Millî Edebiyat Dönemi’ne Genel Bir Bakış

10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Dersi: Milli Edebiyat Dönemi


  • İkinci Meşrutiyet (1908) sonrasında memlekette başlayan ve o dönemde “Türkçülük” adı verilen ulusçuluk hareketi, “edebiyatta ulusal kaynaklara dönme” düşüncesinin doğmasına yol açmıştır.

  • “Ulusal kaynaklara dönme” sözü; dilde sadeleşme, hece ölçüsünü benimseme, yerli hayatı yansıtma anlamında kullanılmış ve bunları gerçekleştirmeyi amaç edinen edebiyat hareketine Millî Edebiyat adı verilmiştir.

  • Dilde sadeleşme hareketi, 1911’de Genç Kalemler dergisinde “Yeni Lisan” makalesinde ileri sürülen görüşler doğrultusunda başlamıştır.

  • Millî Edebiyat Dönemi’nde sanatçılar konuşma dilini yazı dili hâline getirmeyi amaçlamışlar ve bu doğrultuda eserler vermişlerdir.

  • Bu anlayışla Ömer Seyfettin, millî bir edebiyatın ancak halkın kullandığı dille gerçekleşeceğini belirtmiştir.

Millî Edebiyat Dönemi’nde Hikâye
  • Bu dönemde sanatçılar, Anadolu’da yaşanan gerçeklere, her kesimden insanın sıradan sorunlarına ve tarihi konulara ağırlık verir.

  • Memleket edebiyatı olarak adlandırılan bir yaklaşımla Anadolu insanı anlatılmaya gayret edilir.

  • Hikayeler, genellikle olay hikâyesi biçiminde yazılmıştır.

  • Teknik yönden başarılı ve hayata gerçekçi bir bakışla yaklaşan eserler yazılmıştır. Hikâyelerde dönemin bir etkisi ile sade dil tercih edilmiştir.

  • Millî Edebiyat Dönemi’nin Ömer Seyfettin’den başka önde gelen hikâyecilerinden bir diğeri, eserlerinde gözlem ve mizahın önemli yer tuttuğu Refik Halit Karay’dır.

  • Yine bu dönemde Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Aka Gündüz, Reşat Nuri Güntekin hikâye türünde eserler vermişlerdir.

Milli Edebiyat Döneminde Roman
  • Tanzimat ve Servetifünun Dönemlerinde romanda konu edilen olaylar için mekân İstanbul iken Millî Edebiyat Dönemi’nde İstanbul’un dışına çıkılmıştır. Yurdun her bir köşesi mekân olarak kullanılmış, köy ve taşra hayatı da edebiyattaki yerini almıştır. Böylelikle her tabakadan insanın yaşantısı, romanlarda konu olarak işlenmiştir.

  • Romancı yaşadığı toplumun aynasıdır, görüşüyle yola çıkan Millî Edebiyat romancıları, bu dönemde yaşanan büyük savaşları ve kurtuluş mücadelesini tüm gerçekliğiyle anlatmışlardır. Millî Edebiyat romanlarında bireysel temalardan daha çok “Türkçülük, Millî Mücadele, yanlış Batılılaşma, çağdaşlaşma, yoksulluk, cehalet” gibi temalar öne çıkar. Birçoğu bu mücadeleye katılmış olan sanatçılar, yaptıkları gözlemleri başarıyla romanlarına aktarmışlar; yaşananları realist bir bakış açısıyla ele almışlardır.

  • Yakup Kadri Karaosmanoğlu; Tanzimat’tan itibaren Türk toplumunun geçirdiği değişimleri, bunların ortaya çıkardığı sosyal sorunları, aydın-halk ilişkilerini işler. Kurtuluş Savaşı’nı konu alan Yaban adlı eseri ile tanınan yazar, Kiralık Konak adlı romanında yanlış Batılılaşmanın toplumdaki en büyük tahribatı olan nesil çatışmasını, Sodom ve Gomore adlı romanında ise Mütâreke yılları İstanbul’unu ele alır.

  • Halide Edip Adıvar; kişiliği, kültürü, Doğu-Batı kültürleri karşısında takınacağımız tavrı araştırması ve eserlerinde yer verdiği kadın kahramanlarıyla dikkati çeker. Yazarın özellikle Ateşten Gömlek ve Vurun Kahpeye adlı eserleri Kurtuluş Savaşı’nı ele alan önemli yapıtlar arasında gösterilir.

  • Reşat Nuri Güntekin; Anadolu’yu ve yerli hayatımızı romana geniş çapta dâhil etmesi, tasvir ve tahlilciliği, özellikle kendisine büyük bir ün kazandıran Çalıkuşu’nda çizdiği öğretmen tipi ile öne çıkmıştır.

  • Refik Halit Karay; gözlem yeteneği, sade ve akıcı üslubu, betimlemedeki ustalığı ve mizahi görüş yeteneğiyle tanınır. Yazar, İstanbul’un İçyüzü adlı romanında II. Meşrutiyet öncesi ve sonrasında İstanbul’a dair gözlemlerini kurgular.

  • Aka Gündüz; teknik bakımdan ustalığa ulaşamamış olsa da milliyetçi, realist, kimi zaman da natüralist tavrı ile bu dönem romanının önemli temsilcileri arasında yer alır. Yazarın Dikmen Yıldızı adlı eserinde Kurtuluş Savaşı yılları yansıtılmıştır.