Şiir ve İmge

9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Dersi: Şiir ve İmge


Bir sözün gerçek anlamının dışında çağrışım değeri kazandırarak kullanılmasına imge denir. Sanatçı, imge oluştururken izlenimlerinden hareketle gerçeği kendi algısına göre yeniden biçimlendirir. Duygu ve düşüncelerini ifade etmek için kendine özgü bir dil oluşturur.

SÖZ SANATLARI

Edebiyatta sözü güzel ve etkili kullanmak önemlidir. Edebi metinlerin sanatsal niteliklerinin anlaşılmasında edebi sanatlarının önemli bir yeri vardır. Teşbih, istiare, mecazımürsel, teşhis, intak, tenasüp, tezat, telmih, hüsnütalil, tecahüliarif, kinaye, tevriye, tariz, irsalimesel ve mübalağa başlıca edebi sanatlardır.


Teşbih (Benzetme): Aralarında ortak yön bulunan iki varlık ya da kavramdan nitelikçe zayıf olanı güçlü olana benzetmektir.


Benzetmenin dört ögesi vardır:

Benzeyen: Özellikçe zayıf olandır.

Kendisine benzetilen: Özellikçe güçlü olandır.

Benzetme yönü: Birbirine benzetilen iki varlık arasındaki ortak özelliktir.

Benzetme edatı: Benzetme ilgisini kurmaya yarayan kelimelerdir. Gibi, kadar, sanki vb. kelimelerdir.


Her gölge bir insan kadar inceydi, derindi.

Benzeyen: Gölge

Kendisine benzetilen: İnsan

Benzetme yönü: ince, derin

Benzetme edatı: kadar


İstiare: Benzetmenin asıl unsurları olan benzeyen ya da kendisine benzetilenin yalnız birinin kullanılmasıyla yapılan edebi sanattır.


Kandilli yüzerken uykularda

Mehtabı sürükledik sularda

Dizelerde mehtap örtüye benzetilmiştir ancak örtü (kendisine benzetilen) kullanılmamıştır.


Mecazımürsel (Ad Aktarması): Bir sözü benzetme amacı gütmeden başka bir söz yerine kullanma sanatına denir.


O günlerde Ankara'nın nasıl yaşadığını ve ne düşündüğünü bilmiyoruz.

"Ankara'nın nasıl yaşadığını" sözü ile Ankara'da yaşayan insanlar kastedilmiştir.


Teşhis (Kişileştirme): İnsan dışındaki varlık ve kavramlara insana ait duyuş ve davranış özellikleri yükleme sanatıdır. Kişileştirmenin bulunduğu her yerde istiare de vardır.


Bir kardeş tesellisi verir bana aynalar

"aynalar" sözcüğüne insana özgü bir özellik kazandırılmıştır.


İntak (Konuşturma): Kişileştirilen varlık veya kavramın konuşturulmasıdır.


Adam elini uzattı, tam onu koparacağı sırada, mor menekşe: "Bana dokunma!" diye bağırdı.

Mor menekşe konuşturularak intak sanatı yapılmıştır.


Tezat (Karşıtlık): Birbirine karşıt duygu, düşünce, hayal ve durumları ifade eden kavramları bir arada kullanma sanatıdır.


Ne efsunkâr imişsin âh ey didâr-ı hürriyyet

Esir-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esaretten

Hürriyet ve esaret sözcükleri ile tezat sanatı yapılmıştır.

Edebiyatta anlatımı zenginleştirmek, renklendirmek ve daha çarpıcı bir duruma getirmek için temelde benzetme esasına dayalı, söz ve anlama bağlı anlatım inceliği ve özelliğidir. Edebi metinlerin sanatsal niteliklerinin anlaşılmasında edebi sanatların önemli bir yeri vardır.

Tenasüp (Uygunluk): Anlamca birbiriyle ilgili kelimelerin bir arada kullanılması sanatıdır.


Yersin, içersin sofrasından, üç yüz senedir,

Kuvvetlisin ama kuvvet hak değil.

Bakımsızlıklarla göçüp gitmiş bir cihan,

"Yemek, içmek, sofra" kelimeleri anlamca birbiriyle ilgilidir.


Telmih (Hatırlatma): Hemen herkesçe bilinen bir olaya veya kişiye gönderme yaparak o olayı veya kişiyi hatırlatma sanatıdır.


O gece o müthiş deniz durgundu,

Ömründe susmayan rüzgâr yorgundu,

En kara gönüller aya vurgundu

Leylâ’yı içinde bulan er gibi.

Dizelerinde hemen herkesçe bilinen Leyla ile Mecnun aşkına gönderme yapılarak bu tarihi kişilikler hatırlatılmıştır.


Hüsnütalil (Güzel Nedene Bağlama): Bir olayı gerçek nedeninin dışında bir nedene, çoğunlukla de güzel bir nedene bağlama sanatıdır.


O çay ağır akar, yorgun mu bilmem?

Mehtabı hasta mı, solgun mu bilmem?

Dizelerinde çayın ağır akışı, gerçek nedeninin dışında bir nedene (yorgun oluşuna) bağlanmıştır.


Tecahüliarif (Bilmezden Gelmek): Bildiği bir şeyi bilmez görünme, bilmezlikten gelme sanatıdır.


Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?

Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?

Şair, şakaklarındaki akların kar olmadığını: yaşlanmış, çizgili yüzün kendisine ait olduğunu bildiği halde bilmezlikten gelmektedir.


İstifham (Soru Sorma): Hayret, hüzün, saşma gibi duyguları soru yoluyla güçlendirme sanatıdır. Bu sorular sözde soru cümlesi olabileceği gibi gerçek soru cümlesi de olabilir,


Her gün bu kadar güzel mi bu deniz?

Böyle mi görünür g her zaman

Denizin ve gökyüzünün güzelliği karşısında hissedilen duyguyu güçlendirmek için istifham sanatı yapılmıştır.


Kinaye (Değinmece): Gerçek anlamı da düşünülebilecek bir sözü gerçek anlamının dışında (mecaz anlamıyla) kullanma sanatıdır. Deyim ve atasözlerinin pek çoğu kinaye sanatını örnekler.


Gene parmağım ağzımda kaldı

Masumluk akıyordu yüzünüzden

Behçet Necatigil

Dizelerde gerçek anlamıyla da düşünülebilecek olan "parmağı ağzında kalmak" sözü mecaz anlamı kastedilerek kullanılmıştır.


Tevriye: Bir anlatım inceliği elde etmek için birden çok anlamı olan bir sözün yakın anlamının değil uzak anlamının kastedilerek kullanılması sanatıdır.


"Bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş"

Baki'ye ait olan bu dizede şair, kendi adi da olan "baki" sözcüğünü "sonsuz" anlamını kastederek kullanmıştır.


Tariz (İğneleme): Bir sözü, tersini kastederek kullanma sanatıdır.


Bir nasihatim var zamana uygun

Tut sözümü yattıkça yat uyanma

Meşhur bir kelamdır sen kazan sen ye

El için yok yere ateje yanma


Her nere gidersen eyle talanı

Öyle yap ki ağlatasın güleni

Bir saatte söyle yüz bin yalanı

El bir doğru söz söylerse inanma

Huzûri

Dörtlüklerde söylenenlerin tersi kastedilerek tariz yapılmıştır.


İrsalimesel: Şiirde atasözü veya vecize (özdeyiş) kullanma sanatıdır.


Gün de doğar gün de doğar

Bir gün mutlaka gün doğar

Gün doğmadan neler doğar

Gün doğmadan Şehzadebaşı’nda

Sezai Karakoç

Dörtlüğün üçüncü dizesinde atasözü kullanılmıştır.


Mübalağa (Abartma): Sözün gücünü ve etkisini artırmak amacıyla bir durum, olay ye da varlığın olduğundan büyük veya küçük, çok ya da az gösterilerek anlatılması sanatıdır.


Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz

Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz!

Düşer mi tek taşı, sandin, harim-i nâmûsun?

Meğer ki harbe giren son nefer şehid olsun.

Şu karşımızdaki mahşer kudursa, çıldırsa;

Denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa;

Bu altımızdaki yerden bütün yanardağlar,

Taşıp da kaplasa âfâkı bir kızıl sarsar;

Mehmet Akif Ersoy

Dizelerde abartılı bir söyleyişe başvurularak mübalağa sanatı yapılmıştır.


Tekrir (Tekrarlama): Sözün etkisini güçlendirmek için sözcük ya da söz grubunu yineleme sanatıdır.


Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;

Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.

Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;

Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

"Kaldırımlar" sözcüğü tekrarlanarak tekrir sanatı yapılmıştır.