadığı iddia edilebilir. Bu nedenle, okul güvenliğine ilişkin bilimsel temellere dayanan çalışmaların daha da artması gerekmektedir. Çünkü okullar gün geçtikçe daha güvensiz ortamlar haline gelmekte ya da bireyler böyle algılamaktadır.


Sosyal bilimlerin özelliği gereği, okul güvenliğinin tüm yazarlar tarafından paylaşılan ortak bir tanımının yapılmasını beklemek mümkün değildir. Bu nedenle, farklı yazarlar tarafından geliştirilen farklı tanımların bilimsel süreçte normal karşılanması gerekmektedir.


Okul güvenliği “öğrencilerin, öğretmenlerin ve diğer personelin kendilerini fiziksel, psikolojik ve duygusal bakımdan özgür hissetmeleridir” (Dönmez, 2001, 64). Okul güvenliği “okulda öğrenme için uygun bir ortam yaratılmasıdır” (Güven, 2002, 68).


Yapılan çalışmalar (Daniels, 2002, 215; Pişkin, 2002, 531; Çınkır ve Karaman-Kepenekçi, 2003, 236) hem tüm insanlık, hem de Türk insanı için okul güvenliğinin ciddî bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır. Yapılacak çalışmalar sayesinde ise, ileriki zamanlarda çocuklarımızı daha güvenli okullara emanet edebileceğimiz ümit edilebilir.


Okul güvenliği konusunu genel olarak ele alan bu derleme çalışmasının genel amacı ise, okul güvenliği konusunda kavramsal değerlendirmelerde bulunarak, okulların daha güvenli kurumlar haline gelmelerine yardımcı olmaktır.


Bu anlamda, çalışmanın alt amaçları ise şöyle sıralanabilir;

1. Okul güvenliğine ilişkin farklı teorik yaklaşımlar hakkında bilgi vermek,

2. Okul güvenliğinin kapsamı ve boyutlarını belirlemeye yönelik değerlendirmelerde bulunmak,

3. Okul güvenliğini ölçmeye yönelik farklı ölçme araçlarının varlığının bilincini yaygınlaştırmaktır.


Etkili bir öğretimin gerçekleştirilebilmesi için, öğretim ortamında öğrenci ve çalışanların kendilerini güven içinde hissetmeleri büyük bir önem arz etmektedir. Bireyin kendisini güvende hissetmediği ortamlarda etkili bir öğretim ve öğrenmenin gerçekleştirilmesi çok zordur. Önce okulun her bir köşesinde, her bir öğrencinin, kendisini evinde olduğu gibi güvende hissetmesi gerekir. Okullardaki yönetimsel uygulamalar ve kurallar bu güvenli ortamı oluşturmayı hedeflemelidir. Kendisini güvende hissetmeyen bir öğrencinin öğrenmeye güdülenebilmesi Maslow’un motivasyon teorisine göre de çok zor hatta mümkün değildir denebilir.


Okulların çok güvenli yerler olmadığı (Gottfredson, Gottfredson ve Hybl, 1993, 179; Welsh, 2001, 911; Welsh, Grene ve Jenkins, 1999, 73; Agron ve Anderson, 2000, C1; Sprague vd., 2001, 495; Dönmez ve Güven 2002, 74; Vedugo, 1999, 267; Benekos, Merlo ve Cook, 2002, 273; Cowan ve Persaud, 2002) ve okul güvenliğinin ne kadar önemli olduğu bilinmesine rağmen, okullardaki uygulamalar okulu güvenli yapacak yönde değildir. Bugün için okul güvenliği hakkında sınırlı bir bilgiye sahip olduğumuz da bir gerçektir (O’Reilly ve Verdugo, 1999, 334). Okulu daha güvenli yerler yapacak kuralların iyi işletilmemesi ve güvenlik sorunlarının önemsenmemesi gibi durumlara sıkça rastlanmaktadır.


Bir araştırmaya göre (Vertugo, 1999, 270), okul güvenliğiyle ilgili bazı bulgular şöyle sıralanabilir;

1. Okuldaki suç ve şiddet olayları okulun içinde bulunduğu çevrenin bir yansımasıdır.

2. Okul büyüklüğü ve şiddet olaylarının sıklığı doğru orantılıdır.

3. Okulların % 8’i ciddî şiddet olaylarına sahip olduklarını rapor etmiştir.

4. Öğrencilerin % 1’den fazlası fiziksel olarak saldırıya maruz kaldığını belirtmişlerdir.


Okul Güvenliğiyle İlgili Teoriler

Okul güvenliğini açıklamaya yönelik çalışmalarda üç teori ön plana çıkmaktadır (Welsh, Greene, Jenkins, 1999, 74). Bu teorilerin her biri okul güvenliğine ilişkin farklı açıklamalar getirmektedir. Okul güvenliğiyle ilgili yapılan çalışmalarda bu teorilerin göz önünde bulundurulması gerekir.

1. Kontrol teorisi,

2. Okul iklimi teorisi,

3. Sosyal çözülme teorisidir.


Bu teorileri kısaca açıklamak gerekirse,


1. Kontrol Teorisi

Kontrol teorisine göre, okullardaki şiddet olaylarının temelinde toplumsal ve kültürel etkililiğin zayıflığı yatmaktadır. Özellikle de toplumsal değerlerin aile ve okul gibi kurumlarca çocuklara yeterince aktarılamaması söz konusudur. Bu değerlerin çocuklara yeterince aktarılamaması okuldaki şiddet olaylarının en önemli nedenlerinden biridir. Kontrol teorisine göre güvenli okul ancak (Welsh, Greene ve Jenkins, 1999, 75);


1. Geleneksel amaçlara bağlılık,

2. Diğer kimselerin haklarına bağlılık,

3. Toplumsal etkinliklere katılım,

4. Toplumsal normlara inanma koşullarının sağlanmasıyla gerçekleşebilir.


Geleneksel değerlerden uzaklaşma durumunda bireylerin davranışlarını kontrol edecek araçlar olarak yasalar ve kişilerin bireysel tercihlerine ilişkin alternatif söz konusudur. Geleneksel değerlerce desteklenmemesi durumunda yasalar ve bireysel tercihler her zaman insanı istenene ya da olması gerekene yönlendirmeye ve ulaştırmaya yeterli olamamaktadır.


Bu teoriye göre okul, toplumsal kontrolü sağlamaya yönelik en önemli araçtır. Yetenekleri açısından yetersiz olan öğrenci okulda başarısız olabilir ve bu başarısızlık da çocuğun okula karşı yabancılaşmasına neden olabilir. Bu yüzden okullarda öğrencilerin yeteneklerini ortaya çıkaracak etkinliklere önem verilmelidir. Her bir öğrencinin belli bir kapasiteye sahip olduğuna inanmak önemli bir başlangıçtır.


2. Okul İklimi Teorisi

Okul iklimi teorisi okulun sağlıklı ve açık bir iklime sahip olmasıyla okulun güvenliği arasında doğru bir ilişki olduğunu kabul eder. Okul ne kadar sağlıklı ve açık bir iklime sahipse o derece güvenli bir okuldur. Okulda olumsuz bir iklimin varlığı söz konusu ise, bu okulun güvenliği de o derecede zayıf olacaktır.


Kabul edilebilir öğrenci davranışlarını belirleyen en önemli unsur okul iklimidir (Welsh, 2001, 917). Çocukların çeşitli suçlara ilişkin davranışlarının en önemli sebepleri, okulla ilgili olanlarıdır. Öğrencilerin düşük başarı performansları ve düşük başarı beklentileri suça ilişkin davranışların en önemli sebebidir (Verdugo, 1999, 169).


Sergiovanni (1991, 221)’e göre okul iklimini belirlemeye yarayan genel olarak kabul gören yedi gösterge şöyle listelenmiştir:

1. Kuralları uygulama da tutarlık (conformity),

2. Sorumluluk alma,

3. Standartlar,

4. Ödüller,

5. Örgütsel açıklık,

6. Destek ve dostça ilişkiler,

7. Liderlik.


Sağlıksız örgütsel iklimin özellikleri ise Welsh (2000, 171) tarafından aşağıdaki gibi listelenmiştir:

1. Düşük düzeyde yenilikler,

2. Yetersiz iş doyumu

3. Yabancılaşma,

4. Yaratıcılığın yokluğu,

5. İçinde bulunulan durumdan memnun olma ya da memnun görünme, daha iyiyi aramama,

6. Birbirinin kopyası olan davranışların çokluğu,

7. Çalışanların kaygı düzeyinin yüksekliği.


Bu teorik çerçeveye göre okulun ancak olumlu bir iklime sahip olma durumu güvenlik için gereklidir. Bir başka deyişle, iklimi olumsuz olan okullar güvenlikten yoksun okullardır.


3. Toplumsal Çözülme Teorisi

Toplumsal çözülme teorisine göre okul toplumun aynasıdır. Okulu içinde bulunduğu toplumdan farklı düşünmek uygun bir yaklaşım değildir. Toplumsal çözülme teorisine göre, eğer okulların daha güvenli yerler olmaları isteniyorsa, önce toplum ve aile güvenli olmalıdır. Çünkü okul güvenliği eşittir toplum güvenliği artı aile güvenliğidir (O’Reilly ve Verdugo, 1999, 339). Okuldaki suç ve şiddet olayları okulun içinde bulunduğu çevrenin bir yansımasıdır (Verdugo, 1999, 272).


Bu teoriye göre okul güvenliği, okulun içinde bulunduğu toplumun güvenliğinden bağımsız olarak ele alınamayacağı varsayımına dayanmaktadır. Okul, içinde bulunduğu toplumun bir parçasıdır. Toplumda görülen her türlü olumsuzluk, okulu da aynı şekilde etkileyecektir. Suç oranı yüksek olan bir toplumda, okuldaki suç oranı da aynı şekilde yüksek olacaktır.


Okulun güvenli bir yer yapılabilmesi için toplumun ve ailenin güvenli yapılması ön koşuldur. Öğrenci ancak zamanının çok küçük bir kısmını okulda geçirmektedir. Aile ve arkadaş çevresinden edinmiş olduğu yaşantılar ve deneyimler öğrencinin okuldaki yaşantısına etki edecektir. Bu yüzden okulun çevresindeki olaylar, yüksek oranlarda okula yansıyacaktır. İşte toplumsal çözülme teorisi toplumda var olan aksaklıkların ya da çözülmelerin okula aynı şekilde yansıyacağı görüşünü temel alan bir teoridir. Sonuç olarak bu teoriye göre okulun güvenliği, okulun içinde yer aldığı toplumun (community) güvenliğinden bağımsız olarak ele alınamaz.


Okul Güvenliğinin Kapsamı ve Boyutları

Okul güvenliği, çocuğun ya da diğer okul personelinin okula gitmek amacıyla evinden ayrılması anından başlayarak tekrar evine gelinceye kadar geçen tüm aşamaları içerir. Ev ile okul arasındaki güvenlik, özellikle taşımalı eğitim yapılan okullar için daha büyük önem arz etmektedir. Okul güvenliği mekan açısından ele alınırsa;


1. Okul ile ev arasındaki güvenlik,

2. Okul içinde güvenlik,

3. Sınıfta güvenlik olmak üzere üç temel alandaki güvenliği kapsamaktadır.


Okul güvenliğinin boyutları, güvenliğin alanı ile ilgili boyutlar olarak ele alınabilir.

1. Arkadaşlarından gelecek şiddet olaylarına karşı güvenlik,

2. Öğretmenlerin fiziksel şiddetine maruz kalma konusunda güvenlik,

3. Tabiî afetlere karşı güvenlik,

4. Sağlık ve temizliğe ilişkin güvenlik,

5. Cinsel istismara karşı güvenlik,

6. Psikolojik ve duygusal güvenlik,

7. Etnik ve siyasî görüş konularındaki güvenlik.


Hiç tartışmasız eğitim ve okul kavramlarıyla öğrencinin kendini güvensiz hissetmesi tezat oluşturmaktadır. Ancak her sistemde iyi işlemeyen ya da kötü işleyen parçalar (alt sistemler) olabileceği gerçeğinden hareket edilirse sorunun anlaşılması kolaylaşacaktır. Böyle olmakla birlikte, okulları güvensiz yapan nedenleri bilmek ve zaman kaybetmeden o nedenleri ortadan kaldırmak hayati öneme sahiptir.


Sprague ve diğerleri (2001, 497) [1-6 maddeler] ve Welsh’e (2000, 94) [7-15 maddeler] göre okul ortamını güvensiz yapan faktörler şunlardır:

1. Öğretimin etkisizliği ve dolayısıyla öğrenci başarısızlığı,

2. Tutarsız ve cezalandırıcı yönetimsel uygulamalar,

3. Öğretim imkanlarının yetersizliği ve öğrencinin kendini kontrol etmesine yönelik imkanların yokluğu,

4. İstenen davranışlara yönelik olarak açık olmayan beklentiler,

5. Kuralların uygulanmasına gerekli hassasiyetin gösterilmemesi,

6. Öğrencilerin bireysel farklılıklarına uygun olarak öğretimin bireyselleştirilememesi,

7. Kuralların açık, adil ve tutarlı olmaması,

8. Öğretmen ve yöneticilerin kurallara vakıf olmaması,

9. Yanlış davranışların görmezden gelinmesi,

10. Öğrencilerin kuralların meşru olduğuna inanmamaları,

11. Okulun büyüklüğü,

12. Öğretim için kaynakların yetersizliği,

13. Öğretmen yönetici iş birliğinin zayıflığı,

14. Yöneticinin pasifliği,

15. Cezalandırıcı öğretmen davranışları gibi faktörler sıralanabilir.


Okul güvenliğini arttırmaya yönelik etkili müdahale ile ilgili ilkeler de Welsh (2000, 92) tarafından aşağıdaki gibi saptanmıştır:

1. Okuldaki öğrencilerin tümünü hedef alan çoklu sistem yaklaşımının uygulanması,

2. Okulda ve sınıfta eğitimcileri destekleyen uygulamalarda bulunmak,

3. Yeterli ve sürekli etkililiği olan uygulamaları işe koşmaktır.


Okul güvenliği, duyarlığı yüksek bir konudur. Halkın, okul güvenliği konusundaki duyarlığı son yıllarda giderek artmaktadır (Welsh, 2001, 930). Bu duyarlılık bir başka şekilde ifade edilecek olursa; örneğin ABD’de okullarda şiddet ve öldürme olayları son yıllarda rakam olarak düşüş eğiliminde olmasına karşın, halkın büyük çoğunluğu durumun tam tersinin doğru olduğuna inanmaktadır (Benekos, Merlo, Cook, 2002, 278). Medyanın olayları kamuoyuna yansıtma biçimi de okul güvenliğine ilişkin duyarlığın artmasında etkili olan önemli bir faktördür.


Okul Güvenliğinin Ölçülmesi

Okul güvenliğinin çok boyutlu olması nedeniyle, bir okulun güvenli olup olmadığını ya da ne düzeyde güvenli olduğunun ölçülmesi kolayca üstesinden gelinecek bir iş değildir. Stephens (2004, 1), okulun güvenli olma düzeyinin ölçülmesinin okulda sunulan eğitim ve öğretimin kalitesini arttırmaya yardım ettiğini belirtmektedir. Ancak güvenli okullar belirli niteliklere sahip okullardır (Dwyer ve Osher, 2000, 2). Dwyer ve Osher (2000, 2)’e göre güvenli bir okulun nitelikleri aşağıdaki gibi sıralanmıştır:


1. Okulda güçlü bir liderlik, kendini işine adamış öğretmen kadrosu, üst düzeyde veli ve toplumsal katılım ve programların seçilmesinde öğrencilerin görüşlerinin dikkate alınması söz konusudur.

2. Okulun fiziksel düzeni güvenlidir.

3. Okul güvenliğini devam ettirmeye ve önlemeye yönelik politikalar tutarlı ve devamlı olarak uygulanmaktadır.

4. Okul güvenliğine ilişkin önleyici programlar öğrenci özellikleri dikkate alınarak belirlenmektedir.

5. Okul güvenliğine ilişkin önlem ve politikalar gözlenebilir yaklaşımlara dayanmaktadır.

6. Öğretmen ve diğer çalışanlar okul güvenliğine ilişkin programları uygulama konusunda sürekli eğitilmekte ve desteklenmektedir.

7. Okul güvenliğine ilişkin önlemler ve programlar sürekli gözlemlenmekte ve değerlendirilmektedir.


Ancak herhangi bir okulun bu niteliklere ne düzeyde sahip olduğunun belirlenmesi önemlidir. Okulların güvenliğini ölçmeye yönelik gelişmiş ülkelerde profesyonel kurumlar oluşturulmuştur, NSSC [Ulusal Okul Güvenliği Merkezi] (2004) gibi. Okul yönetimleri dilerse bu tür kurumlara başvurarak okulun ne düzeyde güvenilir olduğu konusunda değerlendirme çalışması yaptırabilir. Değerlendirme sonucuna göre okulun güvenliği konusunda eksiklikleri giderme ya da güvenliği devam ettirme konusunda önlem ve politikalar geliştirebilir. Ülkemizde de benzer kurumlara gereklilik söz konusudur.


Herhangi bir okulun güvenliğinin ne düzeyde sağlandığının belirlenmesi, bu amaçla yapılması gereken ölçmelerle ilgili olarak literatürde beş farklı standarttan bahsedilmektedir. Okul güvenliğini ölçme standartları şöyle sıralanabilir (Welsh, 2001, 918; O’Reilly ve Verdugo, 1999, 271):


1. Öğrencilerin okul güvenliği ile ilgili karşılaşmış oldukları olaylara ilişkin olarak verdiği bilgiler (Anketlere verilen cevaplar gibi: Örneğin okulda son bir ay içinde silah taşıyan öğrenci biliyor musun?). Bu tür okul güvenliğine ilişkin bilgileri edinmeye yönelik soruların cevapları, çoğunlukla evet hayır şeklindedir.

2. Öğrencilerin ve öğretmenlerin okul güvenliğiyle ilgili görüş ve düşünceleri (okulu ne derece güvenli buluyorsun? sorusuna verilen cevap). Öğrenci görüş ve düşüncelerine ilişkin bulgular ise genellikle Likert tipi anketlerle elde edilir.

3. Okul güvenliği ile ilgili istatistikler (bir yıldaki rapor edilmiş olay sayısı gibi). Okulda okul güvenliğine ilişkin okul yönetimi ve diğerleri (polis) tarafından tutulan raporlar bu gruba girmektedir.

4. Okul disiplin verileri (okuldan uzaklaştırma, kayıt silme cezası gibi). Öğrencilerin okul içinde ve dışında karışmış oldukları disiplin olaylarına ilişkin veriler okul güvenliğini ölçmeye ilişkin önemli bir göstergedir.

5. Öğrencilerin kendilerini tehdit edici olaylara ilişkin şikayetleri ve beyanları da okul güvenliğini ölçmede kullanılabilecek standartlardan biridir.


Welsh’in (2001, 941) okul güvenliği ile ilgili bu ölçme standartları (indicators-belirleyiciler) araştırmacılar ve uygulayıcılar tarafından göz önünde bulundurulması gerekir. Herhangi bir okulun güvenliğini ölçmede bu standartların tümünün bir arada düşünülmesi gereklidir.


Sonuç

Bu derlemede, okul güvenliğinin okul sisteminin bütünü içindeki yeri belirlemeye, okul güvenliğine ilişkin temel teorik yaklaşımlar ortaya koymaya, okul güvenliğinin ölçülmesine ilişkin farklı belirleyicilerin neler olabileceği saptanmaya çalışılmıştır. Okul güvenliği, özellikle son yıllarda, toplumların en önemli sorunlarından biri olarak algılanan bir olgu olarak dikkat çekmektedir. Okul güvenliğinin önemli bir sorun olarak algılanma nedenlerinden birisi de medyanın bu tür olaylara karşı yaklaşımından da kaynaklanabilir.


Pek çok farklı teorik yaklaşımlar olmasına karşın, okul güvenliğini açıklamaya yönelik üç farklı teorik yaklaşım ön plana çıkmaktadır. Bu teorik yaklaşımlar; kontrol teorisi, okul iklimi teorisi ve sosyal çözülme teorisi olarak sıralanabilir. Okul güvenliğinin kapsamı ise, öğrencinin ya da bireyin okula gitmek amacıyla evden ayrıldığı andan başlayarak yine eve tekrar gelinceye kadar geçen süredeki etkinlikleri kapsar. Okul güvenliğini doğru olarak ölçmeye yarayacak tek bir standart söz konusu değildir. Bu nedenle, okul güvenliğini ölçmek için çok farklı ölçme standartlarını bir arada kullanmak gereklidir.


Sonuç olarak, okulların zaman içinde kendiliğinden her yönüyle güvenli ortamlar olamayacağı gerçeğinden hareketle, okulların daha güvenli yerler olmaları için gerekli önlemler alınmalı ve okul güvenliğine bu anlamda özel önem verilmelidir