Kapsayıcı Eğitimde Türkçenin İkinci Dil Olarak Öğretimi

Uzman Öğretmenlik Eğitim Programı ve Başöğretmenlik Eğitim Programı Çalışma Notları: Eğitimde Kapsayıcılık - Kapsayıcı Eğitimde Türkçenin İkinci Dil Olarak Öğretimi

İletişim: Kanal Açmak, Köprü Kurmak


Şartlara uyarak değişen, bazen direnemeyip yok olan, günden güne gelişen, dünyayı yöneten, doğumundan itibaren insan ile yaşayan bir kavramdır dil ve her ana dil farklı bir dünya görüşünü yansıtır çünkü ana dilimiz ölçüsünde anlarız ve anlatırız.


İnsanoğlu toplu halde yaşamaya uygun kodlarla yaratılmıştır. Toplum olarak yaşarız ve yaşamımız bir bakıma çevremizle bağ oluşturma süreci ve serüvenidir, diyebiliriz. Bu bağlamda belki de insanda bulunması gereken önemli niteliklerden birinin çevresiyle iletişim kurabilme ve uyum sağlayabilme yeteneği olduğu söylenebilir.


Çevremizdeki bazı insanların daha iyi iletişim kurabildiğini, bazılarının ise iletişim kurmakta zorlandıklarını fark ederiz. İletişim kurmak, kaynak ve alıcı arasında bağ oluşturabilmeyi gerekli kılar. Bu bağı oluşturabilen ve etkili iletişim kurabilen insanların hayatta daha başarılı ve mutlu olduğu araştırmalarla kanıtlanmış bir gerçektir. Peki, iletişim becerisi geliştirilebilir mi? Yetenek doğuştan ve kalıtımsal olsa da beceri zaman ve çaba ile geliştirilebilir. İletişim kesinlikle geliştirilebilen bir beceridir.


Bildirim, nitelikli öğrenmenin en önemli öğelerinden biridir ve öğretmenlerin verdiği geri bildirim yapıcı olmalıdır. Geri bildirim verirken öğrencinin kişisel özellikleri dikkate alınarak öğrenme hevesini kırmadan geri bildirim vermek önemlidir.


Tanılama süreci, gerek sağlık gerekse eğitsel açıdan çok yönlü bir değerlendirmeyi içerir. Bu süreç okulda okul öncesi, branş veya sınıf öğretmenleri tarafından ilk belirleme, fark etme süreci ile başlar ve engeli olan çocuğu izleme, değerlendirme ve yönlendirme aşamalarıyla devam eder.


Nasıl Daha İyi İletişim Kurabilirim?

İletişim karmaşık bir süreçtir. Bu sürecin herhangi bir aşamasında oluşabilecek iletişim hataları ile olumsuzlukların yaşanması söz konusu olabilir. Sorun pek çok şekilde ortaya çıkabilir. İletişimin başlangıç noktası sayılan öğretmenin (kaynak) neden olduğu sorunlar; ders içeriğinin (mesaj) neden olduğu sorunlar; öğrencinin (alıcı) neden olduğu sorunlar yaşanması mümkündür.


Sınıfta iletişim engellerini ortadan kaldırabilecek en önemli kişi öğretmendir. Kendine güvenen, uygun ortamı oluşturabilen, öğrencilerini tanıyan ve onların düzeyine uygun, anlayabilecekleri şekilde kendini açık, net ifade edebilen ve samimi davranan öğretmen etkili iletişim kurmakta zorlanmayacaktır. Ancak öğretmenin öncelikle aklından çıkarmaması gereken nokta, iletişimin çift taraflı bir etkileşim süreci olduğudur.


Unutmayalım ki senin ne söylediğin değil, karşındakinin ne anladığı önemlidir.


İletişim kişiye sesini duyurmak değil, kişiyle yaşanan bir süreçtir.


Olağan koşullarda hem etkili öğretmen-öğrenci iletişimi kurabilmek hem de sınıf ortamındaki etkili öğrenci iletişimini oluşturabilmek bile öğretmen için çaba gerektirirken, bir de sınıfında ana dili farklı öğrencilerin bulunması öğretmeni bu konuda zorlayabilmektedir. Ancak aşağıda bu sürecin etkili ve verimli olabilmesi için farklı ana diline sahip olmaktan dolayı karşılaşılması muhtemel iletişim engellerinin nasıl ortadan kaldırılabileceğine yönelik çeşitli önerilere yer verilmiştir.


Sınıfında ana dili Türkçe olmayan öğrencilerle iletişim kurmak isteyen bir öğretmen:

Öğrencilerini bire bir tanımak için çaba göstermelidir. Bu bağlamda en önemli husus sınıftaki öğrencilerin adlarının öğrenilmesidir. Bir öğretmenin öncelikle mümkün olan en kısa zamanda öğrencilerinin adını öğrenmesi gereklidir. Çünkü kişi için en hoşa giden kelime kendi adıdır.


• Özellikle küçük yaşlarda ve dili temel düzeyde olan öğrencilerinizle sözlü iletişimden ziyade sözsüz iletişiminiz etkili olacaktır. Örneğin, ana dili Türkçe olmayan bir öğrencinizi motive edebilmek için defterine çizeceğiniz bir gülen yüz simgesi, ona onaylandığını ve başarabileceğini anlatacak, iletişim kurabilmek için istek uyandıracaktır.


• Öğrenciye onu dinlediğini anlatmak için, o konuşurken göz teması kurarak dinlemeli, zaman zaman öğrencinin sözlerini tekrarlayarak beden diliyle onu anladığını veya onayladığını göstermelidir.


• Mümkün olduğunca öğrencilere söz hakkı tanımalı, onları sabırla ve dikkatle dinlemelidir. Öğrenciye ihtiyacı olan zamanı tanımalı, bu esnada öğrencinin cesaretini kıracak söz ve mimiklerden kaçınmalıdır.


• İletişimde sözcükler kadar etkili olan olan beden dilini doğru ve etkili kullanarak “Seninle gurur duyuyorum.” veya “Siz beni dinlemeyince üzülüyorum.” dediğinde jest ve mimikleri sözlerini onaylamalıdır. Eylemi ve söylemi birbirini tutmalıdır.


• Öğrencileriyle ilişkilerinde abartılı, yapmacık sevgi gösterilerinden kaçınıp içten olmalıdır.


• “Anladın mı?” gibi sen dili yerine “Anlatabildim mi?” gibi ben dilini kullanmalıdır.


• Dilinden dolayı öğrencileri ötekileştirmemelidir. Örneğin ana dili Arapça olan bir öğrenciye, “Bizim dilimiz soldan sağa yazılır.” demek yerine “Bazı diller soldan sağa, bazı diller de sağdan sola yazılır. Türkçe soldan sağa yazılan bir dildir.” denilebilir.


Bir öğretmenin eğitim lideri olarak başarılı olabilmesi, öncelikle sınıfındaki öğrencilerle iyi bir iletişim kurabilmesine bağlıdır.


Öğrencilerinizle oluşturacağınız güvenli iletişim ortamı sınıfınızdaki öğrencilerin kendi aralarında oluşturacağı iletişimi de etkileyecektir.


Öğrencilerin diğer sınıf arkadaşları ile etkili iletişim kurmaları için öğretmenin iletişim kurabilme etkinlikleri oluşturması gerekebilir.


Öncelikle öğrencileriniz istisnasız hepsini sınıfın paydaşı olarak görüp onayladığınızı hissetmelidir. Örneğin, sınıfınızdaki bir öğrenciye sevgiyle gülümsemeniz ona öğretmen tarafından diğer öğrenciler kadar kabul gördüğünü hissettirecektir. Böylece, öğretmenin dışlanmasına fırsat vermeyeceğine dair güven geliştirmeye başlayacak ve bulunduğu ortama dair aidiyet duygusu oluşarak çevresiyle iletişim kurma çabası olumlu etkilenecektir.


Sınıfa ilk geldiği gün gerçekleştirilecek bazı tanışma etkinlikleriyle öğrencinizin sınıf arkadaşlarıyla iletişim kurmaya başlamasını sağlayabilirsiniz. Ortamın ısınması ve öğrencilerin birbirleriyle kaynaşması için aşağıdaki gibi bir uygulama yapabilirsiniz. Hangi yaşta olursa olsun öğrenciler için oyun formatındaki süreçler daima etkili ve eğlenceli olacaktır. Örneğin, aşağıdaki etkinlik öğrencilerin temel seviyede Türkçe öğrenerek tanışmaları ve birbirleriyle iletişim başlatmaları için uygulanabilir.


Türkçe Öğretimi


Bir dili etkili kullanabilmek için o dile ait kuramsal bilgilere sahip olmak yeterli değildir. Bunun için algılama, tartışma, araştırma, düşünce üretme gibi birtakım alışkanlıkların da kazanılması gerekir. En önemlisi de o dilde düşünmeyi öğrenmektir. Oysa yabancı bir dilde düşünme alışkanlığını kazanmak oldukça zordur. Kültür farklılığından doğan bu zorluk ancak yabancı dil öğretiminde dil-kültür ilişkisi dikkate alınarak giderilebilir. Çünkü bir dilin işleyiş düzeni ve özelliği, o dilin konuşulduğu çevrenin kültürel yapısıyla yakından ilgilidir.


Ana dili edinimi bireyin doğumundan itibaren kendiliğinden işleyen ve gerçekleşen bir süreçtir. Dinleme ve konuşma becerileri ailede kazanılır. Daha sonra okuma ve yazma becerileri eğitimine başlanır. Böylece eğitim öğretim sürecine başlandığı zaman iki olgunun varlığı söz konusudur: “dil edinimi” ve “dil eğitim öğretimi”. Amaç bu iki olgunun birleştirilerek dil becerilerinin geliştirilmesidir.


Burada temel hedefler:

♦ Türkçe konuşan birisini anlamak,

♦ Türkçeyi anlaşılır konuşmak,

♦ Türkçe yazılan bir yazıyı okuyup anlamak,

♦ Türkçeyi anlaşılacak şekilde yazmak,

♦ Türk kültür ve gelenekleri hakkında fikir sahibi olmak ve Türklerin hayat tarzını anlamaktır.


Dil Öğretiminde Yöntemler


Yabancı dil öğretimi üzerine çok sayıda yöntem geliştirilmiştir. Bunlardan en yaygın kullanılanları aşağıda kısaca açıklanmıştır.


• Dil Bilgisi-Tercüme Yöntemi: Orta Çağ’dan günümüze kadar yaygın biçimde uygulanan, bilinen en eski yöntemdir. Kaynak dil ve hedef dilin dil bilgisi kurallarının ayrıntılı bir analizi yapıldıktan sonra, bu çalışma ile elde edilen bilgiler metinler üzerinde çeviri denemeleriyle uygulamaya geçirilir. Günümüzde ise yabancı dil öğretiminden ziyade mütercim-tercümanlık bölümlerinin kullandığı yöntemdir. Çünkü amaç dil öğrenmek veya iletişim kurmak değil, bir dilden diğerine çeviriler yapabilmektir.


• İşitsel-Dilsel Yöntem:1930-1950 yılları arasında ABD'de ortaya çıkan ve çok faydalanılan bir yöntemdir. Ancak yöntem daha çok dinleme-anlamaya ve konuşmaya önem verilmesi gerektiği temeline dayandırılmış ve bu da okuma yazma becerilerinin gelişimini ihmal etmiştir. Bu eksiklik ise yöntemin kullanılabilirliğini kısıtlamıştır.


• Görsel-İşitsel Yöntem: Metinlerin, film ve ses bantları eşliğinde öğretilmesi gerektiğini savunmaktadır.

Öğretimi üç aşamaya ayırır. Birinci aşamada günlük konuşma dili öğretilir. İkinci aşamada basit metinler, gazete ve dergi gibi uzmanlık istemeyen konular üzerinde durulur. Üçüncü aşamada ise çeşitli uzmanlık alanları üzerinde; fen, tıp, yazın, hukuk gibi konularda öğretim yapılır. Ancak işitsel-görsel yöntem daha çok birinci aşamada yararlı görülmektedir. İlk altı aylık süre içerisinde okuma ve yazmaya yer verilmez ve dil bilgisi kuralları üzerinde durulmaz. Dil bilgisine önem vermemesi, okuma ve yazmayı ertelemesi yöntemin eksik yanlarıdır.


• Doğal Yöntem: Yabancı bir dilin, ana diline benzer biçimde öğretilmesi gerektiğini savunan bir yöntemdir. Klasik dil yerine yaşayan ve konuşulan günlük dil öğretilir. Konuşma dili temeldir ve bunun konuşmaya dayalı bir yöntemle yansıtılması istenir. Dil bilgisine önem verilmez. Sınıfta daha çok öğretmen aktiftir. Öğretmen konuşur, öğrenci dinler.


• Bilişsel Yöntem: Yabancı dil öğrenen birinin yeni cümleler üretebilecek düzeni kavraması gerektiğini savunur. Bir dilde sonsuz sayıda cümle üretilebilir. Bu cümlelerin hepsini öğrenmeye ise insan ömrü yetmez. Öyleyse bu tümceleri üretecek düzeni, yani dil bilgisini öğrenmek gerekir. Kullanımdan ziyade kurallar ön plandadır.


• İletişimsel Yöntem: Dilin iletişim olduğu teorisinden yola çıkan ve sadece iletişim yetisinin geliştirilmesini hedefleyen bir yöntemdir. Bu yönteme göre dil bir amaç değil, araçtır. Asıl amaç yazılı ve sözlü iletişimi sağlamaktır. Dilin kuralları yerine, dilin kullanımı üzerinde durulur.


• Seçmeci Yöntem: Dil öğretiminde tek bir yöntemin yeterli olamayacağını savunur. Bu anlayışa göre çeşitli yöntemlerin en iyi yönleri alınmalı ve karma bir yöntem uygulanmalıdır. Seçmeci yöntemde öğretmen, dil öğretim yöntemlerinin en iyi ve en yararlı yönlerini seçer ve kendi amacı doğrultusunda kullanır. Dört temel beceriye eşit derecede önem verilir. Ancak yöntemin etkili bir şekilde uygulanarak işe yaraması, öğretmenin bütün yöntemleri çok iyi bilip doğru yerde doğru yöntemi tercih etmesine bağlıdır.


Türkçeyi Nasıl Öğretmeliyim?


Bazen bedeli en ağır ödenen öğrenme şekli olsa da en etkili öğrenme yollarından birisi “yaşayarak öğrenme”dir. Öğretilen dilin günlük hayatta karşılığının hissettirilmesi önemlidir. Öğrenci, öğrendiğinin günlük hayatında ne işine yarayacağını bilirse daha etkili olacaktır. Öğrettiğiniz dile, yaşamın yansıması gerektiğini gözden kaçırmayınız. Dil öğretimi, sadece dil bilgisi kurallarının öğretimini kapsamaz. Bir dilin bilgisinin sistematik olarak verilmesi gerekecektir. Çünkü dil, toplumla yaşayan, evrilip güncellenen, toplumu bir arada tutan bir kavramdır ve sadece kuralları bilmek o dili bilmek anlamına gelmez.


Dil öğretimi bilgi kazandırmaktan ziyade beceri geliştirmeye odaklıdır. Bu bağlamda amacımız öğrenciye dil becerilerini kazandırıp geliştirmektir. Burada önemli nokta dinleme ve konuşma becerilerini kazanıp okula başlayan öğrencilerden farklı olarak bazı öğrencilerimizin doğal olarak kelime hazinesine ve dinleme, konuşma becerilerine sahip olmayabileceğidir. Bu bağlamda öncelikle yeterli kelime hazinesi oluşturabilmek önemlidir.


Öğrencilerin Kelime Hazinesini Nasıl Geliştirebilirim?


Dil öğretiminde kelime hazinesinin zenginleştirilmesi oldukça önemlidir. Birey, zihninde var olan kelimeler oranında düşünebilme kapasitesine sahiptir. Düşünceleri oluşturan dildir. Dili oluşturan ise büyük oranda kelimelerdir. Bu bağlamda en sık kullanılacak kelime türleri olması sebebiyle öğretime isim ve fiilerle başlamak yerinde olacaktır. Dil bilgisi kuralları dilin iskeletini oluşturuyor dersek kelimeler de dilin hayati organları ve iskeleti saran etidir (Harmer, 1993:153).


Kelime hazinesindeki zenginlik ve üstünlük dil öğretiminde kilit noktalardan biridir (Schmitt, 2000). Burada dikkate almamız gereken husus, kelime ve kavramların ilişkilendirilerek verilmesidir. Bir kelimenin eş veya zıt anlamının birlikte verilmesi öğretimi daha etkili yapacaktır. Gerçeklik ilişkiseldir. Günlük yaşam deneyimleriyle ilişkilendirilen kelimelerin öğretimi kalıcı olacaktır.


Bu bağlamda dil öğretiminde öğrenilen kelimelerin uzun süreli bellekte yer alması yani kalıcı olması için öğrenilen kelimenin sık sık tekrarlanması ve mutlaka kullanılması gerekir.


Kelime hazinesi, belirli bir dilde, günlük hayatta konuşmacıların kullandıkları kelimeler listesidir aslında. İletişim kurabilmek için belli miktarda kelimeye ihtiyaç vardır. Dil öğretiminde öğrenciye, günlük hayatta en sık kullanılan kelimeler belirlenerek, öncelikle onların öğretilmesi gerekir. Ancak hangi düzeyde hangi kelimelerin öğretileceği belirlenirken, kelimenin kullanılabilirliği kadar öğrenilebilirliği de göz önüne alınarak karar verilir. Yazımı veya anlamı karmaşık, telaffuzu zor kelimelerin öğrenmeyi ve hatırlamayı zorlaştıracağı dikkate alınmalıdır. Öğretilecek kelimelerin seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalardan birisi de eklerle oluşturulan kelimelerin önce yalın halinin verilmesi yani;


“kitaplık veya kitapçı” öğretilmeden önce mutlaka “kitap” kelimesinin,

“gözlük veya gözlükçü” kelimelerinden önce “göz” kelimesinin öğretilmesi gerekmektedir.


Dil öğretiminde yeni kelimeler öğretmek, öğrencinin kelime hazinesini zenginleştirmek için kullanılan tekniklerden birisi resimlerden ve fotoğraflardan faydalanmaktır. Yanınızda sınıfa götüreceğiniz birkaç market broşürü, rakamlarla ifade edilemeyecek kadar kelime öğretmenize yardımcı olacaktır.


Örneğin, market broşüründeki görselleri birbirinden ayırıp sınıfta küçük bir bakkal oluşturabilirsiniz. Öğrencilerin gruplar halinde ihtiyaç listeleri hazırlayıp bakkalda alışveriş yapacakları diyaloglarla etkili bir öğretim ve eğlenceli bir ders gerçekleştirebilirsiniz. Görseller dil öğrenenler için her yaş ve seviyede farklı etkinliklerde faydalanılabilecek uygun araçlardır.


Hatta orta seviyede öğrencileriniz için derse birkaç tane mobilya kataloğu getirerek hem kelime öğretimi yapar hem de fotoğraflardan yararlanarak hayallerindeki evi döşemelerini isteyeceğiniz konuşma ve yazma etkinlikleri oluşturabilirsiniz. Çünkü aslında kelime öğretimi, kelimenin bir veya birçok anlamını bilmenin ötesinde kelimenin kullanım yerleri ve değişim şekillerini de öğretmeyi kapsamaktadır.


Örneğin, kalp krizi geçirilir ama yürek krizi geçirilmez veya aslan yürekli olur, aslan kalpli olmaz. Anlaşılacağı gibi, kelimenin öğretiminde yer alan eş anlamlılar, zıt anlamlılar ve eş sesliler de düşünüldüğünde kelime öğretimi sadece tek anlam üzerinden karşılık oluşturma işleminin çok ötesindedir. Bu bağlamda kelime öğretimi kelimenin anlamını, kelimenin yapısını ve kelimenin kullanımını öğretmeyi kapsamaktadır.