Şair Zâtî

16.yüzyıl Divan şairlerindendir. Balıkesir'de doğdu. İyi bir eğitim görmediği , mesleğinin ayakkabıcılık olduğu bilinmektedir. II. Bayezid zamanında İstanbul'a gelmiş, caize adı verilen ihsanlardan faydalanmak için padişaha şiirler söylemiştir. Yavuz sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman zamanlarında da devlet adamlarına kasideler sunarak hayatını sürdüren Zati'nin, Bayezid Cami'nin avlusunda bugünkü Çınaraltı'nda bir dükkanı olduğu , burada misk, tespih, misvak, Kuran-ı Kerim sattığı, fal bakıp, muska yazdığı ,para karşılığı kadınlara ve erkeklere küçük gazeller , mektuplar yazdığı anlatılır. Ayrıca dönemin genç şairlerine ders verip hocalık yapmıştır.80 yaşlarına kadar yaşamış olan şairin ömrünün son günlerini ihtiyaç içinde geçirdiğini Aşık Çelebi şöyle anlatır." Merhumun evi Sarı Gürz Hamamı Mahallesi'nde , dükkanı da Bayezid Camii avlusundaydı. Her gün dükkanına yürüyerek giderdi. Elinde bir asa taşır , yollar çamur olduğu zaman ona dayanırdı. Bir gün dükkanına giderken yolda rast geldim. Beli bükülmüş ve dermansız bir haldeydi. Ama dudağı kımıldıyor ve dili söylüyordu.

-Bu ne hal? dedi. Cevap olarak şunları söyledi.

Yiğitlik cevherin elden yitürdüm hasreta kanı

Eğlip ararım şimdi bulamam neyleyim anı "

GAZEL

N’oldun inlersin felek hercâî cânânun mı var

Seyr ider menzili bir mâh-ı tâbânun mı var


Benzüni ey bûstân fasl-ı hazân mi itdi zerd

Yohsa başı taşra bir serv-i hırâmânun mı var


Ağlayub feryad idersin her nefes ey andelîb

Hâr ile hem-sâye olmış verd-i handânun mı var


Yoluna cânum revân itsem gerek cânâ didüm

Yüzüme bin hışım ile bakdı didi cânun mı var


Zülf-i dil-ber gibi ey Zâtî perîşânsın yine

Cevri bî-had yohsa bir yâr-i perî-şânun mı var


GAZEL

Âh çok çok sevdüğüm sanma ki az az ağlaram

Nâle eyler dururam derd ile durmaz ağlaram

Vireli yile karârumı hevâ-yi zülf-i yâr

Ebr-veş ne yirdeyem ne gökde durmaz ağlaram

Dil miyân-ı cûy-i gamda sen kenâra çekmedün

Anun için her dem ey serv-i ser-efrâz ağlaram


Nâya dem-sâz ideli nâlem o ruh-efzâ benüm

İrdüğünce sem’üme âvâze-i sâz ağlaram

İsfahan’ı ve Irak’ı Zâti’yâ seyr eyleyüb

Bu makaama gelmeğe itdükçe şeh nâz ağlaram


GAZEL

Gül üzülsün gonca açulsun bana sen gül yiter

Ağlasun bülbüllerün ey gonca tek sen gül yiter

Ey kamer-ruh fî-l-mesel bir bende-i ferzâne-veş

Atı önince piyâde sen şehün ben kul yiter

Mutribâ kaanûn odur kim sâzunı al çengüne

Bizi söyletme surâhi didüği kul kul yiter


Bir nedür ben bülbülün zahmı hezâr ur cânına

Didüm ol gonca ayıtdı ârife bir gün yiter

Açılub gül kalmasa hergiz negam bülbül ne gam

Câm gül Zâtî surâhi kulkul-i bülbül yiter