Edatlar (İlgeçler) ve Edatların Özellikleri

Atatürk’ün asil yüreği -pas tutmayan madenler gibi- kin nedir, hiç bilmemiştir. Devlet, millet ve inkılâp davalarındaki husumetleri ne kadar sert ve derin ise kendi şahsına ve hususi hayatına taalluk eden meselelerdeki hiddetleri o derece hafif ve geçici idi... Fertlerin hürriyetlerini herhangi bir zor ve tazyik ile örselemek onun vicdanının kabul edemeyeceği bir adaletsizlik ve mantıksızlıktı. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)


Yukarıdaki örnekte italik harflerle dizilmiş sözcüklerin belli başlı birer anlamı yoktur. Örneğin “gibi” sözcüğü “asil yürek”le “pas tutmayan maden” arasında bir benzetme ilgisi kuruyor. Bu örnekte de görüldüğü gibi sözcükler arasında anlam ilgisi kurmaya yarayan ve ancak bu görevleri için kullanılan sözcüklere ilgeç (edat) denir. İlgeçler, genellikle sözcükler arasında “benzetme” veya “neden” ilgisi kurar.


Başlıcaları şunlardır: gibi, kadar, sanki, nitekim, için, ile, dolayı, ötürü, beri, üzere, karşı, karşın, doğru, ...


Aşağıda sık kullanılan ilgeçler örnekleriyle ele alınmaya çalışılacaktır:


Gibi, sözcükler arasında benzetme ilgisi kurar.

Cümlelerin sonlarına gelerek yüklemlere “denilebilir ki, öyle sanılır ki, sanki” anlamlı kuşku ya da olabilirlik anlamı da katar; başka bir deyişle “gibi”, sonuna geldiği eylemin tam değil tam olmaya yakın bir durumda yapıldığını ya da o eylemin yapılır göründüğünü anlatmaya yarar:


Hak ve kuvvet kılıçla kın gibidir; içinde kılıç olmayan kına kimse hürmet etmez. (Cenap Şahabettin)

Hak, “kılıca”; kuvvet, “kına” benzetilmiştir. Bu benzetme ilgisini kuran da “gibi”dir.


Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.

(Muhibbi, XVI.)


O gül-endam bir al şale bürünsün yürüsün

Ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün yürüsün.

(Vâsıf, XIX.)


Yaz bitti gibi.

Konuşurken sık sık size bakıyor gibiydi. ...


Kadar, “gibi” yerine de kullanılabilecek bir ilgeçtir. Ancak “gibi” yalnız benzetme görevindedir; “ kadar” benzetme görevine nicelik anlamı da katar.


-e kadar öbeği, yüklemdeki sürenin sonunu belirtir:

Sabaha kadar çalıştık. Kars’a kadar gitmişler.

Yalancının mumu yatsıya kadar yanar. (Atasözü)

Sanki, bir benzetme ilgecidir. “Gibi”den az çok ayrılır. “Gibi”de benzetme anlamı açıktır; “sanki”de anlam biraz örtülü, kapalıdır.


Neyin ki çıkar zemzeme saranlarından

Bülbüller öter sanki gülün şahlarından.

(Naili, XVII.)

Neyin deliklerinden çıkan nağmeler, gül dalındaki bülbüllerin ötüşüne benzetilmiştir.


Sorulu cümlelere “sanki” sözcüğü, daha çok, hoş görmeyiş anlamı katar:

Sınava girmemekle iyi mi etti sanki?


İle, sözcüklerin arasında “aracıyla anlamlı” ilgiler kurar. Bu ilgilere nitelik, nedenlik, iyi dilek gibi çeşitli anlamlar katar:

Araba ile Ankara’ya gittim. Uçakla gelmiş.

Parayla aldım. Radyo ile yapılan yayım...


Meşhurdur ki fısk ile olmaz cihan harap

Eyler anı müdahene-i âlimân harap.

(İzzet Molla, XIX.)


Annesini sevinçle kucakladı. Sağlıkla gidip geliniz.

Hızla uzaklaştı. Dikkatle dinleyiniz.


Yalnız, cümle içinde kullanılış özelliğine göre tür değiştirebilir.

Sıfat olur: Bu tepedeki yalnız ev Orhan’ındır.

İlgeç olur: Bu kitabı yalnız orada bulabilirsiniz.

Bağlaç olur: Giderim; yalnız arkadaş isterim.

Belirteç olur: Orhan o tepedeki evde yalnız oturur.


Ancak ilgeci, kendisinden önce ve sonra gelen ögeler arasında ilgi kurar.

Ben ancak Orhan’la görüşmeye geldim.

Düşmandan ancak kötülük beklenir.

Bu kitabı ancak orada bulabilirsiniz.

Gençlik, pek kısa süren ve ancak bir defa görülen bir rüyadır. (İffet, Hüseyin Rahmi Gürpınar)

Soğuk su ancak sıhhatte bulunanları incitmez. (Falih Rıfkı Atay)


Doğru, cümle içinde kullanılış özelliğine göre tür değiştirebilir.

Sıfat olur: doğru yol, doğru adam, Doğru söze ne denir?

Ad olur: bir doğru çizmek, işin doğrusu...


-e durum ekli sözcüklerden sonra gelip öbekleşerek ilgeç olur: Bize doğru geliyor.


Karşı, cümle içinde kullanılış özelliğine göre tür değiştirebilir.

Ad olur: karşıda oturanlar, evin karşısı...

Sıfat olur: karşı taraf, karşı düşünce...


-e durum ekli sözcüklerden sonra gelerek öbekleşerek ilgeç olur: Bu söze karşı ne denir?


Değil, sözcükler arasında ilgi kurunca ilgeç görevinde kullanılmış olur:

Bu konuyu Sevim değil Meltem anlatsın...


Yukarıdaki örnekte de görüldüğü gibi ek eylemin olumsuzu olan “değil”, ad soylu sözcükleri yüklem yapar.


İlgeç görevindeki sözcükleri yapıları bakımından üçe ayırabiliriz:

I. Kök ve kök görünüşlü ilgeçler: gibi, tek, beri, için, ile, karşı, kadar...

II. Türemiş ilgeçler: dolayı, üzere, karşın, yalnız...

III. Birleşik ilgeçler: sanki, nitekim...


İlgeçlerin cümle içindeki görevleri şunlardır:

• Sözcükler arasında çeşitli yönlerden ilgiler kurar.

• İlgeç tümleçleri yapar.

• Ek eylem alarak yüklem olur.