Arama Sonuçları
Boş arama ile 861 sonuç bulundu
- Garip Önsözü (Orijinal Hali) - Orhan Veli Kanık
Şiir, yani söz söyleme san'atı, geçmiş asırlar içinde bir çok değişikliklere uğramış; en sonunda da, bugünkü noktaya gelmiş. Bu noktadaki şiirin doğru dürüst konuşmadan bir hayli farklı olduğunu kabul etmek lâzım. Yani şiir bugünkü haliyle, tabiî ve alelade konuşmaya nazaran bir ayrılık göstermekte, nisbî bir garabet arzetmektedir. Fakat işin hoş tarafı, bu şiirin bir çok hamleler neticesinde kendini kabul ettirmiş, bir an'ane kurmak suretiyle de mezkûr acaipliği ortadan kaldırmış olması. Yeni doğup bugünün münevveri tarafından terbiye edilen çocuk kendini doğrudan doğruya bu noktada idrak ediyor. Şiiri kendine gösterilen şartlar içinde aradığından, bir tabiileşme arzusunun mahsulü olan eserlerini tabiî kabul edişinden gelmekte. Ona buradaki izafiliği göstermeli ki, öğrendiklerinden şüphe edebilsin. An'ane, şiiri nazım dediğimiz bir çerçeve içinde muhafaza etmiş. Nazmın belli başlı unsurları vezinle kafiyedir. Kafiyeyi ilk insanlar ikinci satırın kolay hatırlanmasını temin için, yani sadece hafızaya yardımcı olmak maksadiyle kullanmışlardı. Fakat onda sonradan bir güzellik buldular. Onu, hikmeti vücudu aşağı yukarı aynı olan vezinle birlikte kullanmayı bir maharet saydılar. Şiirin de menşeinde, diğer san'atlarda olduğu gibi, böyle bir oyun arzusu vardır. Bu arzu iptidaî insan için nazarı itibara alınabilecek bir ehemmiyetteydi. Halbuki insan o zamandan beri pek çok tekâmül etti. Bugünkü insan öyle zan ve temenni ediyorum ki, vezinle kafiyenin kullanılışında kendim hayrete düşüren bir güçlük, yahut da büyük heyecanlar temin eden bir güzellik bulmayacaktır. Nitekim bu rahatsız edici hakikati görmüş olanlar, vezinle kafiyeye "ahenk" denilen yeni bir şiir unsurunun ebeveyni nazariyle bakmışlar, bu yeni nimete dört elle sarılmışlar. Bu şiirde eğer takdir edilmesi lâzım gelen bir ahenk varsa, onu temin eden şey, ne vezindir, ne de kafiye. O ahenk vezinle kafiyenin dışında da, vezinle kafiyeye rağmen de mevcuttur. Fakat onu şiirde şuurlu hâle getirip anlayışları en kıt insanlara bile bir ahengin mevcut oluğunu haber veren şey vezinle kafiyedir. Bu suretle farkına varılan, yani vezinle, kafiye ile temin edilen bir âhenkten zevk duyabilmek yahut da lâkırdıyı bu basit ölçüler içinde söylemeyi maharet sayabilmek; safdilliklerin herhalde en muhteşemi olmalıdır. Bunun haricinde bir âhenge inanmaksa, onun şiir için ne kadar lüzumsuz, hattâ ne kadar zararlı olduğunu biraz sonra anlatacağım. Vezinle kafiyenin her şeye rağmen birer kayıt olduğunu da kabul edelim. Bunlar şairin düşüncesine, hassasiyetine hükmettikleri gibi lisanın şeklinde de değişiklikler yapıyorlar. Nazım dilindeki nahiv acaiplikleri vezinle kafiye zaruretinden doğmuş. Bu acaiplikler belki de, ifadeyi genişletmesi itibariyle, şiir için faydalı olmuştur. Hattâ onların, nazım endişelerinin dışında dahi baş tacı edilmeleri ihtimali vardır. Fakat bu kuruluş bazılarının kafalarına "şiir dilinin kendine hâs yapısı" diye dar bir telâkki getirmiş. Bu çeşit insanlar bir takım şiirleri reddederlerken "konuşma diline benzemiş." diyorlar. Köklerini vezinle kafiyeden alan bu telâkki, hakiki mecrasını arayan şiirde hep ayni izafi garabeti bulacak, onu kabul etmek istemiyecektir. Lâfız ve mâna sanatları çok kere zekânın tabiat üzerindeki değiştirici, tahrip edici hassalarından istifade eder. Bilgisini, terbiyesini geçmiş asırlara borçlu olan insan için bundan daha tabiî bir şey yoktur. Teşbih, eşyayı, olduğundan başka türlü görmek zorudur. Bunu yapan insan acaip karşılanmaz, kendine hiç bir gayri tabiilik isnat edilmez. Halbuki teşbihle istiareden kaçan, gördüğünü herkesin kullandığı kelimelerle anlatan adamı bugünün münevveri garip telâkki etmektedir. Hatâsı, muhtelif sapıtmalarla gelişmiş bir şiir anlayışını kendine çıkış noktası yapmasıdır. Yazının peyda olduğu günden beri yüz binlerce şair gelmiş, her biri binlerce teşbih yapmış. Hayran oluğumuz insanlar bunlara bir kaç tane daha ilâve etmekle acaba edebiyata ne kazandıracaklar? Teşbih, istiare, mübalâğa ve bunların bir araya gelmesinden meydana çıkacak bir hayal zenginliği, ümit ederim ki, tarihin aç gözünü artık doyurmuştur. Edebiyat tarihinde pek çok şekil değişiklikleri olmuş, yeni şekil, her defasında, küçük garipsemelerden sonra kolayca kabul edilmiştir. Güç kabul edilecek değişiklik, zevke ait olanıdır. Böyle değişmelerin pek seyrek vukua geldiğini; üstelik, bu suretle meydana çıkan edebiyatlarda da her şeye rağmen değişmiyen, yine devam eden, hepsinde müşterek olan bir taraf bulunduğunu görüyoruz. Bugüne kadar burjuvazinin malı olmaktan, yüksek sanayi devrinin başlamasından evvel de dinin ve feodal zümrenin köleliğini yapmaktan başka hiç bir işe yaramamış olan şiirde, bu değişmiyen taraf; müreffeh sınıfların zevkine hitap etmiş olmak şeklinde tecelli ediyor. Müreffeh sınıfları yaşamak için çalışmaya ihtiyacı olmayan insanlar teşkil ederler. O insanlar geçmiş devirlerin hâkimidirler. O sınıfı temsil etmiş olan şiir lâyık olduğundan daha büyük bir mükemmeliyete erişmiştir. Ama yeni şiirin istinat edeceği zevk, artık, ekalliyeti teşkil eden o sınıfın zevki değil. Bugünkü dünyayı dolduran insanlar yaşamak hakkını mütemadi bir didişmenin sonunda buluyorlar. Her şey gibi, şiir de onların hakkıdır, onların zevkine hitap edecektir. Bu, mevzuubahis kitlenin istediklerini eski edebiyatların aletleriyle anlatmaya çalışmak demek de değildir. Mesele bir sınıfın ihtiyaçlarının müdafaasını yapmak olmayıp sadece zevkini aramak, bulmak, sanata onu hâkim kılmaktır. Yeni bir zevke ancak yeni yollarla, yeni vasıtalarla varılır. Bir takım nazariyelerin söylediklerini bilinen kalıplar içine sıkıştırmakta hiç bir yeni, hiç bir san'atkârane hamle yoktur. Yapıyı temelinden değiştirmelidir. Biz senelerden beri zevkimize, irademize hükmetmiş, onları tâyin etmiş, onlara şekil vermiş edebiyatların, o sıkıcı, o bunaltıcı tesirinden kurtarabilmek için, o edebiyatların bize öğretmiş olduğu her şeyi atmak mecburiyetindeyiz. Mümkün olsa da "şiir yazarken bu kelimelerle düşünmek lâzımdır" diye yaratıcı faaliyetimizi tehdit eden lisanı bile atsak. Ancak bu suretledir ki, kendimizi alışkanlıkların sürüklediği gayri tabii inhiraftan kurtarmış; safiyetimize, hakikatimize irca etmiş oluruz. Tarihin beğenerek andığı insanlar daima dönüm noktalarında bulunanlardır. Onlar bir an'aneyi yıkıp yeni bir an'ane kurarlar. Daha doğrusu kurdukları şey içlerinden gelen yeni bir kayıtlar sistemidir. Ancak ileriki nesillere intikal ettikten sonra an'ane olur. Büyük san'atkâr namütenahi kayıtların içindedir. Fakat bu kayıtlar, hiç bir zaman, evvelkiler tarafından vazedilmiş değildir. O; kitapların öğrettiğinden daha fazlasını arayan, san'ata yeni kayıtlar sokmaya çalışan adamdır. 17'nci asır Fransız klasisizmi kaideci olmuş, fakat an'aneperest olmamıştır. Zira kaidelerini kendi getirmiştir. 18'nci asır yazıcıları daha çok an'aneperest oldukları halde san'atkârlıkları bakımından an'aneyi kuranlar seviyesine yükselememişlerdir. Çünkü kayıtları hissetmemişler, öğrenmişlerdir. Bir şeyin ya lüzumunu, yahut da lüzumsuzluğunu hissetmeli, fakat her halde, hissetmelidir. Lüzumu hissedenler kurucular, lüzumsuzluğu hissedenler yıkıcılardır. Her ikisi de cemiyetlerin fikir hayatı için devam ettirici insanlardan daha faydalıdırlar. Bu çeşit insanlar belki her zaman muvaffak olamazlar. Yaptıkları işin tutunabilmesi, işin içtimaî bünyedeki tebeddüllerle olan münasebetine ve bu tebeddüllerin ehemmiyetine tâbidir. Ademi muvaffakiyetin sebeblerinden biri de yapmanın, yapılması lâzım geleni bilmekten farklı oluşudur. Bir insan kurduğunu mükemmelleştiremiyebilir. Fakat kendisini hemen takip edecek olana kıymetli bir temel tevdi eder. Ya bir yol gösterir, yahut bir yolun yanlış olduğunu söyler. Bu insan bir davanın bayraktarı, sıra neferi veya fedaisi demektir. Bir fikir uğrunda fedaî olmayı göze almış insan takdirle, minnetle karşılanmalıdır. Bununla beraber fedaî olmayı göze almış insanın ne takdire ihtiyacı vardır, ne de teşvike. Çünkü bunlar ondaki emniyet hissine hiç bir şey ilâve etmiyecektir. En koyu irtica hareketlerinin cesaretinden hiç bir şey eksiltemiyeceği gibi...
- Okullarda Verilen Rehberlik Hizmetleri
Doğrudan Öğrenciye Yönelik Hizmetler Oryantasyon (Duruma Alıştırma) Bireyi (Öğrenciyi Tanıma) Test Teknikleri Test Dışı Teknikler Bilgi Toplama ve Yayma (Bilgilendirme) Yöneltme ve Yerleştirme İzleme ve Değerlendirme Sevk / Yardım Almaya Yönlendirme) (Refere) Psikolojik Danışma Hizmetleri Psikolojik Danışma Teknikleri Psikolojik Danışma Kuramları Dolaylı Olarak Öğrenciye Yönelik Hizmetler Program Hazırlama ve Geliştirme Konsültasyon (Müşavirlik - Danışmanlık) Çevre ve Veli İle İlişkiler Araştırma ve Geliştirme (Ar-ge) Akran Temelli Uygulamalar Okullarda Verilen Hizmetlerin Amaçları Uzman Öğretmenlik Eğitim Programı ve Başöğretmenlik Eğitim Programı: Özel Eğitim ve Rehberlik - Problem Alanlarına Göre Rehberlik Türleri Doğrudan Öğrenciye Yönelik Hizmetler 1) Oryantasyon (Duruma Alıştırma) Bireyin yeni girdiği ya da gireceği ortama alışmasını sağlamak için yapılan çalışmalardır. Etkinlikler yapılarak, bütün öğrencilere okul kuralları, yeni kişiler, içinde bulunulan imkân ve şartlar tanıtılır. Okula yeni gelen öğrencilere yönelik oryantasyon hizmeti öncelikle sınıf rehber öğretmeni tarafından verilmelidir. Üst sınıf öğrencilerinden de yardım alınabilir (akran danışmanlığı). Bazen eğitim süreci devam ederken yeni bir durum ve gelişme olduğunda da oryantasyon hizmeti verilebilir. Okulu tanıtma ve gezdirme, personeli tanıtma, kuralları ve yönetmelikleri açıklama, sosyal, kültürel etkinlikler vb. yapılabilir. 2) Bireyi (Öğrenciyi) Tanıma: Rehberlik hizmetlerinin amacına ulaşması ve bireysel farklılıkların belirlenmesi için bireyi tanımak gerekir. Kullanılacak olan tekniklerin güvenilir, geçerli, ekonomik ve bilimsel olmasına dikkat edilmelidir. Öncelikli amaç, bireyin kendini tanımasına, güçlü ve zayıf yönlerini fark etmesine yardımcı olmaktır. Bireyler sürekli gelişim ve değişim içinde olduğu için zaman içinde her yaş ve sınıf düzeyinde testler yapılmalıdır ve sonuçlar birlikte değerlendirilmelidir. Bireyi tanıma teknikleri amaç değil birer araçtır. Sonuçları kullanılmayacak olan araçlar kullanılmamalıdır. Öğrencileri tanımak için birden fazla teknik kullanılabilir, genel sonuçlar öğrenci isimleri saklanarak okul yönetimiyle paylaşılabilir. Sonuçlar hakkında öğrenciye uygun şekilde ve uygun zamanda dönüt verilmelidir. Psikolojik testler üzerinde değişiklikler yapılmamalıdır. a) Test Teknikleri: 1) Maksimum Performans Testleri: * Yetenek testleri: Yetenek, bireylerin eğitimden neler kazanabileceği ve çabaladığı takdirde neler yapabileceğidir. Zihinsel veya akademik yetenekleri tespit etmek amacıyla uygulanabilir. Geleceğe dönüktür. Genel yetenek testleri; zekâ testleri şeklindeki testlerdir. Temel Kabiliyet Testleri (TKT – Thurstone) Özel yetenek testleri ise; belli bir alandaki akademik, zihinsel veya fiziksel yeteneklerini tespit etmek için kullanılır. Özel yetenek sınavıyla öğrenci olan eğitim kurumlarının yaptığı sınavlar. Beden eğitimi, sahne sanatları vb. * Başarı testleri: Bireylerin öğrenme etkinliklerinden ne kadar yararlandığını tespit etmek amacıyla yapılır. Geçmişe dönüktür. Standart başarı testleri; öğrencilerin özel koşulları (lokal bilgileri) dikkate alınmadan genel olarak herkese aynı şartlarda uygulanan testlerdir. Ör) SBS, LYS, KPSS vb. Öğretmen yapımı başarı testleri; öğretmenler tarafından özel koşullar dikkate alınarak kendi öğrencilerine uyguladıkları testlerdir. Örneğin, yazılı yoklamalar. 2) Tipik Performans Testleri: * İlgi Envanterleri: Bireyin herhangi bir nesneye, kişiye ya da duruma olan ilgisini ölçmek için yapılan testlerdir. İlgi; yapmaktan hoşlanılan etkinliklerdir ve bir tercih meselesidir. İlginin olumsuzu olmaz. Herhangi bir duruma karşı ya ilgili olunur ya da ilgisiz olunur ancak olumsuz ilgiden bahsedilemez. Özellikle yöneltme hizmeti verilirken bu testlerin sonuçlarından yararlanılabilir. Örneğin, Kuder ilgi ölçeği. * Tutum Envanterleri: Tutum; inançların ve duyguların toplamıdır. Kanı ise tutumların sözlü ifadesidir. Tutumlar olumlu da olabilir olumsuz olabilir. Davranışlardan önce oluşur ve davranışlara yön verir. Tutum ölçeklerinin 3 boyutu vardır. Duygu, düşünce ve davranış. Bu 3 alana da eşit miktarlarda ağırlık verilmelidir. * Kişilik Envanterleri: Bireyin kişiliği ile ilgili bilgileri edinebilmek için kullanılan testlerdir. Uzmanlık gerektiren testlerdir. Okullarda sadece psikolojik danışmanlar tarafından yapılması gerekir. Diğer branş öğretmenleri tarafından uygulanamaz. Bazı testleri uygulamak için psikolojik danışman olmak da yeterli değildir, ayrı bir özel eğitim de almış olmak gerekir. Örneğin, Rorschacd Mürekkep Lekesi Testi. b) Test Dışı Teknikler: 1) Gözleme Dayalı Teknikler: * Gözlem: Planlı ve sistemli bilgi toplama tekniğidir. Bir olay, kişin veya nesneyle ilgili bilgi toplamak için kullanılır. Doğrudan doğruya duyu organlarıyla yapılabileceği gibi çeşitli araç-gereçler kullanılarak da yapılabilir. Gözlem yapılmadan önce; kimin gözleneceği, hangi koşullarda gözlem yapılacağı, gözlemi kimin yapacağı ve hangi özelliğin gözleneceği belirlenmelidir. Gözlem; doğal gözlem (yapılandırılmamış) ve sistematik gözlem (yapılandırılmış) olarak ikiye ayrılır. Eğer gözlemci, gözlem yapılan nesne ya da kişinin duruma hiçbir müdahalede bulunmuyorsa, içinde bulunan şartlar doğal haliyle gözleniyorsa doğal gözlem; eğer gözlem yapılan nesne yada kişinin durumuna müdahalede bulunuyorsa, içinde bulunulan şartları etkiliyor veya değiştiriyorsa sistematik gözlemden bahsedilir. Gözlem tekniği sınıf rehber öğretmeni tarafından da, okul rehber öğretmeni tarafından uygulanabilir. Sınırlılıkları; gözlenen olayın nedenleri hakkında bilgi toplamaya elverişli değildir. Olayların nedenlerini anlamak için sürekli olarak gözlem yapılması gerekir. Nesnel olarak gözlem yapmak ve gözlem sonuçlarını tarafsız şekilde yorumlamak zordur. * Gözlem Listesi: Gözlenecek davranışların olup olmadığını “evet” veya “hayır” şeklinde cevaplandırılarak kayda alınmasıdır. * Derecelendirme Ölçeği: Derecelendirme ölçekleri bir işin yapılabilme derecesini de ölçmeyi sağlar. Gözlenen davranışlar sadece “var” veya “yok” şeklinde belirtilmez, dereceleriyle birlikte belirtilir. Gözlenen niteliğin gözlenme sıklığı veya derecesi (miktarı) belirtilebilir. * Vaka – Olay Kaydı (Anekdot): Gözlenen olayların gözlemcinin yorumlarına yer vermeden olduğu gibi kaydedilmesidir. Doğal koşullarda ortaya çıkmış bir davranışın ayrıntılı olarak kaydedilmesidir. Sıradan olmayan, tipik ve dikkate değer davranışlar kaydedilir. Her olay için ayrı bir kayıt tutulur. Eğer yoruma yer verilmesi düşünülüyorsa olay kaydının alındığı kısımdan ayrı bir yerde yorum yapılmalıdır. 2) Kendini Anlatma Teknikleri: * Görüşme/ Mülakat: Bireyle yüz yüze gelerek sözlü şekilde sorular sorulup ve cevaplar yine sözlü olarak alınıyorsa görüşme tekniğinden bahsedilir. * Anket: Belli konularda bilgi, düşünce ve görüşlerin sorularak, alınan cevaplara göre değerlendirme yapılması yöntemidir. Öğrenciye yönelik olduğu gibi velilere yönelik de olabilir. * Soru Listesi-Öğrenci Tanıma Fişi: Öğrenci hakkında öğrenilmek istenen genel bilgileri kısa sürede elde etmeye yönelik olarak hazırlanır. Öğrencinin kimliği, fotoğrafı, sağlık durumu, sosyal durumu, ailesinin ekonomik durumu, vb. konularla ilgili sorular vardır. Öğrencinin kişisel dosyasında da bulunabilecek bilgilerden bazıları burada da belirtilebilir. Buradaki bilgilerin gerçeği yansıtan doğru bilgiler olması önemlidir. Farklı okullarda küçük değişiklikler yapılarak öğrenci fişleri hazırlanabilir. Buradaki bilgilerin doğruluğundan emin olduktan sonra öğrencinin kişisel dosyasına özetlenerek konulabilir. * Arzu Listesi: Genellikle okul öncesi ve ilköğretim seviyesinde kullanılır. Öğrencinin doyurulamamış ihtiyaçlarını ve açığa çıkaramadığı umut ve beklentilerini öğrenmek için kullanılır. Genellikle düşsel durumları içerir. “Olsaydım Testi” uygulamaları da bu testlere örnektir. Örneğin, istediğiniz kadar paranız olsaydı ne yapardınız?, Bir iyilik perisiyle karşılaşsaydınız ondan ne isterdiniz? Bazen soru cümleleriyle bazen de eksik cümleler şeklinde olabilir. Bir şehir olsaydım…………………………………Çünkü…………………………………………………… Bir çiçek olsaydım…………………………………Çünkü………………………………………………….. Sorular kadar verilen cevaplarında incelenip tahlil edilmesi gerekir. Kişiye danışma yapılarak, kendini tanımasına ve iç görü kazanmasına yardımcı olunur. Bu tekniği kullanmadaki asıl amaç da budur zaten. * Anı Defteri (Günlük): Bireyin öznel yaşantılarının yazıldığı bir defterdir. Bireyin izni olmadan yararlanılmamalıdır. Günü gününe tutulur ve içlerini rahatlıkla dökerler. Bireyin iç dünyasını anlamak için yararlanılabilir. * Otobiyografi: Bireyin geçmiş ve şimdiki yaşantıları ile geleceğe dönük planlarını kendi yazılı ifadesiyle anlatmasıdır. Amaç; bireyin doyurulmamış isteklerini, umutlarını ve benlik algısını anlamaktır. Bireyle ilgili kişiler ve olaylar hakkında ayrıntılı şekilde bilgi öğrenmek kolaylaşır. Genellikle sınıf rehber öğretmenleri okur. İki tür otobiyografi vardır. Sınırlı otobiyografi, belirli konuların söylendiği ve sadece o konular hakkında bilgi istenilen otobiyografilerdir. Serbest otobiyografi ise öğrencinin hayat hikâyesini sınırlama getirmeden yazdığı otobiyografilerdir. Otobiyografinin doğru yorumlanması için; yazıdaki genel izlenim, yazının uzunluğu ya da kısalığı, anlatımdaki özen ve tutum, yazıda bilgi verilmeyen önemli kişi ya da olaylar ve yazıdaki genel tutarsızlıkların incelenmesi gerekir. * Problem Tarama Listesi: Öğrencilerin sağlık okul, ders, arkadaşlık, meslek vb. konulardaki problemlerini kendi görüşleriyle ortaya çıkarmak ve çözümlerini sağlamak için kullanılır. Öğrencinin gelişim dönemleri ve okul seviyesi dikkate alınarak hazırlanmalıdır. Uygulaması sınıf rehber öğretmeni ve okul rehber öğretmeni tarafından birlikte yapılır. Kişisel sorunların dışında genel sorunların çözümü için öğretmen, yönetici ve velilerle işbirliği yapılmalıdır. Genellikle şu konularda sorular vardır: Sağlık, ders, ev hayatı, sosyal ilişkiler, karşı cins, meslek ve kişilik özellikleri. * Kime Göre Ben Neyim? : Öğrencilerin olumlu ya da olumsuz davranış özelliklerini betimleyen cümleler vardır. Arkadaşlarının, ailesinin ve öğretmenlerinin kendisini nasıl gördüğünü değerlendirir ve bunu bir işaretle (X) belirtir. Bazı sorulara yanıt verilmeyebilir veya bütün işaretlemeler yapılabilir. Her öğrenci ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Ayrıca öğrencilerin bu değerlendirmeye dair kısa yorumları için “bana göre” bölümü yer alabilir. Bu teknik öğrencinin kendini nasıl değerlendirdiğini (olumlu-olumsuz) ortaya çıkarır. Olumsuz düşüncelerin çok yoğun olduğu öğrenciler varsa bu öğrenciler rehberlik ve psikolojik danışma servisine yönlendirilebilir. İlköğretim 4. sınıftan lise son sınıfa kadar bütün öğrencilere yapılabilir. * Cümle Tamamlama Testleri: Öğrencilere yarım bırakılmış cümleler verilir ve boşluklara ilk akla gelen ifadelerini yazmaları istenir. 3) Başkalarının Kanılarına Dayalı Teknikler (Sosyometrik): * Sosyometri: Grup içi ilişkiler hakkında bilgi toplama yollarından biridir. Bireylerin statüleri ve durumları saptanabilir. Grubu oluşturan bireylerin birbirleri ile olan etkileşimleri ve ilişkileri belirlenir. Öğrencinin kendisini tanımasından ziyade, öğretmenlerin sınıf içi ilişkileri fark ederek öğrencilere müdahale etmesini kolaylaştırmak için kullanılır. Grubun üyelerine belirli konularda sorular sorulur ve cevaplara göre de sosyogram oluşturulur. Ancak sosyogramlara bakarak ilişkilerin sebepleri saptanamaz. Örnek sorular: Sıkıntılarınızı paylaştığınız üç arkadaşınızın ismini yazınız. Beraber geziye gitmek istediğiniz üç arkadaşınızın ismini yazınız. Sonuçların güvenilir olması için, sosyometrinin hangi amaçla yapılacağı belirlenmeli, amaca uygun sorular sorulmalı, bilgilerin gizli tutulacağı açıklanmalı, rahat bir ortam hazırlanarak bu uygulamanın bir sınav olmadığı duyurulmalıdır. Birbirini yeteri kadar iyi tanımayan öğrencilerden sağlıklı sonuçlar alınamayacağı için önceden birbirlerini tanıyor olmaları gerekir. Bir sosyograma bakarak şu ilişki tipleri yorumlanabilir. Liderler: Diğer üyeler tarafından en çok seçilen üyelerdir. Terk edilmişler (yalnızlar-seçilmeyenler): Diğer üyeler tarafından seçilmeyen üyelerdir. Yardıma ihtiyaç duyabilirler. Çekimserler: Diğer üyeler tarafından seçildiği halde, kendileri diğer üyeleri seçmeyen öğrencilerdir. Karşılıklı seçenler: Grup içinde sadece karşılıklı olarak birbirini seçen üyelerdir. Dengesizler: Kendilerini seçenleri seçmeyip, başkalarını seçen üyelerdir. Klikler (hizipler): Büyük gruptan soyutlanmış ve kendi aralarında yeni bir grup oluşturan üyelerdir. * Kimdir Bu? / Bil Kim? : Bazı özellikler verilerek bu özelliklere sahip bireylerin bulunmasını sağlayan bir tekniktir. Öğrencilerin hangi yönleriyle tanındıklarını öğrenmek mümkün olur. Öğrenciler bazı soruların cevaplarına kendi isimlerini de yazabilirler. Ya da bir soruya birden fazla isim de yazabilirler. Bir kişinin ismi, farklı birkaç özelliğin karşılığına da yazılabilir. Böylece öğrencilerin hem birbirlerini hem de kendilerini nasıl algıladıkları öğrenilebilir. Bireyin kendini nasıl algıladığı ile başkalarının aynı bireyi nasıl algıladığı arasındaki uyuşmaya “bağdaşım” denir. Uyuşmazlık durumu söz konusu olan öğrencilerin sorun yaşıyor olma ihtimali diğer öğrencilere göre daha fazladır. * Rol Dağıtım Tekniği: Öğrencilerin belirgin özelliklerini dolaylı yollarla ortaya çıkaran bir tekniktir. Belirli tiplerin tanınmasına yardımcı olmak için bir oyun (hikaye) seçilir ve okunur. Hikayedeki kişilerin belirgin özellikleri açıklanır. Daha sonra rol listesi dağıtılarak bu rollere uygun düşen arkadaşlarının ad ve soyadlarını uygun rollerin karşılığına yazmaları istenir. Yazılan isimlerin ve bilgilerin gizli kalması sağlanmalıdır. Uygulama sonunda her öğrencinin olumlu ve olumsuz özelliklerinin tanınması sağlanmış olur. İlköğretim 4. sınıftan lise son sınıfa kadar bütün öğrencilere uygulanabilir. 4) Etkileşime Dayalı Teknikler: * Sosyo-drama: Grup üyeleri bir sosyal problemle ilgili bazı rolleri paylaşarak izleyiciler karşısında gerçek hayattaymış gibi oynarlar. Her birey kendisini değil, olayla ilgili olarak kendine verilen rolünü oynar. Sosyal sorunların çözümünde, bireylerin kendilerini ve başkalarının değer yargılarını tanımalarında, ortak bir sorun üzerinde çözüm üretme gibi sosyal becerilerin geliştirilmesinde etkilidir. Öğrencilerin sosyal ilişkilerinin güçlenmesi ve karşılaştıkları bazı sorunların giderilmesine yardımcı olmak için yapılabilir. * Psiko-drama (Ruhsal Oyun): Birey, kendisi için kaygı ve üzüntü kaynağı olan psikolojik bir problemi bir rol alarak grup karşısında oynar. Seçilen bir rolün gereğini değil kendi gerçek durumunu yansıtır. Bir yönetici danışman veya terapist de olmalıdır. Ayrıca grubun diğer üyeleri de izleyici olmalı veya gereken şekilde rol yapmalıdır. Ortam gerçek koşullara benzetilmeye çalışılır ve gerekli düzenlemeler yapılır. Tanı (teşhis) koymaktan çok tedavi (sağaltım) için kullanılır. Psiko-drama aynı zamanda bir terapi tekniğidir. 5) Diğer Teknikler: * Bibliyo-terapi: Belirli bir konuda sorun yaşayan bireylere, bu sorunları çözmeleri için konuyla ilgili, içeriği hakkında önceden bilgi sahibi olunan bir kitabı önerme tekniğidir. Bu sayede bireyler kendi sorunlarını daha kolay fark eder, çözebilmek için cesaretlendirilir. Psikolojik sağlıkla ilgili kitaplar olabileceği gibi çeşitli konularda yazılmış roman, hikâye vb. olabilir. Bireylere bibliyo-terapi uygulamasından sonra görüşleri alınarak izlenmesi yapılmalı ve gelişmeler takip edilmelidir. * Toplu Dosya: Öğrenci hakkında çeşitli yollardan elde edilen bilgiler sınıflandırılarak özetlenir ve kaydedilir. Öğrenciyle ilgili her bilgi aynen toplu dosyaya koyulmaz, önemli bilgiler özetlenerek saklanır. Gelişim dosyası, öğrenci tanıma ve izleme dosyası olarak da bilinir. Öğrencinin gelişimini takip etmeyi kolaylaştırarak kronolojik şekilde hazırlanmalıdır. Kısa sürede bilgi almaya hazır şekilde olmalıdır. Testlerin sonuçları ve yapılan yorumlar ayrı ayrı yer almalıdır. Toplu dosya sayesinde öğrenci hakkındaki bilgiler uzun yıllar boyunca kayıt halinde saklanır ve kullanılabilir. Toplu dosyalar; okul yöneticilerine, öğretmenlere, öğrencilerin kendilerine ve hatta velilere de açık olabileceği için kişiye özgü gizlilik gerektiren (psikolojik, tıbbi ve yasal inceleme sonuçların) özel bilgilerin yer almaması gerekir. Yani gizlilik içeren dokümanlar toplu dosyada bulunmaz. Toplu dosyada bulunması gerekenler, öğrencinin kimlik bilgileri ve fotoğrafı, ev ve aile bilgileri, okul başarısına ait bilgiler, sağlık ve fiziki gelişim bilgileri, okuduğu okulların bilgileri, bazı test sonuçları (ilgi, anket, başarı), test dışı etkinlikler, iş tecrübesi, vaka kayıtları, otobiyografisi. * Veli Toplantıları: Amaç, velinin de eğitime katılımını sağlamak ve işbirliğini sağlamaktır. Velilerin sos-kültürel seviyesine uygun iletişim dili kullanmak, suçlamadan yargılamadan bilgi vermek ve öğrenci hakkında bilgi alışverişine yardımcı olmak en önemli konulardır. * Ev Ziyaretleri: Öğretmenler veya psikolojik danışmanlar öğrencilerin ev ortamlarını, fiziksel koşullarını, çalışma olanaklarını, aile yapısını vb. daha iyi öğrenmek için velileri evlerinde ziyaret ederler. Önceden planlanmalı, randevu alınmalı, çocuğa ve aileye haber verilmeli, çok fazla resmi davranılmamalı, çocuk veya aile eleştirilmemeli, daha çok olumlu ifadelere yer verilmeli, okul veya öğretmenlerin eleştirilmesine neden olacak tartışmalara girilmemelidir. * Zaman Çizelgesi: Günün saatlerini gösteren bir sayfaya, öğrencinin sırasıyla ne yaptığını ve ne kadar süreyle yaptığını kaydetmesidir. Öğrenci her faaliyet için duygu ve düşüncelerini de yazar. Faaliyeti ne kadar sevdiğini, zor veya kolay oluşunu vb. Zaman çizelgesini öğrencinin kendisi doldurmalıdır. Zamanı nasıl kullandığı, ders çalışma vakitleri, hobiler, sosyal faaliyetler vb. konular hakkında bilgiler edinilmiş olunur. Zaman kullanımının önemi öğrenci açısından daha iyi anlaşılır. * Film Terapisi (Sine-terapi): Sinema filmlerinin bazı psikolojik sorunların tedavisinde kullanılması yöntemidir. Uzman eşliğinde rahatsızlığın türüne göre seçilen film izlendikten sonra uzman, kişiyle film hakkında konuşmakta ve hikâye ve karakterlerin davranışlarıyla kişinin karşı karşıya kaldığı sorunların önce açığa çıkarılması sonra giderilmesi amaçlanmaktadır. Film veya klipler; depresyon, huzursuzluk, öfke, sinirlilik ve korku faktörlerinin iyileşiminde yardımcı metot olarak kullanılmaktadır. * Vak’a İncelemesi: Sorunu olan bir öğrencinin bütün halinde derinlemesine incelenmesidir. Sorunun ne olduğunu ve sebeplerini anlamak için, çözüm yollarını bulmak için birey ve sorun hakkında var olan bütün bilgiler kullanılır. Özel problemleri olan, öğrenme ve uyum sorunu yaşayan öğrenciler üzerinde de uygulanır. Başarısızlıkların veya davranış bozukluklarının nedenlerini bulmak için kullanılan bir yöntemdir. Bu hizmetten sonra genellikle düzeltici-çara bulucu işlev gören rehberlik hizmetleri devreye girer. Vak’a incelemesinde test ve test dışı teknikler kullanılabilir. Vak’a incelemesi bireyin öz geçmişini ve hayat hikâyesini kapsadığı gibi bununda ötesinde toplanan bilgilerin analiz ve yorumlarını, sorunların ya da problemlerin giderilmesi için gerekli değerlendirmeleri, önlemleri ve önerileri de kapsamalıdır. Vaka incelemesini yapan kişi objektif ve açık olmalı, kişisel yanlılıktan kaçınmalı, sayısal verilere dayanmalı, sayılarla desteklenmeyen gereksiz bilgiler vermemeli, dayanıksız yorum ve genelleme yapmaktan sakınmalıdır. Vaka incelemesi raporlarının ilgili diğer uzmanlarla birlikte ele alınması, hatta gerekirse bu amaçla “vaka konferansı” toplantıları düzenlenmesi ve birey için alınacak psikolojik yardım önlemlerinin birlikte programlanması daha da uygun olur. 3) Bilgi Toplama ve Yayma (Bilgilendirme): Öğrencilerin kendilerini geliştirmeleri için ihtiyaç duyabilecekleri her türlü bilgiyi toplama ve çeşitli yollarla öğrencilere aktarmaya yönelik hizmetlerdir. Özellikle eğitsel ve mesleki konular işlenir. Sınav sistemleri, meslekler, iş imkânları, üniversite ve bölümlerin özellikleri, üst eğitim kurumları, burslar vb. konular olabilir. Panolar, broşürler, sunumlar, afişler vb. yollar kullanılabilir. 4) Yöneltme ve Yerleştirme: Öğrencilerin özellikleri doğrultusunda yönelebilecekleri bir üst eğitim kurumu ya da iş imkânları konusunda öğrencinin bilgi sahibi olması ve kendisi için en uygun olanını seçmesi amaçlanır. Eğitsel kol seçimlerinde, bir üst eğitim kurumları hakkında, meslek seçimlerinde vb. konularda olabilir. Bu hizmetin sağlıklı olarak verilebilmesi için öğrencilerin kendilerini tanımaları ve kararı kendilerinin vermesi gerekir. Öğrencinin ilgi ve yeteneklerini tanımak için bireyi tanıma, programlar veya okullar hakkında bilgi edinmesi için bilgi verme, bu tür konularda gerçekçi algı ve beklentilerinin oluşması için psikolojik danışma, ailenin beklenti ve istekleri öğrencinin uygun karar vermesine engel oluyorsa müşavirlik hizmeti verilir. 5) İzleme ve Değerlendirme: Verilen rehberlik hizmetlerinin etkililiğini anlamak, hizmetleri devam ettirmek veya gerekli düzenlemeleri yapmak için verilen hizmetleri kapsar. Amaç; rehberlik hizmetlerinin amacına ulaşıp ulaşmadığını değerlendirmektir. Mezunların sonraki yıllarda öğrenime devam edip etmedikleri, ettiyseler başarı durumlarının ne olduğu, işe başlayanların başarıları ve yaşadıkları sorunların neler olduğu gibi bilgileri toplamayı kapsar. Bütün öğretim kademelerinde verilen bir hizmettir. Hem öğrencinin gelişimi takip edilebildiği gibi hem de sunulan rehberlik hizmetlerinin etkililiği tespit edilir. 6) Sevk / Yardım Almaya Yönlendirme) (Refere): Psikolojik danışma ve rehberlik servisinin olmadığı ya da yetersiz kaldığı durumlarda öğrencinin yardım ihtiyacının karşılanması için Rehberlik Araştırma Merkezine, sosyal yardım kuruluşlarına, psikiyatristlere, özel eğitim uzmanları gibi diğer kurumlara veya kişilere yönlendirilmesidir. Bir öğretmenin uzmanlık gerektiren bir konuda kendisinden yardım isteyen öğrencisini rehberlik servisine yönlendirmesi de sevktir. Örneğin, ciddi bir davranış bozukluğu olan bir öğrencinin psikiyatriste yönlendirilmesi. 7) Psikolojik Danışma Hizmetleri: Bütün rehberlik hizmetlerinin özüdür. Bu hizmeti verebilmek için psikolojik danışmanlık alanında eğitim almış olmak şarttır. Uyum sıkıntısı çeken, kendini yalnız hisseden, kendini başarısız ve değersiz gören, özgüveni, öz sevgisi ve özsaygısı zedelenmiş olan kişilere sorunlarının kaynağını ve çözüm yollarını göstermede yardımcı olunur. Bu hizmet sayesinde birey kendini daha iyi tanır, sorunlarının farkına varır, sorunlarıyla baş etme becerisi kazanır, gerçeklik algısı oluşur ve gerçekçi kararlar verebilir. Böylece daha sağlıklı bir kişilik yapısına ulaşır ve farkındalık seviyesi yükselir. Tek seferde tamamlanan değil, süreç içinde verilen bir hizmettir. Sorunların çözümü hemen gerçekleşmeyebilir. Gizliliğin en üst düzeyde olduğu hizmet alanıdır. Danışman ilk oturumda danışana gizlilik, gönüllülük, oturum süresi vb. kurallar ve konular hakkında bilgilendirir (yapılama tepkisi). a) Psikolojik Danışma Teknikleri * Açıklama: Danışanın ifade ettiği duygu ve düşünceleri daha anlaşılır hale getirmektir. * Onaylama: Danışanın söylediklerini onaylayan geri bildirimlerdir. * Duyguları Yansıtma: Danışanın ifade ettiği duygular aynen geri yansıtılır. Duygusal boşalımı (katarsis) ve empatiyi sağlar. * Yüzleştirme: Danışanın tutarsızlıklarına (çelişkilerine) dikkat çekerek iç görü kazanmasına yardımcı olmaktır. * Yorumlama: Danışanın anlattığı duygu, düşünce ve yaşantılar arasında anlamlı bağlantılar kurmadır. Davranışların sebebi olan duyguları tespit etmeye yardımcı olur. Danışan da kendi duygularını fark eder. * Destekleme: Danışanın duygu ve düşünceleri incelenerek güçlü yönlerini keşfetmesi konusunda destek vermektir. * Soru – sorma: Danışanın duygu ve düşüncelerini daha ayrıntılı şekilde öğrenebilmesi için kullanılır. İletişimin kesildiği anlarda konuşmanın tekrar başlaması için de kullanılabilir. * Bilgi Verme: Danışan belli bir konuda bilgi istediğinde ona gerekli bilgilerin sunulmasıdır. Sorunun çözümünde katkısı olabilir. * Cesaretlendirme: Danışanın yetersizlik veya değersizlik gibi olumsuz duygularından kurtulup kendine güven duyması için kullanılır. b) Psikolojik Danışma Kuramları * Psikanalitik Danışma Kuramı (Freud, Adler, Yung, Horney, Sullivan, Ericson): İnsan davranışlarını belirleyen faktör doğuştan getirilen cinsellik ve saldırganlık güdüleridir. İdden gelen istekler süperego tarafından yasaklanır ve ego tarafından dengeye kavuşturulur (savunma mekanizmaları). Sorunların kaynağı bastırılmış duygulardır. Özellikle de 0–6 yaş arasında yaşananlardır. Çözüm için; geçmiş yıllardaki (çocukluk yıllarındaki) bastırılmış duygular açığa çıkarılmalı ego güçlendirilmelidir. Egonun eksik yanları değil, şu anki güçlü yanları üzerinde durulur. Bu amaçla, serbest çağrışım (danışanın aklına gelen anlamlı veya anlamsız her şeyi söylemesi), transferans (geçmişte kendisi için önemli olan kişilere yönelik duygularını danışana transfer etmesi ve tekrar yaşaması), rüya analizi (danışanın gördüğü rüyaları sürekli olarak kayda alması ve neleri sembolize ettiğinin fark edilmesi), hipnoz (bilinç dışına atılan yaşantıların telkinler yoluyla bilinç seviyesine çıkarılması ve danışanın çocukluğuna inilmesi) ve yorumlar (danışanın danışmandan aldığı verileri anlamlandırması ve bütünleştirmesi / danışan, kullandığı savunma mekanizmalarının farkına varır) yapılır. * Davranışçı Danışma Kuramı (Skinner, Pavlov, Watson, Bandura): Birey dünyaya geldiğinde zihni boştur (tabula rasa). Ne iyidir ne de kötüdür. Kişilik doğumdan sonraki yaşantılarla şekillenir. Davranışların şekillenmesinde çevrenin etkisi çoktur. Her davranış olumlu veya olumsuz bir öğrenmenin ürünüdür. Öğrenmeler etki-tepki bağıyla gerçekleşir. İnsandaki psikolojik problemlerin sebebi de olumsuz (yanlış) öğrenmelerdir. Çözüm ise doğru davranışı öğrenmektir. Olumsuz davranış öğrenildiğine göre aynı yolla olumlu davranış da öğrenilebilir. Danışman aktif ve yönlendiricidir. Genellikle sistematik duyarsızlaştırma, eşik yöntemi, bıktırma (yorma), atılganlık eğitimi ve model alma kullanılır. * Hümanistik (İnsancıl – Danışandan Hız Alan) Danışma Kuramı (Rogers, Maslow): İnsan tektir, biriciktir, özgündür ve değerlidir. Her birey farklıdır ve bu farklılığın sebebi bireyin iç dünyasıdır. İnsan doğuştan iyidir, eğer sonradan kötü olduysa bunun sebebi çevrenin onun özsaygı düzeyini düşürmesidir. Bireyler kendilerini gerçekleştirme ihtiyacı hissederler. Bunun için de güçlü bir benlik algısı oluşturmaları gerekir. Danışanlar birer hasta değil, davranışlarıyla ilgili sorumluluk alma, karar verme ve amaç belirlemede yeterli bilgi veya beceriye sahip olmayan kişilerdir. Danışmanlık süreci psikanalitikte olduğu gibi geçmişe dönük değil, şimdi ve geleceğe dönüktür (şimdi ve burada ilkesi). Danışmanlar danışanlarla işbirliği içindedir ve onlara yardımcı olurlar, onların adına sorunu çözmezler. Zorlama veya baskı yoktur, bu yüzden danışanlar duygu, düşünce ve inançlarını saklama gereği duymazlar. Asıl amaç danışanın anlayışını değiştirmektir. Terapötik beceriler (empati, saydamlık, kendini açma, koşulsuz kabul, koşulsuz saygı) kullanılır, bireyin öz saygı düzeyini yükseltecek ve kendini kabul etmesini kolaylaştıracak bir iletişim sağlanır. * Akılcı - Duygusal - Davranışçı Danışma Kuramı (Aeron Beck, Albert Ellis): Bireyler mantıklı düşünebildiği gibi mantıksız da düşünebilir. İnsanlar kendilerini korumak, mutlu olmak, ifade etmek, geliştirmek ve gerçekleştirmek isterler. Bununla birlikte kendine zarar verme, düşünmekten kaçınma, erteleme, boş inançlar, kendini suçlama ve hoşgörüsüz olma gibi davranışları da vardır. Davranış bozukluklarının sebebi mantıksız düşüncelerdir. Amaç, mantıksız iç konuşmaları (inançları) mantıklı iç konuşmalara (inançlara) çevirmektir. Davranışçı yaklaşımda olduğu gibi danışman aktif ve yönlendiricidir. Hatalı davranışı değiştirmek için bilişsel süreçlere ağırlık verilir. Doğru düşünme stratejileri ve ev ödevleri kullanılır. Mantıksız düşüncelere örnek olarak; Örneğin, her yaptığı işte başarılı olma isteği. Ör) Bütün çalışmalarının başkaları tarafından beğenilmesini istemek. * Geştalt (Bütüncül - Biçim Ruh Bilimi) Danışma Kuramı (Koffka, Köhler, Wertheimer): Bütün, kendisini oluşturan parçaların toplamından daha fazladır. İnsan da, organizmasındaki mevcut parçaların toplamından ziyade, bu parçaların bir bütünlük içindeki koordinasyonudur. İnsan özünde iyi bir varlıktır. Birey bütün olarak değerlendirilir. Bireyin bütünlüğünü bozan sebepler (dengesizlikler) davranış bozukluklarına neden olur. Amaç bu dengesizlikleri ortadan kaldırmaktır. Bunun içinde bireyin içinde yaşadığı çevreyle ilişkiye girmesi istenir. Bireyin geçmişte yarım bıraktığı “bitirilmemiş işler”i bitirmesi gerekir. Danışan, yaşadığı sorunu çözmek için içsel bir bakış açısına sahip olmalıdır. İçsel bakış açısı için de empati, sezgi ve içgörü önemlidir. Böylece danışmanın farkındalık seviyesi yükselecektir. Birey sorun yaşıyorsa bireyin etkileşim halinde olduğu her şey (sosyal yaşantı, alışkanlıklar, çevre, geçmiş yaşantılar, beklentiler, kişilik özellikleri vb.) gözden geçirilmelidir. Rol oynama, boş sandalye tekniği, farkındalık yükseltme ve duygularını söyleme gibi teknikler kullanılır. * Fenomenolojik (Algısal – Görüngüsel) Danışma Kuramı (Kelly, Snygg, Combs): Bir davranışın doğru şekilde anlamlandırılması, davranışın ortaya koyan birey tarafından yapılır. Bu değerlendirmeye fenomenolojik (görüngüsel) değerlendirme denir. Dışardan gözlenen davranışlar, gözlenen bireylere göre farklı anlamlar taşır. Davranışların doğru olarak yorumlanabilmesi için davranışı yapan kişiye davranışın ne anlama geldiği sorulmalıdır. Bunun için de bireyin iç dünyasına girmek gerekir. Çünkü insanı yalnızca dış görünüşe bakarak anlamak olanaksızdır, bireyin iç dünyasına nüfuz etmek gerekir. Yani her duruma ve davranışa o eylemi yapan bireyin bakış açısından bakmak gerekir. Amaç bireyin yeterli benliğe ulaşmasına ve kendini tanımasına yardımcı olmaktır. * Gerçeklik Yaklaşımı (Seçim Teorisi) (William Glasser): İnsan özünde iyi bir varlıktır. Temel amaç, bireylerin hayattan istediklerini elde etmenin en iyi ve en etkili yollarını öğretmektir. İnsanların birçok ihtiyacı vardır ve onları harekete geçiren güç bu ihtiyaçları giderme isteğidir. Yeme içme ve barınma gibi temel ihtiyaçların dışında ait olma, değerli olma, mutlu olma ve özgür olma gibi ihtiyaçlar vardır. Başarılı kimlik için bireyin kendisine olumlu değer biçmesi gerekir. Yaşadıkları sorunları çözmeyi başarabilirler. Başarısız kimliğe sahip bireyler ise genellikle yalnız ve ben merkezlidir. Kendilerini hayatı “acı verici” olarak görürler ve “ben yapamam” ifadesini çok sık kullanırlar. Önemli konulardan biri “sorumluluk”tur. Sorumluluk; bireyin kendi ihtiyaçlarını karşılarken, başkalarının ihtiyaçlarını karşılamasına engel olmamasıdır. Sorumlu bireyler hayattan ne istediklerini bilirler, ihtiyaçlarını karşılamak için plan yaparlar ve otonomdurlar. Kendi hayatlarını kontrol edebilirler. * Eklektik (Karma) Yaklaşım: Eklektik yaklaşım tek başına bir psikolojik danışma kuramı değildir. Danışmanlık sürecinde birden fazla danışma yaklaşımı ve tekniği kullanılır. Tek başına hiçbir psikolojik danışma kuramının her durumda yeterli olamayacağı fikrine dayanır. Çünkü her bir kuramın yeterli olduğu durumlar gibi yetersiz kaldığı durumlar da vardır. * Varoluşçu Yaklaşım (May, Rank, I. Yalom): Temel kavram “varoluş”tur. İnsanda var oluş özden önce gelir ve insan hangi değerleri yaratmışsa öyle var olur. Yaşamı var eden, anlamlandıran ve insana yol gösteren yine insanın kendisidir; yani insan özgürdür. İnsanın seçme iradesi vardır, bu yüzden de kendi sorumluluğunu almalıdır. “İnsan özgür olmaya mahkûmdur.” Psikolojik danışma sürecinde; bireyin seçme özgürlüğünü fark etmesi ve sorumluluk alması sağlanır. Böylece sorumluluğunu alabilen birey özgür var oluşunu gerçekleştirmiş olur. Dolaylı Olarak Öğrenciye Yönelik Hizmetler 1) Program Hazırlama ve Geliştirme: Okullardaki rehberlik hizmetleri belli bir plan ve program dahilinde yürütülür. Bu programların hazırlanmasında temel ölçüt öğrencilerin ihtiyaçlarıdır. Bu yüzden her okulun rehberlik programı farklı olabilir. Ancak rehberlik ilkeleri değişmez. Okullarda öğretim yılının başında hazırlanan ve yıl boyunca PDR çalışmalarını gösteren programa “Okul PDR Programı” denir. Bu programı hazırlanmaktan sorumlu kişi okulun psikolojik danışmanıdır. Ancak işbirliği ilkesinden dolayı; müdür, müdür yardımcısı ve diğer sınıf rehber öğretmenlerine de bazı görev ve sorumluluklar düşer. Bu görevler MEB Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık yönetmeliğine göre şu şekildedir. Okul müdürü: Okulun PDR hizmetlerinin yürütülmesiyle ilgili yıllık program ve yürütme planının hazırlanmasını sağlar ve uygulamasını izler. Psikolojik danışman (okul rehber öğretmeni): Rehberlik programının ilgili kısmının uygulanmasında sınıf rehber öğretmenlerine rehberlik eder. Okulun türüne ve özelliklerine (ihtiyaçlarına) göre gerekli eğitsel ve mesleki rehberlik etkinliklerini planlar, uygular ve uygulanmasına rehberlik eder. Sınıf rehber öğretmeni: Okulun PDR programı çerçevesinde sınıfın yıllık çalışmalarını planlar ve planlamanın bir örneğini okulun PDR servisine sunar. 2) Konsültasyon (Müşavirlik - Danışmanlık): Müşavirlik; belli bir konuyla ilgili olarak o konuda bilgi ve beceri sahibi kişilerden bilgi ve görüş almak demektir. Bu süreçte talimatlar, bilgiler ve öneriler vardır. Öğrenciye doğrudan değil, dolaylık olarak verilen hizmetlerdendir. Rehberlik hizmetlerinin daha etkili olması için; öğretmenlerin, yöneticilerin ve ailelerin de ortak bir anlayış içinde olması ve işbirliği yapması gerekir. Amaç, okul yöneticilerinin, öğretmenlerin ve velilerin rehberlik hizmetlerinde daha yeterli hale gelmesini sağlamaktır. Okul rehber öğretmeni, öğrencilerle ilgili kişilerle (öğretmen, veli, müdür vb.) işbirliği yaparak öğrencinin gelişimine yardımcı olur. Sınıf rehber öğretmenlerine rehberlik etmek, sağlık bir ortam oluşturmak için öğretmenlerle işbirliği yapmak, eğitsel kulüplerde görevli öğretmenlerle işbirliği yapmak, anne-babaya okuldaki programlar ve seçmeli dersler hakkında bilgi vermek, okuldaki olanaklardan rehberlik servisinin de yararlanabilmesi için okul yöneticileriyle işbirliği yapmak vb. çalışmaları kapsar. Özellikle okul öncesi ve ilköğretim I. kademede; psikolojik danışmanlar öğrenciden ziyade öğrenci velileriyle yoğun şekilde çalışırlar. Müşavirlik hizmetlerinde mutlaka iş birliği vardır ama her iş birliğine müşavirlik hizmeti denemez. 3) Çevre ve Veli İle İlişkiler: Okul çevresinde öğrencilerin yararlanabileceği bir takım olanaklar olabileceği gibi, zararlı olabilecek kişi ya da kurumlar da olabilir. Bu yüzden okul çevresi dikkate alınmalıdır, sıkıntılı bir durum oluşmaması için çevreyle ilişkiler sağlıklı olmalıdır. Okul rehber öğretmeni, okul yöneticileri veya diğer görevli öğretmenler okul çevresindeki faydalı olabilecek kurum ve kuruluşları araştırmalı ve öğrencileri haberdar etmelidir. Hatta çevredeki diğer okulların rehberlik servisleriyle de bağlantı kurup bilgi paylaşımı yapılabilir. Psikolojik yardım veren kurum veya kişiler de öğrenilerek gerektiğinde öğrencilerin-velilerin buralardan yararlanması sağlanabilir. Okulun çevreye doğru tanıtılması da önemlidir. Çünkü okulun özellikleri ve ihtiyaçlarının bilinmesi okula ilgiyi ve desteği arttırabilir. Çevredeki yayın kuruluşları (radyo, tv, gazete vb.) ile işbirliği yapılarak tanıtıcı programlar hazırlanabilir. Okul rehber öğretmeni, öğrencilerin gelişim özellikleri ve başarılarıyla ilgili velileri bilgilendirmelidir. Bu hizmetin verilmesi için “aile görüşmeleri” yapılır. Okul – aile birliği toplantıları yapılabilir. Problemli öğrencilerin problemlerinin giderilmesi veya genel anlamda bilgilendirme yapılması için de bu görüşmeler yapılabilir. 4) Araştırma ve Geliştirme (Ar-ge): Rehberlik çalışmalarının planlı şekilde yürütülmesi, bilimselliğin ve profesyonelliğin korunması, aksayan yönlerinin düzeltilmesi ve yeni gelişmelerden haberdar olunabilmesi için araştırma – geliştirme çalışmalarına ihtiyaç duyulur. Hem verilen rehberlik hizmetlerinin etkililiğini anlamak için hem de eksik yönlerin tespit edilip telafisi için ar-ge gereklidir. Ar-ge hizmetleri kapsamında yapılabilecek çalışmalardan bazıları şunlardır: * Öğrencilerin yardım ihtiyaçlarını belirlemek, * Öğrenci, öğretmen ve velilerin okuldan beklentilerini öğrenmek, * Okulun olanaklarının kullanılıp kullanılmadığını tespit etmek, * Öğrencilerin ilgi ve yetenek gibi özelliklerini belirlemek, * Öğrenciler arasındaki sosyal ilişkileri belirlemek, * Rehberlik hizmetlerinin sonuçlarını ve etkililiğini incelemek, * Grup rehberliklerinin ve diğer rehberlik çalışmalarının değerlendirilmesi. 5) Akran Temelli Uygulamalar: Akran temelli uygulamalar; akran danışmanlığı, akran eğitimi ve akran arabuluculuğudur. Amaç, öğrencileri eğiterek birbirlerine yardım etmelerini sağlamaktır. Bu hizmetler için çalışmaya katılacak olan öğrencilere bilgi ve beceriler kazandırılır. Bu bilgi ve becerilerin bütün öğrencilere aktarılması istenir. Akran danışmanlığı hizmeti; akran rehberliği, akran dayanışması veya gönüllü arkadaş ekibi gibi adlandırmalarla da anılmaktadır. Akran danışmanlığında verilebilecek hizmetlerden bazıları; eğitsel konular (ders çalışma programı), okula uyum (oryantasyon), çatışma çözme becerileri, yalnızlık vb. Akran danışmanlığı, üst sınıflardaki öğrencilerin kendi yaşıtlarına veya alt sınıflara yardım etmesidir. Bu hizmeti vermesi için seçilen öğrencilerin iletişim gücü yüksek, sevilen, örnek alınan ve başarılı öğrenciler olması istenir. Akran eğitimi, belirli konularda gönüllü olan gençlerin eğitilerek kazandıkları bilgi ve becerileri akranlarına öğretmesine dayanır (akran öğretimi). Öğrencilerden hizmet verecek olanların, diğerlerinden daha bilgili olması ve bu bilgilerini paylaşması gerekir. Eğer her iki tarafında bilgisi eşit olursa akran eğitimi değil akran işbirliği olur. Akran arabuluculuğu, tarafsız bir üçüncü kişinin yardımıyla sorun yaşayan öğrencilerin sorunlarının çözümüne yardımcı olmaktır. Öğrenciler arasında yaşanan sorunların ve çatışmaların yine öğrenciler arasından seçilen bir akran aracılığıyla çözülmesidir. Bu hizmet de gönüllülük ilkesi çerçevesinde değerlendirilmelidir. Okullarda Verilen Hizmetlerin Amaçları Doğrudan öğrenciye yönelik hizmetler Oryantasyon: Öğrencilerin okula uyumunu kolaylaştırmak. Bireyi tanıma: Öğrencilerin kendilerini tanımalarını ve öğretmenlerin öğrencileri tanımalarını sağlamak. Bilgi toplama ve yayma: Öğrencilerin ihtiyaç duyabilecekleri bilgilere ulaşmak ve öğrencilerle paylaşmak. Yöneltme ve yerleştirme: Öğrencilerin kişisel özelliklerine uygun eğitim ya da mesleğe yöneltilmesini ve yerleştirilmesini sağlamak. İzleme ve değerlendirme: Öğrencilere sunulan hizmetlerin ne derece etkili olduklarını belirlemek. Sevk / yardım almaya yönlendirme: Öğrencilere daha iyi hizmet verilmesi gerektiğinde farklı bir kuruma yönlendirmek. Psikolojik danışma hizmetleri: Öğrencilerin kendilerini tanımalarına, gerçekçi düşünmelerine, karar vermelerine ve özellikle de duygusal sorunlarının çözümüne yardımcı olmak. Dolaylı olarak öğrenciye yönelik hizmetler Program hazırlama ve geliştirme: Rehberlik hizmetlerinin sistemli ve planlı şekilde yürütülmesini sağlamak. Konsültasyon: Öğrenci için hizmet verebilecek kişilerin iş birliği yapmak ve onlara danışmanlık yapmak. Çevre ve veli ile ilişkiler: Öğrenci ihtiyaçlarının daha iyi karşılanması için öğrencinin velileriyle ve çevreyle iş birliği yapmaktır. Araştırma ve geliştirme (ar-ge): Rehberlik hizmetlerinin etkinliğini belirlemek ve iyileştirmek. Akran temelli uygulamalar: Öğrencilerin birbirlerine yardımcı olmalarını sağlamak.
- Problem Alanlarına Göre Rehberlik Türleri
Eğitsel (Akademik) Rehberlik Mesleki (Kariyer) Rehberlik Meslek seçimi süreci Meslek Seçim Kuramları Kişisel / Sosyal Rehberlik Uzman Öğretmenlik Eğitim Programı ve Başöğretmenlik Eğitim Programı: Özel Eğitim ve Rehberlik - Problem Alanlarına Göre Rehberlik Türleri Eğitsel (Akademik) Rehberlik Eğitsel rehberlik; öğrencinin kendisine uygun eğitim kurumunu seçmesi ve başarılı olabilmesi için bilgilendirme sürecidir. Öğrencilere eğitsel alanda bazı yeterlilikler kazandırıp, öğrenmesini kolaylaştırmak, karşılaştığı güçlükleri gidermesine yardımcı olmak ve uygun bir öğrenme ortamı oluşturmak amacıyla verilen hizmetlerdir. Özellikle okulların açıldığı ve kapanacağı dönemlerde daha çok önem kazanır (oryantasyon, devamsızlık sorunu vb. konular) Eğitim kurumlarında yürütülen rehberlik hizmetleri genellikle eğitsel ağırlıklı hizmetlerdir. Eğitsel rehberliğin temel amacı, öğrencilerin akademik başarılarını arttırmaya yardımcı olmaktır. Yani “öğrenmeyi öğrenme”lerini sağlamaktır. Bunun için öğrenciler yeteneklerine, ilgilerine, ihtiyaçlarına, kişilik yapılarına, duygularına ve zekâ seviyelerine uygun okul veya programlara yerleştirilmelidir. Bütün okul seviyelerinde eğitsel rehberlik çalışmaları planlı ve sistemli olarak yapılmalıdır. Genellikle grup rehberliği olarak verilir. Öğrenci velilerine yönelik çalışmalar da yapılabilir. Öğrencilerin doğru ders çalışma alışkanlıklarını kazanmalarına yardımcı olma, okulu ve öğrenmeyi sevdirme vb. konularda velilerin de bilgilendirilmeleri gerekir. Eğitsel rehberlik kapsamında yer alan bazı uygulamalar şunlardır: * Oryantasyon (yeni duruma – okul ve ders çevresine alıştırma) hizmeti verme, * Verimli ders çalışma yollarını anlatma, * Öğrenme stratejileri geliştirme, * Okul ve sınıf kurallarını açıklama, * Yeteneklerinin çok altında veya çok üstünde başarı gösteren öğrencileri belirleme, * Kaynaştırma programındaki (kaynaştırma eğitimindeki) öğrencilerin gelişimlerini izleme, * Motivasyon arttırıcı çalışmalar yapma, * Öğrencilerin okul ve ders seçimlerine yardımcı olma, * Devam edilebilecek üst öğrenim kurumları hakkında bilgi verme, * Başarısızlık nedenlerini belirleyip ortadan kaldırmaya çalışma, * Sınavlar ve sınav kaygısı hakkında bilgi verme, * Okuma ve öğrenme güçlüğü çeken öğrencileri belirleyip gerekli yardımları sunma, * Zamanı verimli kullanmayı öğretme. Mesleki (Kariyer) Rehberlik Rehberlik hizmetleri ilk kez mesleki rehberlikle başlamıştır. Öğrencilerin çeşitli meslekleri tanıyıp, kendilerine uygun olan meslekleri seçip, seçtiği mesleklere hazırlanmaları ve mesleki yönden gelişmeleri amacıyla yapılan hizmetlerdir. Eğitsel ve mesleki yöneltmelerde öncelikle yetenek daha sonra ilgi dikkate alınmalıdır. Mesleki rehberlik 3 aşamada gerçekleşir. I) Bireyi tanıma II) Çeşitli işlerin gerektirdiği nitelikleri ve sağladığı olanakları belirleme III) Bireylerle, onlara uygun olan işlerin eşleştirilmesini sağlama. Meslek seçimi kısa sürede verilecek bir karar değildir. Belli gelişim dönemlerinde bazı mesleki gelişim görevlerinin yerine getirilmiş olması gerekir. Meslek seçiminde birçok faktör vardır. Bunlardan bazıları şunlardır: Bireyin yetenekleri, ilgileri, değer yargıları, benlik algısı, eğitimi, sosyal ilişkileri, aile yapısı, mevcut iş olanakları ve rastlantılardır. Mesleki rehberlikle ilgili yanlış bilgiler vardır. Bunlardan bazıları şunlardır: * Bireyi kolay iş bulabileceği mesleğe yöneltmek, * Bireyi çok para kazanabileceği bir mesleğe yöneltmek, * Herkesin sadece bir meslekte başarılı olabileceğini düşünmek, * Bireyleri, ailelerinin ve öğretmenlerinin istekleri doğrultusunda yönlendirmek, * Bireyleri cinsiyetlerine göre mesleklere yöneltmek, * Bireylerin çok çalıştığı takdirde her meslekte başarılı olabileceklerini düşünmek. Meslek seçimi süreci: (Walter Isaacson – 1986) Meslek seçimini gelişimsel bir süreç olarak kabul ettiğimizde 5 aşamadan oluştuğunu söyleyebiliriz. Çocukluktaki meslek fikrinin oluşmaya başlamasından, yetişkinlikteki meslek sahibi oluncaya kadarki süreyi kapsar. Kısacası, mesleki rehberlik tek bir dönemde değil sürekli olarak yapılması gereken bir yardım hizmetidir. 1) Uyanış ve farkında olma (5-12 yaş): Meslek bilincinin oluştuğu dönemdir. Çocuklar, insanların farklı meslekleri olduğunu, kendilerinin de ileride bir meslek sahibi olması gerektiğini ve bireyler arasında farklılıklar olduğunu (ilgi, yetenek, amaç) fark eder. Bu dönemdeki seçimler gerçeklikten uzak ve tamamen hayale ve özdeşime dayalı seçimlerdir. 2) Meslekleri keşfetme araştırma (12-15 yaş): Meslekler ve özellikleri incelenmeye başlanır. Bu aşama ilköğretim II. kademeye denk gelir. Soyut düşünmenin başladığı dönemdir. Bu yüzden meslekleri merak eder ve keşfetmeye çalışır. 3) Karar verme (15-18 yaş): Birey kendi özellikleriyle mesleki özellikler arasında gerçekçi analizler yapmaya ve kendine uygun meslekleri seçmeye başlar. Gelecekle ilgili ideallerini düşünür. 4) Hazırlık (18-23 yaş): Bu aşama üniversite dönemine denk gelir. Bireyler kendisine uygun olan mesleğin gerektirdiği hazırlık ve eğitim sürecine başlar. 5) İşe yerleşme ( 23 yaş ve sonrası): Birey, eğitimini aldığı mesleği icra etmeye başlar. İş dünyasındaki yerini alır. Kazandığı bilgi ve becerileri uygular. İşindeki mesleki gelişimini sürdürür veya yeni iş imkânları arar. Meslek Seçim Kuramları Meslek seçimiyle ilgili birçok kuram bulunmaktadır. Bazı kuramlar benlik kavramına, bazıları ihtiyaçlara, bazıları ise kişilik özelliklerine daha çok vurgu yapmaktadır. Mesleki seçim sürecinin sağlıklı olarak yaşanabilmesi için, her dönemde başarılması gereken mesleki gelişim görevleri vardır. Bu tür konularda bireylere yardımcı olmak gerekir. Bu yüzden de günümüzdeki mesleki rehberlik hizmetlerinde “gelişimsel yaklaşım” kabul edilmiştir. Meslek seçim kuramları; bireylerde meslek fikrinin nasıl ortaya çıktığını ve geliştiğini, meslek seçim ve kararlarının nasıl oluştuğunu ve bu kararları etkileyen faktörlerin neler olduğunu açıklamaya çalışır. Meslek seçim kuramları, klasik kuramlar ve gelişimsel kuramlar olarak ikiye ayrılabilir. Klasik kuramlar; özellik-faktör kuramı, psikanalitik kuram, karar kuramları ve şans kuramlarıdır. Gelişimsel kuramlar ise; Ginzberg, Super, Holland ve Roe’nin kuramlarıdır. Özellik-Faktör Kuramı: (Parsons, Williamson) Parsons’ın ilk olarak ortaya koyduğu meslek seçimine ilişkin görüşleri daha sonra çeşitli kuramcılar tarafından sürdürülmüştür. Bu kurama göre, her bireyin kendine has bazı özellikleri vardır. Meslekleri icra etmek için de sahip olunması gereken bazı nitelikler vardır. Uygun meslek seçimi, bu iki grubun (bireyin özellikleri ve mesleğin özelliklerinin) en iyi şekilde eşleştirilmesine bağlıdır. Bu kurama göre, bireyin kendine uygun mesleği seçmesi 3 aşamada gerçekleşir. I) Bireyi tanıma II) Çeşitli işlerin gerektirdiği nitelikleri ve sağladığı olanakları belirleme III) Bireylerle, onlara uygun olan işlerin eşleştirilmesini sağlama. Psikanalitik Kuram: Bu kurama göre meslek seçimi, bireyin bilinçdışı gereksinimlerini doyurmaya hizmet eder. Bilinçdışı gereksinimler toplum tarafından kabul edilebilecek bir meslek edinilerek doyurulmaya çalışılır (yüceltme, telafi-ödünleme). Örneğin, çok kavgacı birinin boksör olması. Çocukları çok seven bir bayanın çocuk bakıcısı olması. Karar Kuramları: Mesleki karar verme sürecinin belirli stratejileri vardır. Sadece duyuşsal değil aksine bilişsel yönü ağır basan bir eylemdir. Bu kuram, bilişsel alana vurgu yapmasına rağmen, bireylerin kararlarını nasıl verdiklerini tam olarak açıklamamıştır. Bilgi verme hizmetini ihmal etmiştir. Şans Kuramları: Meslek seçiminin bir “şans” eseri olduğunu savunur. Şans, “doğru zamanda doğru yerde olmaktır.” Meslek seçimi, toplumun sosyo-ekonomik koşullarına göre belirlenir. Ginzberg’in Mesleki Gelişim Kuramı: Ginzberg’e göre, meslek seçim kararı yaşamın sadece belli bir dönemine özgü olmayıp ilk 20-25 yılında gelişen bir süreçtir. Bireyin istekleriyle sahip oldukları olanaklarının bir sentezidir. Bireylerin seçtikleri mesleklerin, şansla ilgisi yoktur. Mesleki gelişim, kişilik gelişimin boyutlarından biridir. Bu kuram, 3 temel unsura vurgu yapar * Meslek seçimi bir süreçtir, * Bu süreç geri dönülmez bir süreçtir, * Seçim süreci bir uzmanlaşmayı içerir. Bu kurama göre meslek seçim süreci şu dönemlere ayrılır. 1) Hayal (Fantezi) dönem: (7-12yaş): * Bu dönemin en önemli gelişim görevi, oyunlardan yavaş yavaş uzaklaşıp işe yönelmektir. * Bu dönemdeki çocuklar, hoşlandıkları ve hayallerindeki mesleklere girmek istediklerini söylerler (zevk ilkesi) * Meslek tercihini en çok etkileyen faktör özdeşimdir. * Çocuklar kendilerini bu dönemde güçsüz ve yetersiz hissedebilirler. * Bu eksikliklerini de güçlü yetişkinlerle özdeşim kurarak ve onları taklit ederek gidermeye çalışırlar. * İstekler genellikle gerçek dışıdır. İlgi, yetenek ve mesleki olanakları düşünemezler. 2) Deneme (Geçici Seçim) Dönemi (12-17 yaş): * Bireyin ergenlik dönemine denk gelir. Hoşlandığı ve hoşlanmadığı etkinlikleri (ilgilerini) daha kolay ayırt edebilir. * Kendi ilgilerini anlamaya ve meslek tercihlerini ilgilerine dayandırmaya başlar. İlgi konusunda daha seçici davranmaya başlar. * Her nesneye veya etkinliğe olumlu tepki göstermez, bazılarını reddetmeye başlar. * Bu dönem bazı alt aşamaları içinde barındırır. a) İlgi Basamağı: Mesleki seçimler ilgilere dayandırılır. b) Yetenek Basamağı: Mesleki seçimler yeteneklere dayandırılır. c) Değer Basamağı: Birey toplumdaki statülere dikkat eder. d) Geçiş Basamağı: Bireyin belli bir işe veya eğitime başladığı basamaktır. 3) Gerçekçi Dönem (17-22 yaş): * Birey bu dönemde gerçeğe uygun seçimler yapar. Seçimler belli bir iş alanına dönüktür. * Mesleklerin gerektirdiği eğitim seviyesi ve bireylerin iş yaşamına girme yaşlara birbirinden farklıdır. * Bu dönem bazı alt aşamaları içinde barındırır. a) Araştırma (Keşfetme) Basamağı: - Öğrenim düzeyi olarak bakıldığında üniversitenin ilk yıllarına denk gelir. - Bireyler bu dönemde daha özgürdür, ancak belirsizlikler ve kararsızlıklar da çok yoğun olarak yaşanır. - Mesleklerin olanakları hakkında kesin ve net bir bilgisi yoktur. - Bu yüzden de araştırma ve keşfetme duygusu ön plandadır. b) Billurlaşma Basamağı: - Bireyin kararları giderek kesinlik kazanır. Meslek seçeneklerinden bazıları diğerlerine göre daha ön plana çıkar. c) Belirleme Basamağı: - Bireyin kendine uygun mesleği belirleyerek kararını verdiği basamaktır. Artık kesin kararlar verilir ve özel planlamalar yapılır. Super’in Benlik (Öz) Kavramı ve Mesleki Gelişim Kuramı: Super’a göre, bireyler mesleklerini seçerek o ana kadar geliştirmiş oldukları “benlik algılarını” uygulamaya koymuş olurlar. Super, kişisel özellikler, gelişim aşamaları ve mesleki gelişim arasında ilk kez ilişki kuran araştırmacıdır. Meslek, bireyin özüne ilişkin algılarının bir ifadesidir. Meslek seçimi, benlik kavramının bir mesleğe yansımasıdır. Benlik (öz) tasarımı; bir kişinin kendisini nasıl gördüğü ve nasıl algıladığıdır. İnsanların benlik algıları ve bunu mesleki seçimlerine yansıtma şekilleri birbirinden farklıdır. Örneğin, matematik becerisi yüksek bir bireyle, sanatsal becerisi yüksek bir bireyin kendilerini algılayış biçimi ve meslek seçimleri farklı olacaktır. Super’a göre, meslek gelişimi bir meslek seçip o alanda işe başlamakla bitmez; ömür boyu devam eden gelişim evrelerinden oluşur. Mesleki gelişim 5 basamaktan oluşur. 1) Büyüme Dönemi (0-14 yaş): Benlik kavramı bu dönemde oluşmaya başlar. Çevreyle etkileşim ve özdeşleşme gibi önemli faktörler vardır. Ginzberg’in kuramıyla benzerlikleri vardır. Büyüme döneminin 3 alt boyutu vardır. a) Hayal Basamağı (4-10 yaş) b) İlgi Basamağı (11-12 yaş) c) Yetenek Basamağı (12-14 yaş) 2) Araştırma (Keşfetme) Dönemi (14-24 yaş): Bireyin kendisini, meslekleri ve iş hayatını keşfettiği dönemdir. Super’a göre, mesleki rehberlik açısından en önemli dönemdir. Araştırma evresinin 3 alt basamağı vardır. a) Deneme Basamağı (14-17 yaş): İlgi, ihtiyaç ve yeteneklerin dikkate alındığı ve geçici kararların verildiği basamaktır. b) Geçiş Basamağı (17-21 yaş): Gerçek koşulların dikkate alındığı ve belirli bir mesleğe yönelik eğitimin başladığı basamaktır. c) Sınama ve İzleme Basamağı (22-24): Bireyin yeteneklerini ve eğitimini sınamak için ilk kez işe yerleştiği basamaktır. 3) Yerleşme Dönemi (25-44 yaş): Birey uygun bir meslek seçer ve o alana yerleşir. Sosyal hayatını da işine göre düzenlemeye başlar. Bu dönemde bazı krizler yaşanabilir. Mesleki kararlılık arttıkça iş yaşamında da ilerleme fırsatları bulunur. Bu dönemin iki alt basamağı vardır. a) Sınama Basamağı (25-30 yaş) b) Sağlamlaştırma Basamağı (31-44 yaş) 4) Koruma (Devam Ettirme) Dönemi (45-64 yaş): Birey var olan mesleki benlik kavramını koruyarak, bulunduğu konumun en iyisini gerçekleştirmeye çalışır. Bu dönemde mesleki gelişim anlamında iniş-çıkışlar ve duraklamalar olabilir. Üretken olmaya yönelik çabalar vardır. 5) Çöküş (Çöküntü, İnişe Geçiş) Dönemi (65 yaş ve sonrası): Birey kazandığı tecrübelerini başkalarına aktarmaya başlar. Fiziksel ve zihinsel kapasitensin zayıfladığı yaşlılık yıllarına denk gelen bir dönemdir. Bu dönemdeki bireylerin bedensel gücünden değil, bilgi ve tecrübelerinden yararlanılır. Emeklilik planları yapılır. Bu dönemin iki alt basamağı vardır. a) Yavaşlama Basamağı (65-70 yaş): Birey iş temposunu yavaşlatır. Daha az zaman ve daha az çaba gerektiren alanlara yönelir. b) Emeklilik Basamağı (71 yaş ve sonrası): İş hayatından tamamen ayrılanların emeklilik yıllarıdır. Holland’ın Mesleki Tipoloji Kuramı: Holland’a göre meslek seçimi, kişiliğin bir yansımasıdır. Kişilik tabanlı kuramlardandır. Bireyin iç dünyası mesleğine yansır. Bireyler meslek seçiminde çeşitli etkiler altında kalır ve kalıplaşmış yargılar geliştirebilir. İş hayatındaki meslekler içerdikleri etkinlikler bakımından sosyal ilişkileri etkiler. Bireyler sahip oldukları yetenek, tutum ve değer yargılarını kullanabilecekleri çevreleri ararlar. Holland 6 farklı kişilik tipinden ve bunlara uygun mesleki çevrelerden söz eder. a) Gerçekçi Tipler: Çiftçi, beden eğitimci, pilot, mühendis, teknisyen, ormancılık ve ziraatle ilgili meslekler. b) Araştırmacı (Aydın) Tipler: Biyolog, kimyager, hakim, tıpçı, matematikçi, fizikçi, antropolog, arkeolog. c) Sosyal Tipler: Öğretmen, psikolog, sosyolog, psikolojik danışman, sosyal hizmet uzmanı, halkla ilişkiler. d) Gelenekçi (Geleneksel) Tipler: Muhasebeci, bankacı, sekreter, kütüphaneci, postacı. e) Girişimci Tipler: Politikacı, pazarlamacı, menajer, avukat. f) Artistik (Sanatçı) Tipler: Müzisyen, ressam, oyuncu, heykeltıraş, mimar, yazar, dekoratör. Roe’nun İhtiyaç Kuramı: Roe’nun kuramı, Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi kuramına dayanmaktadır. Roe’ya göre meslekler; psikolojik ihtiyaçları karşılamak için seçilir. Bu kuram, Holland’ın kuramı gibi kişilik tabanlı kuramlardandır. Bireyin meslek gelişimi; çocukluk yıllarında geliştirilen ilgilerden ve bu ilgilerin karşılanabileceği alanlardan etkilenir. Roe’ya göre meslekler, insanla ilgilenilmesi gereken ve insan olmayanla ilgilenilmesi gereken meslekler olarak ikiye ayrılır. Anne-baba tutumları bireylerin meslek seçiminde çok etkilidir. Ör) Anne ve babası tarafından takdir edilme ihtiyacı hisseden bir çocuk, anne ve babasının beğeneceği ve onaylayacağı bir mesleğe yönelebilir. Ebeveynler çocuğa karşı ilgisiz ve reddedici davranışlarda bulunurlarsa o çocuklar ileride işbirliği ve insanlarla çalışmayı gerektiren mesleklere yönelmezler. 3 tip anne baba tutumundan söz edilebilir. a) Aşırı Koruyucu Anne-Baba: Çocukta bağımlılık gelişmesine neden olur ve çocuk özerk kararlar alamaz. b) İlgisiz Davranan (İhmal Eden, Reddeden) Anne-Baba: Bu tür ailelerin çocukları genellikle nesnelerle (insan olmayanla) ilgili meslekleri seçerler. İnsanla ilgilenmeyi gerektiren meslekleri seçerlerse de insanları obje olarak görürler. c) Çocuğu Kabul Eden (Demokratik) Anne-Baba: Gerektiğinde serbest bırakan ve gerektiğinde de destekleyen olumlu bir aile yapısı söz konusudur. Kişisel / Sosyal Rehberlik Kişisel sosyal rehberlik, bireyin kendisini tanıyıp, anlayıp, üstün ve eksik yönlerini fark edip, kendine güvenmesi, kişisel ve sosyal yönden sağlıklı ve uyumlu olabilmesi amacıyla verilen hizmetlerdir. Duygu, düşünce, sosyal ilişkiler ve davranışlardan doğan sorunların çözümüne yönelik yardımlar söz konusudur. Bazı kişisel sorunlar rehberliğin diğer alanlarıyla da ilgili olabilir. Böyle durumlarda diğer rehberlik alanlarına da yönelmek gerekebilir. Sorun yaşayan öğrencilere karşı bir öğretmenin ya da bir psikolojik danışmanın yapması gereken ilk iş; sorunu tanımlamak ve nedenlerini bulmaktır. Bu tür faaliyetler de kişisel rehberliğe girer. Kişisel / sosyal alandaki konulardan bazıları şunlar olabilir. * Beden ve sağlık, * Sosyal ilişkiler, * Korku ve kaygılar, * Özgüven, özsaygı, özsevgi, * Cinsiyet, aşk, evlenme, aile, * Ahlak kuralları, din ve idealler, * Ekonomik durumlar, * Davranış bozuklukları. Bireylerin sosyal becerilerini geliştirmek, aynı zamanda onların duygusal zekalarını da (EQ) geliştirmektir. Kişisel rehberlik hizmetleri, hümanistik (insancıl) anlayış doğrultusunda ortaya çıkmıştır ve temelinde iletişim vardır. Hümanistik anlayışa sahip bir öğretmende bulunması gereken özelliklerden bazıları şunlardır. Empatik anlayış, koşulsuz kabul, koşulsuz saygı, saydamlık (ilişkilerde içtenlik ve dürüstlük). Empati: Kişinin karşısındakinden gelen duygu ve düşünceyi aynen geri iletmesidir. Birey kendini diğer bireyin yerine koyarak, onun duygu ve düşüncelerini kavramaya çalışır. Bunu yaparken objektifliğini kaybetmemeli ve karşısındakine onu anladığını iletmelidir. Bunu yaparken, karşısındaki kişinin duygu ve düşüncelerinden “ne anladıysa” ve “nasıl anladıysa” o duygu ve düşünceleri karşısındaki bireye geri aktarmalıdır. Empatiye dayalı bir iletişimde, öğrencinin yaptığı bir davranışla nedensellik bağının kurulması ve öğrencinin yaşadığı duygunun ortaya çıkarılarak ifade edilmesi iletişimi güçlendirir. Bir öğretmen; öğrencisinin söylediklerini anlayıp bu anlatılanları ona geri iletir (ayna gibi). Empatik anlayışın ortaya koyulabilmesi için, koşulsuz kabul, koşulsuz saygı ve saydamlık gerekir. Örneğin, “O kadar kötü olaylar yaşadım ki artık hiç kimseye güvenmiyorum” diyen bir öğrenciye “yaşadığın olaylardan dolayı kırgın ve üzgünsün. Bu yüzden insanlara güvenmiyorsun” denmesi gibi. Koşulsuz Kabul: Bireylerin artı ve eksi yönleriyle, olumlu ve olumsuz yönleriyle olduğu gibi kabul edilmesidir. Din, dil, ırk, cins ayrımı yapılmaz. Öğretmenin kabul ettiği şey öğrencinin kendisidir, hatalı davranışlar değil. Koşulsuz kabul, empati için ön koşuldur. Olduğu gibi kabul edilmeyen bir bireye, saygı duymak ve içten-dürüst davranmak mümkün değildir. Koşulsuz kabul için ön yargılardan uzak durulmalıdır. Örneğin, “Gel, ne olursan ol gel.” “Hatasız kul olmaz, hatamla sev beni.” Derste canı sıkıldığı için yaramazlık yapan ve arkadaşlarıyla konuşan bir öğrenciye, öğretmeninin; “Derste canın sıkıldığı için arkadaşlarınla konuşuyorsun” demesi. Böyle bir durumda öğrenci, olumsuz davranışının yargılanmadığını ve duygularının fark edildiğini anlayacaktır. Dolayısıyla da savunmaya geçme ihtiyacı hissetmeyecektir. Koşulsuz Saygı: Her bireyin insan olduğu için değer verilmeye ve saygı duyulmaya layık olmasıdır (insancıl-hümanistik anlayış). İnsan olmak, saygı duyulması için yeterli bir sebeptir. Hem öğretmen, hem de öğrenci birbirine saygıyla yaklaşmalıdır. Saydamlık (ilişkilerde içtenlik ve dürüstlük), bireyin o anda yaşadığı duygu ve düşünceler ne ise, bunları olduğu gibi karşısındaki insanla paylaşmasına denir. Gerçek duygular ortaya koyulur. Doğal ve dürüst davranılır. Yapmacıklıktan kaçınılır. Saydam olunmak istenirken, saygı ilkesi ihlal edilmemelidir (Her ağza gelen söylenmemelidir. Boş boğazlık yapılmamalıdır). Ben Dili: Ben dili kullanıldığında yapılan vurgu şahıslara değil “davranışa”dır. Hem hitap edilen kişi savunmaya geçme ihtiyacı hissetmez, hem de hitap eden kişi yaşadığı duyguyu paylaşmış olur. Ben dilinde, olumsuz davranışın ne olduğu ortaya koyulmakta birlikte bu davranışın bireyde yaşattığı duygu içten ve dürüst bir şekilde ifade de edilmiş olur. Örneğin, öğretmenin, dersini anlatırken bir öğrencinin yaramazlık yapması üzerine; “Ben ders anlatırken yaramazlık yaptığın için rahatsız oluyorum” demesi. Ben dili sayesinde; incinmiş, kızmış, umutsuz ve ya coşkulu bireyler duygularını, karşısındakini incitmeden ve suçlamadan aktarabilir. Karşımızdaki kişinin iyi niyetine ve iş birliğine hitap etmiş oluruz. Yapılan davranışı yapan bireyden ayırır. Kişiyi suçlamak yerine sadece hatalı olan davranış eleştirilir. Bireyi rahatsız eden; yapılan davranıştan ziyade davranışın sonucudur. Ben dili üç temel soruya yanıt arar: 1. Sorunu yaratan davranış nedir? 2. Bu davranış bizi nasıl etkilemektedir? 3. Bu etkinin bizde yarattığı duygu nedir? Örnek: 1. Önce davranış açıklanır: Sözüm kesildiği zaman… 2. Davranışın sonucu yani bize yaptığı etki açıklanır: Derdimi anlatamadığım için... 3. Bizde yarattığı duygu açıklanır: Moralim bozuluyor. Sözüm kesildiği zaman derdimi anlatamadığım için moralim bozuluyor. Sen Dili: Sen dili kullanıldığında yapılan vurgu, karşıdaki “kişiye”dir (şahıslara). Bireyi suçlayan ve savunmaya geçmesine neden olan konuşma şeklidir. Örneğin, öğretmenin, dersini anlatırken bir öğrencinin yaramazlık yapması üzerine; “Ben ders anlatırken yaramazlık yaparak beni sinirlendiriyorsun” demesi. Ego Geliştirici Dil: Bireyin herhangi bir özelliğini anlatırken, onun egosunu (ben’ini) aşağılayacak, rencide edecek ifadeler kullanmak yerine aynı durumu onu rahatsız etmeyecek ifadeler kullanarak belirtmektir. Ders çalışmaya bir öğrenciye “çok tembelsin!” demek yerine “bu aralar daha az ders çalışıyorsun” demek. Sempati: Bireyin karşısındaki kişinin duygularını aynen yaşaması ve duygudaş olmasıdır. Kişi, sempati duyduğu kişiye karşı objektifliğini kaybeder ve subjektif yaklaşır. Bireyin kendi duygularına kapılarak karşısındakinin duygularını doğru şekilde değerlendirmemesine neden olur. Empatide, karşımızdaki kişiyle aynı duygu ve düşünceleri paylaşmamız gerekmez. Sadece onun duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışırız. Kendini Açma: Kişinin kendisine anlatılan durumla ilgili benzer yaşantısını paylaşmasıdır. Sınav sonuçlarının açıklanmasını bekleyen öğrencilere karşı bir öğretmenin; “Öğrenciliğimde ben de sizin gibi sınav sonuçlarının açıklanmasını heyecanla beklerdim” demesi. Sosyal Beceri: Bireyin başkalarıyla sağlıklı bir şekilde etkileşimde bulunmasına olanak sağlayan bulgulardır. Sosyal beceri eğitimi, bilişsel yaklaşım ve davranışçı yaklaşım temek alınarak hazırlanır. Bilişsel yaklaşıma göre; sosyal beceri eksikliğinin sebebi, sosyal ortamlarda ne yapılacağının bilinmemesidir (bilişsel senaryo yetersizliği). Davranışçı yaklaşıma göre; sosyal beceri eksikliğinin sebebi ise, uygun davranışların kazanılmamış olmasıdır. Bireye daha önce uygun davranışlar gösterilmemiş ya da birey uygun davranışlar yaptığında pekiştirilmemiş olabilir. Sosyal beceriler altı başlıkta toplanabilir 1. İlişkiyi başlatma ve sürdürme becerisi: Dinleme, konuşmaya başlama, soru sorma, teşekkür etme, iltifat etme, yardım isteme, özür dileme, ikna etme, kendini tanıtma vb. 2. Grupla bir işi yürütme becerisi: İş bölümüne uyma, sorumluluk alma, başkalarını anlamaya çalışma vb. 3. Duygulara yönelik beceriler: Kendi duygularını ve başkalarının duygularını anlama, duygularını ifade etme, korku ile başa çıkabilme, kendini ödüllendirebilme vb. 4. Saldırgan davranışlarla başa çıkabilme becerisi: Kızgınlığı kontrol etme, uzlaşma, hakkını koruma, savunma, alay etmeye karşı koyma, kavgadan uzak durma vb. 5. Stres durumuyla başa çıkma becerisi: Strese sebep olan durumlara karşı koyabilme, başarısız olunan durumla başa çıkabilme, utanılan bir durumla başa çıkabilme, yalnızlıkla başa çıkabilme vb. 6. Plan yapma ve problem çözme becerileri: Ne yapacağına karar verme, problemlerin nedenini araştırma ve çözümünü bulabilme, amaç belirleme, düzen kurma, bilgi toplama ve işe yoğunlaşma vb. Çatışma: Bireylerin davranışları birbirine ters düştüğünde, bir birey diğer bireyi engellediğinde ya da bireylerin değer yargıları birbirine uymuyorsa bu kişiler arasında ortaya çıkan sürtüşmelere çatışma denir. Çatışmaları çözmek için farklı taktikler kullanılır. Bu taktikler; çatışmanın türüne, kiminle yaşandığına, şiddetine ve olası sonuçlarına göre değişir. Genellikle kullanılması istenilen taktikler, tarafların uzlaşarak memnun şekilde çözüm bulmalarını sağlayacak taktiklerdir. Bu taktikler şunlardır: Kaplumbağa taktiği (geri çekilme, kaçınma): İsteklerimizden ve ilişkilerimizden vazgeçme ve geri çekilme durumu söz konusudur. Çatışmayla yüz yüze gelmektense, fiziksel ya da psikolojik olarak geri çekilmenin daha kolay olduğuna (kabuğuna çekilmek gerektiğine) inanır. Ne kendi çıkarlarında ne de diğer kişinin çıkarlarında ısrarcıdır. Çatışmanın üzerine gitmez, çatışmayı geçiştirir, erteler ya da geri çekilir. Yüzleşmenin tam zıddıdır. Şu durumlarda kullanmak uygun olabilir: Elde edilecek ödüller çok yüksek değilse, çatışmayı ele alacak zaman yoksa, ortam uygun değilse, öfkeli bir kişiyle karşılaşıldığında. Köpekbalığı taktiği (zorlama, güç kullanma, rekabete girme): Asıl önemli olan isteklerimizdir ve kazanmaktır. İlişki feda edilebilir. Gücü elinde bulunduranların (patronlar, müdürler, amirler vb.) kullandığı taktiktir. Amaçlar önemli, ilişkiler ise önemsizdir. Kazanmak, köpek balıklarına başarı ve kendini beğenme duygusu verir. Kaybetmek ise zayıflık, yetersizlik ve başarısızlık duygusu verir. Gözdağı vererek, güç kullanarak, çeşitli girişimlerle karşısındaki kişiyi ezmeye çalışarak kazanmaya çalışırlar. Şu durumlarda kullanmak uygun olabilir: Kesinlikle haklı olunduğunda, kısa süre içerisinde karar verilmesi gerektiğinde. Ayıcık taktiği (alttan alma, uyma): Kendi ihtiyaçlarını karşılamaktan vazgeçerek karşı tarafın ihtiyaçlarının karşılanmasına izin vermektir. Önemli olan ilişkinin korunmasıdır (işçi, astlar, memurlar vb.) Başkaları tarafından kabul edilmeyi ve sevilmeyi isterler. Tartışma olduğunda ilişkinin zara göreceğini düşünürler. Bir tatsızlık çıkmasın diye çatışmadan kaçınılması gerektiğini düşünürler. İlişkilerini sürdürebilmek için kendi amaçlarından vazgeçerler. “Amaçlarımdan vazgeçiyorum ve istediğin şeyi yapmana izin veriyorum; yeter ki beni sev” der gibidir. Tilki taktiği (uzlaşma): Ortak bir paydada buluşmayı sağlar. Her iki tarafın da bir şeyler kazanacağı bir çözüm yolu aranır. İstekler ve ilişkiler orta derecede önemli ise biraz ilişkilerden biraz da isteklerden vazgeçilerek orta yolun bulunması sağlanır. Çatışmaların çözümünde genellikle kazandırılması istenilen taktik tilki taktiğidir. (Tilki taktiğinin kurnazlık olarak yorumlanmaması gerekir.) Baykuş taktiği (yüzleşme): İstekler de ilişki de önemlidir. Her iki tarafın gereksinimlerinin de karşılandığı taktiktir. Hem girişkenlik hem de işbirliği içerir. Kaçınmanın tam zıddıdır. Çatışmaları, çözülmesi gereken sorunlar olarak görürler.
- Öğretim Kademesine Göre Rehberlik Türleri
Uzman Öğretmenlik Eğitim Programı ve Başöğretmenlik Eğitim Programı: Özel Eğitim ve Rehberlik - Öğretim Kademesine Göre Rehberlik Türleri Rehberlik hizmetleri süreklilik (süreç) ilkesinden dolayı, bütün öğretim kademelerinde de ihtiyaç duyulan bir hizmettir. Bütün öğretim kademelerinde rehberliğin genel amacı ve ilkeleri aynı olmasına rağmen, hazırlanan programlar ve uygulanan etkinlikler farklılık gösterebilir. Çünkü her okulun amaç ve ihtiyaçları, her öğrencinin gelişim düzeyi ve beklentileri farklıdır (esneklik ilkesi). Okul Öncesi (3-6 yaş) Artık ülkemizde okul öncesi eğitimi de zorunlu olmuştur. 0-6 yaş arası dönem, bireylerin biyo-psiko-sosyal gelişimlerinin en hızlı olduğu dönemdir. Bu dönemdeki rehberlik hizmetlerinin amacı; kişisel açıdan; çocuğun sağlıklı gelişmesini, özgüven kazanmasını (kendine güvenmesi), benlik algısının oluşmasını, sosyalleşmesini, arkadaş edinmesini, öz bakım becerilerini kazanmasını sağlamak, eğitsel açıdan; okulu ve okumayı sevdirmek, okula uyumunu sağlamak, bu konularla ilgili çabasını ödüllendirmek ve motive etmek (güdülemek), ilköğretime hazırlanması için gerekli olan etkinlikleri planlamak ve uygulamak, mesleki açıdan ise, mesleklerin farkına varmasını sağlamak, cinsiyet ayrımı yapmadan her mesleğin önemli ve saygın olduğunu öğretmek ve meslek sahibi olmak için belirli eğitim süreçlerinden geçilmesi gerektiğini öğretmektir. Bu dönemin en temel ihtiyacı “çalışmayı öğrenmek”tir. Çalışmanın iyi ve güzel bir davranış olduğu öğretilmeli ve sevdirilmelidir. Mesleki rehberlik de bu dönemde başlar. Ancak bu dönemdeki çocuklar henüz kendi ilgi alanlarını tam olarak tespit edemezler. Çocukların anne-babaya en bağlı olduğu dönem bu dönemdir. Ancak aynı dönem içerisinde de onlardan ayrılıp ilk defa bir eğitim ortamına girerler. Bundan dolayı çocuklarla ilgili çalışmalarda ve sorunların giderilmesi noktasında ebeveynlerle yardımlaşılmalıdır (işbirliği, müşavirlik, konsültasyon). Bu dönemdeki çocuklar gözlemlenmeli, gelişimleri takip edilmeli, olumlu veya olumsuz yönler fark edildiğinde ise gerekli tedbirler alınmalıdır. Çocuğun yakınlarındaki büyükler ona olumlu örnek oluşturacak davranışlarda bulunmalıdır. Ancak aşırı koruyucu davranışlardan kaçınılmalıdır. Basit konularda da olsa onlara seçimler yaptırıp, verdikleri kararların sorumluluğunu almaları gerektiği öğretilmelidir. Verilen rehberlik hizmetleri genellikle dolaylı hizmetlerdir ve öğrenciyle ilgili herkesin yardımlaşmasını gerekli kılar. Okul öncesi dönemde de ilköğretim döneminde de rehberlik çalışmalarında en etkili rolü üstelenecek olan kişi sınıf öğretmenleridir. Çocuklar sözlü iletişimden çok sözsüz iletişimi (beden dili, jest, mimik) kullanırlar. Üzüntü ve sevinçlerini konuşarak anlatmak yerine; gülerek, oynayarak veya ağlayarak gösterirler (kaçma, sarılma vb). Bunun içinde çocukları iyi ve doğru anlamak için oyunlar, dramalar ve bedensel ifadelere yer veren etkinlikler kullanılmalıdır. İlköğretim I. Kademe (7-11 yaş) İlköğretimin I.kademesi de, ülkemizdeki zorunlu eğitim kademelerinden biridir. Ericson’a göre; bu dönemdeki çocukların kişilik gelişimlerini en çok etkileyen görev okul başarısıdır. Okul başarıları arttıkça, kişilik gelişimleri de olumlu yönde etkilenecektir. Bu dönemdeki rehberliğin amacı; öğrencilerin kendilerini tanımalarına yardımcı olmak, kendi kendilerine yeter hale gelmelerini sağlamak, içsel denetimi (otokontrolü) öğrenmelerine yardımcı olmak, karar verme ve problem çözme becerilerini geliştirmektir. Bu dönemde de rehberlik çalışmalarında en etkili rolü üstelenecek olan kişi sınıf öğretmenleridir. Çünkü öğrencileri en iyi tanıyan, onları en çok gözleme fırsatı bulan ve gelişimlerini en iyi şekilde takip edebilecek olan kişi sınıf öğretmenleridir. Düzgün konuşma-yazma-okuma ve hesaplama becerileri bu dönemde kazandırılmalıdır. Okulu ve eğitimi sevdirecek rehberlik etkinliklerine yer verilmesi çok önemlidir. Bu dönemde yapılabilecek eğitsel ve mesleki rehberlik etkinliklerinden bazıları şunlardır; öğrenme güçlüğü çeken öğrencilerin belirlenmesi ve gerekli ek hizmetlerin sağlanması, verimli ders çalışma yollarının anlatılması, eğitim sistemi hakkında temel bilgilerin verilmesi, öğrencilerin doğru kararlar almalarına yardımcı olunması, mesleklerin tanıtımı vb. İlköğretim II. Kademe (11-14 yaş) İlköğretimin II. kademesi de, ülkemizdeki zorunlu eğitim kademelerinden biridir. Çocukluktan ergenliğe geçiş bu dönemde başlar. Bu yüzden rehberlik çalışmalarında farklılıklar olur. Yapılacak rehberlik etkinliklerinde, öğrencilerin ergenlik döneminde oldukları ve bu dönemin özellikleri dikkate alınmalıdır. Psikomotor beceriler açısından bir yetişkininki kadar gelişmiş el becerilerine sahip olabilirler. Bilişsel açıdan “soyut işlemler” aşamasına geçmeye başladıklar için kendilerine ve hayata yönelik sorgulamalar başlar. “Ben kimim?”, “gelecekte ne olmak istiyorum?” gibi sorular çok sık sorulmaya başlanır. Bu sorular sayesinde de ilgi ve yeteneklerini keşfetmeye başlar. Güçlü ve zayıf yönlerini öğrenir. Bireysel farklılıkların ön plana çıktığı dönemdir. Daha üst eğitim kademelerine yönelik seçimler yapması gerekir. Kararlarını doğru verebilmesi için “yaşantı zenginlikleri” sunulmalıdır. Bireysel ve önleyici rehberlikler önem kazanır. Kendi özellikleriyle, eğitim ve meslek alanındaki özelliklerin arasındaki ilişkiyi görmeye başlar. Bu dönemde bedensel özellikler çok fazla önemsenir. Ergen benmerkezciliği görülür. “Herkes bana bakıyor ve beni izliyor” gibi düşünceler, sivilcelerinin çıkmasından dolayı kendini çirkin görmesi, bedensel ani değişikliklerden dolayı da sakarlıkların artması gibi durumlar özgüvenlerinin zedelenmesine sebep olur. Bunlardan dolayı bu kademedeki öğrencilere güven ve destek verilmesi çok önemlidir. 8. sınıfta yöneltme hizmetleri ön plana çıkar. Ortaöğretim (Lise) (15-18 yaş) Liseler, öğrencilere belli bir meslek kazandırmayı veya yükseköğretime hazırlamayı amaçlar. Ortaöğretim kademesindeki okullar; amaç ve programları açısından farklılıklar gösterir. Lise yılları da ergenlik dönemine denk gelmektedir. Öğrenciler değer yargılarını ve kimliklerini belirginleştirmeye başlarlar. Eğitsel ve mesleki rehberliğin en yoğun olduğu dönemlerdendir. Fiziksel ve cinsel değişimler, uygun bir mesleğin seçilmesi ve yaşam felsefesi oluşturma gibi konular ön plana çıkar. Belirsizlikler ve kararsızlıklar çok yaşanır. Bu sorunlar çoğaldıkça ve çözüm yolları bulunamadıkça sigara, alkol, uyuşturucu gibi madde alışkanlıklarına yakalanma riski artar. Bu kötü alışkanlıklar ve macera duygusu gençlerin suça karışmasına neden olur. Aile ve arkadaş çevresinde sevgi ve saygı göremeyenlerin ideolojik veya yasa dışı gruplara karışma ihtimali doğar. Çünkü öğrenciler o yaşlarda kendilerini belli bir gruba ait hissetmek isterler. Sanat, spor ve kültür etkinliklerine yeterince yer verilir ve sosyal beceriler geliştirilirse bu sorunların önlenmesi kolaylaşır. Öğrencilerin kendilerine örnek alabilecekleri, özdeşim kurabilecekleri uygun modeller sunulmalıdır. Önleyici ve geliştirici rehberlik anlayışına uygun hizmetler yeterince verilmelidir. “Psikoloji danışma” ve “akran danışmanlığı” önem kazanır çünkü bu dönemde öğrenciler en kolay etkileyecek olanlar akranlarıdır. Yükseköğretim (Üniversite) (19 yaş ve üzeri) Bu dönemdeki en önemli gelişim görevi iş ve eş seçimidir. Rehberlik hizmetleri, bu görevlerin gerçekleşmesine yardımcı olacak şekilde olmalıdır. Bu dönemde birçok öğrenci ailesinden ayrı yaşamak zorunda kalabilmektedir. Kendilerini geliştirmek amacıyla rehberlik hizmeti; duygusal sorunlarıyla başa çıkmak içinde psikolojik danışma hizmeti alırlar. Öğrencilerin burs, barınma, beslenme vb. olanaklardan yararlanabilmeleri için “sosyal yardım hizmetleri” hakkında bilgiler verilmelidir. Kulüp ve gruplara katılmaları için de “sosyo-kültürel etkinlikler” düzenlenmelidir.
- Birey Sayısına Göre Rehberlik Türleri
Uzman Öğretmenlik Eğitim Programı ve Başöğretmenlik Eğitim Programı: Özel Eğitim ve Rehberlik - Birey Sayısına Göre Rehberlik Türleri Bireylerin; çevrelerini anlayabilmeleri için verilen ve genellikle bilgilendirme türünde yapılan hizmetlere rehberlik hizmeti, kendilerini anlayabilmeleri ve sorunlarıyla nasıl başa çıkabileceklerine yönelik uzman kişilerce yapılan yardıma ise psikolojik danışma denir. Bilgi verme türündeki hizmetler genellikle gruplara yönelik olarak yapılırken, psikolojik danışma hizmetleri hem bireysel hem de gruba yönelik de olabilir. Bireysel Rehberlik: Bireyin sosyalleşmesi, kişiliğinin gelişmesi, kendini gerçekleştirmesi vb. amaçlarla bireysel olarak yapılan hizmetlerdir. Bireylerle tek tek yapılan çalışmalar söz konusudur. “Bilgi verme” hizmeti ön plandadır. Bu yüzden psikolojik danışmanların dışında bazen diğer öğretmenler tarafından da yürütülebilir. Genellikle zihinsel alana yöneliktir. Bireysel rehberlik hizmetlerinde şu noktalara dikkat edilmesi gerekir: Bireyin farkındalığını yükseltme, * Bireyin kendini tanımasına yardımcı olma, Bireyin sorununu çözmek yerine, sorununu çözmesine yardımcı olma, * Alternatif yollar gösterme, Bireyi cesaretlendirme. Grupla Rehberlik: Bireye yardımcı olmak için sunulacak bilgiler tek tek değil de bir gruba yönelik yapılıyorsa grup rehberliğinden söz edilebilir. Rehberlik hizmetleri gruba yönelik olsa bile merkez de yine de birey vardır. Grubun gelişiminden ziyade bireyin gelişimi amaçlanır. Özel bir uzmanlık gerektirmeyen bilgi verme hizmetlerinde (rehberlik saatlerinde) sınıf rehber öğretmenleri de hizmet verebilir. Eğer uygulanacak etkinlikler teknik bilgi, beceri ve uzmanlık gerektiriyorsa bu hizmet psikolojik danışmanlar tarafından verilmelidir. Grup rehberliği gündemlidir ve odağında belli bir konu vardır. Genellikle bilişsel alana yöneliktir. İster bireysel rehberlik ister grupla rehberlik çalışması yapılacak olsun; bilgi verilecek olan konuda (sağlık, trafik, ekonomi vb.) uzman olmak yeterlidir. Alanında uzman kişiler veya psikolojik danışmanlar bu hizmeti verebilir. Rehberlik hizmeti vermek için psikolojik danışman olma zorunluluğu yoktur. Bireysel Psikolojik Danışma: Psikolojik danışma hizmetleri diğer rehberlik hizmetlerine göre daha çok teknik bilgi ve beceri gerektirmektedir. Psikolojik danışman; alanında teorik ve pratik tecrübelere sahip olmalıdır. Danışman ve danışan arasında yüz yüze gerçekleşen bir hizmettir. Bireysel psikolojik danışma, zaman ve kaynak bakımından pahalı bir hizmettir. Danışanın sorunlarının çözümü için derinlemesine görüşmeler yapılabileceği için grupla psikolojik danışmaya göre daha avantajlıdır. Genellikle duyuşsal alana yöneliktir. Genellikle 45dk’lık seanslardan oluşur. Haftada 1 kez görüşme yapılır. Ortalama olarak 7 seansta tamamlanır. Gündemli değildir. Danışanın hangi sorunu getireceği önceden bilinemeyebilir. Bu konular danışma esnasında ortaya çıkar. Bireylere psikolojik danışma sürecinde yardımcı olunabilecek konulardan bazıları şunlardır: Kimlik oluşumu, Olumlu özbenlik, Özsaygı, özsevgi, özgüven, Tutarlılık (duygu, düşünce, davranış) Değer yargılarının gözden geçirilmesi, Duygusal sorunlar, İletişim becerileri (sosyal ilişkiler). Grupla Psikolojik Danışma: Bireysel psikolojik danışmaya göre daha ekonomiktir. Bir grupta 8-12 kişi olabilir. Genellikle 90dk’lık seanslardan oluşur. Haftada 1 kez görüşme yapılır. Ortalama olarak 10-14 seansta tamamlanabilir (gruba göre). Gündemli değildir. Danışanların hangi sorunu getireceği önceden bilinemeyebilir. Bu konular danışma esnasında ortaya çıkar. Yapılan etkinlikler genellikle danışanların duyuşsal alanına hitap etmektedir. Bireysel psikolojik danışmaya göre daha yüzeyseldir. Çünkü her bireyin içsel süreçlerine inecek kadar yeterli zaman yoktur. Grup üyeleri danışma sürecinde yardım almayı ve yardım etmeyi de öğrenirler.
- Hizmet (Uygulama) Alanlarına Göre Rehberlik Türleri
Uzman Öğretmenlik Eğitim Programı ve Başöğretmenlik Eğitim Programı: Özel Eğitim ve Rehberlik - Hizmet (Uygulama) Alanlarına Göre Rehberlik Türleri Eğitim Alanında Rehberlik Günümüzde rehberlik hizmetlerinin en yaygın olduğu alan eğitimdir. Çağdaş eğitim sisteminde rehberlik hizmetleri, Ö.K.H.’nin kapsamında yürütülmektedir. Okullarda ve okullar arasında koordinasyonu (eşgüdümü) sağlamak için farklı kurumlarda da (RAM, çıraklık merkezi vb.) verilebilen bir hizmettir. Amaç; bireylerin kendi yeteneklerini, ilgi ve ihtiyaçlarını tanımasını sağlayarak, sağlıklı kararlar verip bir bütün olarak gelişimlerine (tümel gelişim) yardımcı olmaktır. Böylece okula ve çevreye uyum sağlamak kolaylaşacaktır. Türk eğitim sisteminin genel amaçlarına uygun bireylerin yetiştirilmesine yönelik çalışmaları içerir. Formel eğitimin (örgün ve yaygın) yapıldığı tüm kurumlarda verilebilecek bir hizmettir. Örgün eğitimdeki hizmetler okul öncesinden başlayarak yüksek öğretimin (üniversite) sonuna kadar devam eder. Okullarda ve üniversitelerde olduğu gibi dersanelerde ve sürücü kurslarında da (yaygın eğitim) eğitimle ilgili rehberlik çalışmaları yapılmaktadır. Eğitim ortamına alıştırma (oryantasyon), kütüphanelerden yararlanma, öğrenme güçlüklerini yenme, akademik başarıyı arttırma, eğitsel planlamalar yapma vb. eğitimle ilgili hizmetleri içerir. Eğitim kurumlarının özelliklerine, imkânlarına ve hedeflerine göre farklı etkinlikler düzenlenebilir (esneklik). Ancak rehberliğin ilkeleri değişmez. Sağlık Alanında Rehberlik: Bireylerin hastalanmamaları için koruyucu bilgiler edinmeleri, hastalandıklarında ise nasıl bir yol izlemeleri ve hangi kurumlara nasıl başvurabilecekleriyle ilgili hizmetleri içerir. Bu hizmetler genellikle sağlık kurumlarında verilir. Hastane, sağlık ocağı, poliklinik, diyaliz merkezi, rehabilitasyon merkezi vb. Sağlıklı ilgili afişler, broşürler ve tanıtım videoları ile de bilgilendirmeler yapılabilir. Sağlık alanındaki rehberlik çalışmalarında “bilgi verme” hizmeti ön plana çıkmaktadır. Sağlıkla ilgili konulardan bazıları; alkol ve sigara alışkanlıkları, uyuşturucunun zararları, aile planlaması, AIDSden korunma yolları, bulaşıcı hastalıklar, kuş gribi, domuz gribi vb. Psikolojik danışma hizmeti de bireysel hizmetlerden biri olarak ön plana çıkmaktadır. Psikiyatri kliniklerinde psikolojik danışmanların bulunması ve okullarda ilk yardımla ilgili bilgilerin verilmesi sağlık alanındaki rehberlik uygulamalarından biridir. Koruyucu hekimlik (koruyucu sağlık hizmetleri) uygulamaları da bu alanın kapsamındadır (önleyici rehberlik anlayışı). Koruyucu hekimlik; bireysel ya da toplumsal olarak hastalıkların ortaya çıkmasını ya da ağırlaşmasını engelleyici önlemler üzerinde çalışan hekimlik dalıdır. Sosyal Yarım Alanında Rehberlik: Sosyal (toplumsal) alanla ilgili hizmet veren kurumlardaki (huzur evleri, çocuk esirgeme kurumu, sosyal yardımlaşma ve dayanışma kurumu, Kızılay vb.) rehberlik hizmetlerini kapsar. Hayır kurumları da bu alanla ilgilidir. Huzurevleri korunmaya ihtiyacı olan yaşlıların temel gereksinimlerini karşılayan bir kurumdur. Bu tür kurumlarda da rehberlik eğitimi almış kişilerin bulunması, kurumların daha işlevsel (faydalı) olmasını sağlar. Endüstri Alanında Rehberlik: İş ve işçi bulma kurumlarında, sanayi kuruluşlarında ve iş yerlerinde de rehberlik hizmetlerine ihtiyaç duyulmaktadır. İş arayan bireylere bilgi vermek ve kendilerine uygun meslekleri seçmelerine yardımcı olmak gibi hizmetleri içerir. İnsan kaynakları; işe uygun personelin seçilmesi ve görevlendirilmesine yardımcı olur. İş yerinde verimliliğin ve motivasyonun artmasıyla ilgili çalışmalar yapar. Mesleklerin çoğalması ve uzmanlaşmanın artması, çalışanların iş yerinde uyum sorunu yaşamalarına neden olmuştur. Bu tür durumlarda da rehberlik yardımı almaları gerekmektedir. Günümüzde sanayileşme hızla arttığı için, bu alanda da rehberlik uzmanlarına duyulan ihtiyaç gittikçe artmaktadır. Endüstri alanında en çok mesleki rehberlik çalışmaları ön plana çıkmaktadır. Güvenlik ve Adalet Alanında Rehberlik: Ceza evleri, ıslah evleri, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Teşkilatı gibi kurumlarda verilen rehberlik hizmetleri kapsar. PDR mezunları askeriyedeki sağlık hizmetlerinde de (revir) görev yapabilmektedirler. Mahkemelerde boşanma avukatlarına yardımcı olmak amacıyla aile danışmanları da bulunmaktadır. Toplumun güvenliğini ve adalet sistemini koruyup geliştirmek için rehberlik uzmanlarına da ihtiyaç duyulmaktadır.
- Nâilî-i Kâdîm
19. yüzyılda yaşamış ve aynı mahlası kullanmış olan şairden (Manastırlı Nâilî’den) ayırabilmek için "kadîm" sıfatıyla anılır. Doğum tarihi bilinmiyor. Asıl ismi Mustafa ve İstanbullu. Yaşamıyla ilgili bilgi az. Ufak tefek, zayıf yapılı biri olduğu, anne ve babasını gençliğinde yitirdiği sanılıyor. Divan-ı Hümayun’da katiplik, maden kalemi baş halifesi olduğu anlaşılıyor. Ömrünün sonlarına doğru Köprülüzade Fazıl Ahmed Paşa döneminde Edirne’ye sürgüne gönderildi. Bağışlandıktan sonra İstanbul’a döndü, 1666’da da yaşamını yitirdi. Sultan 1’inci İbrahim döneminde şöhretinin doruğuna çıktı. Devlet büyüklerine kasideler yazdı. Ama asıl gazelleriyle tanınır. Şiirerini, duygu ve düşünceleri ifade ederken aşırıya kaçmadan divan şiirinin tüm olanaklarını en iyi şekilde kullanarak yazdı. Çağdaşları kadar kendisinden sonra gelen divan şairlerini de etkiledi. Divanı Doç. Doktor Haluk İpekten tarafından yayımlandı. İpekten’in Nâilî-i Kadîm’in hayatı ve kişiliğiyle ilgili bir eseri de var. GAZEL Severüz gördüğümüz âfeti dil-ber diyerek Başlaruz nâle vü feryâda sitem-ger diyerek Biz de bir gonce-lebün yolına cân versek olur Can verür bülbüli gör âh gül-i ter diyerek Boyanub hasret-i zülfünle duhâna şeb ü rûz Verziş-i âh ederüz dûd-ı muanber diyerek Çeşm-i mestün hevesiyle oluruz kîse-tehî Kûçe kûçe gezerüz bir dolu sâgar diyerek Nâilî dâğ-ı dil-i köhne-bahâr-ı gam olub Gül-şene açılalum tâze gazeller diyerek ŞARKI Geçer firkat zamanı böyle kalmaz Sağ olsun sevdügüm Mevlâ kerimdür Onulmaz yâreler bitmez iş olmaz Sağ olsun sevdügüm Mevlâ kerimdür Olursa Hazret-i Hakdan inâyet Gül-i sad-berg olur her dag-ı hasret Gider fürkat gelür eyyam-ı vuslat Sağ olsun sevdügüm Mevlâ kerimdür Olursa mevc-i gâm her bâr hâ'il Olur şâhid hüveydâ kâm hâsıl Çıkar bir gün kenara zevrâk-ı dil Sağ olsun sevdügüm Mevlâ kerimdür Tek ü tehna belâ deştinde her dem Ne hem-râh isterüm ne yâr-ı hem-dem Bulur bir gün nihayet menzil-i gam Sağ olsun sevdügüm Mevlâ kerimdür TAHMÎS (Tahmîs-i Nâilî Çelebi gazel-i Bahâyî) Hirâs-ı fitne saldun dehre ey bî-dâd n’eylersün Kopardun yer yer âşûb-ı kıyâmet-zâd n’eylürsün Perîşânlıklar etdün nev-be-nev icâd n’eylersün Dağıtdun hâb-ı nâz-ı yârı ey feryâd n’eylersün Edüb fitneyle dünyâyı harâb-âbâd n’eylersün Vücûdun eylemiş hikmet-şinâs-ı âlem-i bâlâ Aristâlis-i asr u nakd-ı vakt-ı Bû Alî Sînâ Benânun hall-i râz-ı müşkilât-ı nabz edüb hakkaa Edersün gerçi her derde tabîbim bir devâ ammâ Cünûn-ı ehl-i ışk olunca mâder-zâd n’eylersün Nihândır bû-yı fitne târ-ı anber-fâm-ı zülfünde Nice subh-ı kıyâmet muhtfîdir şâm-ı zülfünde Dimağ-âşüftedir cân ârzû-yı kâm-ı zülfünde Dil-i mecrûhuma rahm eyle kalsun dâm-ı zülfünde Şikeste-bâl olan murgı edüp âzâd n’eylersün Zemîn nat-ı siyâset-gâh-ı dil seyf-i kazâ mübrem Zebân hâmûş-ı hayret sîne sûzân dîdeler pür-nem Hevâ-yı ışk şûr-efgen mahabbet gaalib ü muhkem Şehîd-i tîg-ı ışk-ı yârdır ser-cümle-i âlem Urub şemşîre dest ey gamze-i cellâd n’eylersün Bulub pervâza ruhsat rûzgâra işveler satdun Perîşân etmeğe cem’iyyet-i uşşâkı can atdun Ne âl etdünse etdün murg-ı cânı dâma uğratdun Varub gîsû-yı zülf-i yârı biri birine katdun Yine bir fitne tahrîk eyledün ey bâd n’eylersün Ne sûret kim çekersün can bağışlarsun Mesîh-âsâ Olur hayrân-ı kârun mû-şikâfân-ı yed-i beyzâ Bu san’atde ne Erjeng ü ne Mânîdür sana hemtâ Güzel tasvîr edersün hatt u hâl-i dil-beri ammâ Füsûn u fitneye geldükçe ey Bihzâd n’eylersün Olursun Nâilî-veş gördüğün mahbûba efgende Meta’-ı sabrunı tâlân eder her tıfl-ı nâz-ende Mahabbet gam-fezâ esbâb-ı cem’iyyet perâkende Bahâyî-veş değülsün kaabil-i feyz-i safâ sen de Tekellüf ber-taraf ey hâtır-ı nâ-şâd n’eylersün (Vezin: Mefâilün mefâilün mefâilün mefâilün) GAZEL Dil-i zârı haste kıldı ne yaman nezâredür bu Şeb-i gamda koydu hâlün ne siyâh sitâredür bu Açılub gül-i terinden mey içerdi sâgarından Ele al ki hanceründen dil-i pâre pâredür bu O periyi âh-ı şeb-gîr ede câme-hâbâ teshîr Olunur mu lûtfu ta’bir ne hoş istihâredür bu Felekaa dokuz sefînen güm eder habâb-veş dil Hazer eyle cünbişinden yem-i bî-kenâredür bu Der imiş görüb ol âfet bu tahammülüm cefâya Dil-i Nâilî değüldür kopa seng-i hâredür bu
- Ahmet Şuayb
Servet-i Fünûn topluluğu içinde makale, inceleme ve eleştiri türünde eserler veren Ahmet Şuayb, 1876'da İstanbul'da doğdu. Edebiyat yaşamına 1896'dan itibaren Servet-i Fünûn dergisinde yazdığı makalelerle başladı. 1908'den sonra Hukuk Fakültesi'nde dersler verdi, İstanbul'da Maarif Müdürlüğü görevini yürüttü. 1910 yılında genç yaşta öldü. Ahmet Şuayb, Servet-i Fünûn topluluğunun yalnızca edebi tenkit üzerinde yoğunlaşan ve sadece bu konuda eserler veren tek ismidir. Sanatçı Türkiye'de sosyal bilimler alanında çalışan eleştirmenlerimizin başında gelir. Sosyoloji, edebiyat, iktisat, hukuk, tenkit, tarih gibi pek çok konuda Batılı ölçütleri göz önünde tutarak bu alanlarda önemli yazılar yayımlamıştır. Ahmet Şuayb, Fransız eleştirmen H. Taine'in eleştiri yöntemini kullanmış, ancak onun bazı görüşlerini benimsememiştir. H. Taine ve Gustave Flaubert üzerinde ciddi araştırmalar yapmış, bunları "Hayat ve Kitaplar" adıyla yayımlamıştır. Aynı şekilde Servet-i Fünûn yazarlarına da toplumcu ve toplumsal sorunları yansıtmadıkları için ciddi eleştiriler getirmiş. "Son Yazılar" adlı yapıtında bu eleştirilerin dozunu iyice arttırmıştır. Süleyman Necip genç yaşta ölen yakın arkadaşı Ahmet Şuayb için şu dizeleri yazmıştır. "Öldün zavallı öyle mi, âh ölmedin Şuayb Tey'id eder kemalini irfan-ı memleket Asara hakk ü nakş edecek ihtiram ile "Ahmet Şuayb" namını şübban-ı memleket"
- Tarihsel Süreçte Ortaya Çıkışlarına Göre Rehberlik Modelleri
Uzman Öğretmenlik Eğitim Programı ve Başöğretmenlik Eğitim Programı: Özel Eğitim ve Rehberlik - Tarihsel Süreçte Ortaya Çıkışlarına Göre Rehberlik Modelleri Parsonian Model: 1908 Frank Parsons İlk rehberlik modelidir. Dünyadaki ilk rehberlik çalışmaları olarak Parsons’ın çalışmaları kabul edilir. Parsons “Boston Meslek Bürosu”nu açarak iş arayanların niteliklerini, yeteneklerini ve ilgilerini tespit ederek onlara en uygun olan işe yerleşmelerine yardımcı olmuştur. Bu modelde Rehberlik Hizmetleri = Mesleğe Yöneltme’dir. Meslekirehberliği 3 aşamada gerçekleştirmiştir. Bireyi tanıma Çeşitli işlerin gerektirdiği niteliklerive sağladığı olanakları belirleme Bireylerle,onlara uygun olan işlerineşleştirilmesini sağlama. Parsons’ın bu modeli ileride ortaya çıkacak olan klinik yaklaşım modelinin temelini oluşturmaktadır. Eğitim Süreci ile Kaynaştırılmış Rehberlik Modeli: Brewer Parsonian model, kişilere tam da işe yerleşecekleri sırada verilen hizmetlerden oluştuğu için geç kalınmış bir hizmet olarak görülmekteydi. Bunun içinde rehberlik hizmetlerinin, eğitim süreci içerisinde de verilmesi gerektiği anlaşıldı. Brewer, rehberlik çalışmalarını eğitime taşıdı ve ağırlıklı olarak bilgi verme hizmeti üzerinde durdu. Rehberlik hizmetleri artık eğitimde de verildiği için, öğrenciler gerçek çalışma koşullarından da haberdar oluyordu. Brewer’a göre rehberlik ile eğitim özdeşleştirilmeli ve kaynaştırılmalıdır. Rehberlik hizmetleri, eğitimin ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Eğitimin ve rehberliğin amaçları, yöntemleri ve sonuçları aynıdır. Rehberlik hizmetleri sınıf içinde yapılmalıdır. Bunun içinde “grup rehberliği” ve “bilgi verme” hizmeti ön plana çıkmıştır. Grup rehberliğine ağırlık verildiği için bireysel farklılıklar çok fazla dikkate alınmamıştır ve bu yüzden de çok eleştirilmiştir. Günümüzdeki “rehberlik saati” uygulamaları bu model ile başlamıştır. Meslekleri tanıtma, boş zamanları değerlendirme, sağlık, okula alıştırma (oryantasyon), okul kuralları hakkında bilgi verme, sosyal ilişkiler konusunda olumlu tutum ve beceriler geliştirme gibi hizmetler verilebilir. Bu modelde rehberliğin amacı; bireye, okul ve okul dışında, toplum yaşamına uyum sağlaması için gerekli olan bilgi ve becerileri kazandırmaktır. Klinik Yaklaşım Modeli (Özellik - Faktör Kuramı): Williamson, Paterson, Darley Brewer bireysel farklılıkları dikkate almıyordu. Ancak zaman içinde bireysel farklılıkların önemi daha iyi anlaşıldı ve eğitim birey merkezli (bireyselleşmiş) hale geldi. Öğrencilerin yetenekleri, ilgileri ve bireysel ihtiyaçları ön plana çıktı. Klinik yaklaşımda amaç; bireysel farklılıkların anlaşılması ve bireysel ihtiyaçların karşılanmasıdır. Bu yüzden klinik yaklaşımda bireylerin ayrıntılı olarak incelenmesine önem verilir. Parsonian modelde de benzer bir durum söz konusudur ve bireylerin incelenmesi vardır. Zaten klinik model, Parsonian modelinin daha da geliştirilmiş halidir. Faktör; etki eden demektir ve bu modelde bireyin özelliklerinin oluşmasına etki eden sebepler belirlenmeye çalışılır. Williamson’a göre, bireylerin sorunlarını çözmek için öncelikle sorunların ortaya çıkış nedenlerini bulmak gerekir. Bu amaçla da testler, gözlemler vb. dışsal teknikler (psikometrik araçlar) kullanılır. Danışmanlar, danışmanlık sürecinde aktif rol oynar ve tavsiyelerde bulunur. Bu da danışanın danışmana bağımlı hale gelmesine neden olur. Bireyi tanımak için sadece dışsal tekniklerin kullanılması ve danışmanın tavsiyelerde bulunması klinik yaklaşımın eleştirilen yönleridir. Çünkü bireyi bütün halinde tanımak gerekir. Dışsal teknikler bireyin sadece belirli özelliklerinin tespit edilmesini sağlar. Bu da bireyi tanımak için yeterli değildir. Klinik yaklaşım bugün hala kullanılmakta olan birçok ölçme aracının geliştirilmesine ve toplu dosya sisteminin oluşmasına katkı sağlamıştır. Karar Vermeye Yardımcı Rehberlik Modeli: Katz, Tiedeman, Jones Bireylerin eğitselve mesleki seçimlerinde ihtiyaç duydukları bilgiyi sağlamak ve karar vermelerine yardımcı olmak amacıyla ortaya çıkan bir anlayıştır. Demokratikanlayışın eğitimde benimsenmesi; bireylerin sık sık kendileriyle ilgili kararlar vermelerini gerekli kıldı. Katz ve Jones’a göre, karar vermekte zorlanan bireyler rehberliğe başvururlar. Bu tür bireylere öncelikli olarak verilmesi gereken hizmet, bireyin amacını belirlemesine ve kendini tanımasına yardımcı olmaktır. Sonrasında da, belirlenen amaca ulaşmak için gerekli olan araçları ve yolları belirlemek gerekecektir. Bu amaçları belirlerken ve bireylere yardımcı olurken, o bireylerin sahip olduğu değerler de dikkate alınmalıdır. Gelişimsel Rehberlik Modeli: Gelişim psikolojisindeki çalışmalar, gelişim dönemlerinin önemini ve her dönemin kendine özgü özellikleri olduğunu ortaya koymuştur. Gelişimsel rehberlik, bireylerin gelişim görevlerine, sorunlarına ve özelliklerine yönelik olarak yürütülen bir hizmettir. PDR hizmetlerinin sadece eğitim ya da meslek seçimi ile sınırlandırılmasına tepki olarak ortaya çıkmıştır. Günümüzde de hala bu anlayışa göre hizmet verilmektedir. Amaç; bireylerin tüm yönleriyle bir bütün olarak gelişimini saplamaktır (tümel gelişim). Bireyler içinde bulundukları gelişim dönemlerine göre ele alınmalıdır. Bireylerin farklı gelişim dönemlerinde kazanmaları gereken gelişim görevlerine (ödevlerine) ve karşılaştıkları gelişim sorunlarının çözümlerine yardımcı olunur. Gelişimsel rehberlik anlayışı bireyi bir gelişme süreci içinde gördüğü için, gözlenen davranışların kalıcı olmadığını, belli bir gelişim basamağına özgü olabileceğini, değişebileceğini kabul eder ve dört temel üzerinde yapılandırılır; Gelişimin ilkeleri, Gelişimin belirleyicisi (kalıtım, çevre ve zaman), Gelişim dönemve görevleri, Gelişim ihtiyaçları. Gelişimselrehberlik hizmetlerinin özellikleri; Bireylerin ilgi ve yeteneklerine göre eğitim hizmetlerinden en üst düzeyde yararlanmalarına yardımcı olunur, Öğrencilerin kapasitelerini geliştirmelerine yardımcı olunur, Öğrencilerin benlik algılarının ve özgüvenlerinin güçlenmesine yardımcı olunur, Bireylerin gelişim dönemlerinin özelliklerini kazanmalarına yardımcı olunur, Öğretim süresi boyunca süreklilik (süreç) arz eder. Kapsamlı PDR Modeli Gelişimsel rehberlik anlayışının uygulamaya konulmuş halidir. Günümüzdeki PDR hizmetleri öğrencilerin okul veya okul dışında (her yeri kapsayacak şekilde) ihtiyaç duyabilecekleri becerileri kazanmalarına yardımcı olur. İyileştirici, kriz yönelimli ve önleyici rehberlik anlayışlarının bütünleştirilmesine dayalıdır. Gelişimsel rehberlik anlayışına dayanır. Kavramsal düzeyde yapılandırmacı yaklaşımdan yararlanır. Okul rehberlik programının kendisi değilbir parçasıdır. Okullardaki tüm öğrencilerin yararlanabilmeleri ve geleceğe hazırlanabilmeleri için hazırlanmıştır. Rehberlik çalışmaları okullardaki öğretim programlarından ayrıştırılmış değil onlarla bağlantılı ve etkileşim halindedir. Rehberlik programları okul öncesinden 12. sınıfın sonuna kadar olan tüm öğrencilerin ihtiyaçları dikkate alınarak hazırlanmıştır. Programın içeriğinde, öğrencilerin kazanmaları istenilen yeterlilikler vardır. Bu yeterlilikler; eğitsel, mesleki ve kişisel alanlardandır. Yeterlilikler belirlenirken her öğrencinin sınıf düzeyi dikkate alınmaktadır. Psikolojik danışmanın görevi ve rolünden çok; hazırlanan programın “içeriği” ve öğrencilerin kazanması istenilen “hedefler” üzerinde durulur. İşbirlikçi ilkesi ön plandadır, rehberlik çalışmaları esnekbir yapıdadır ve öğrenci merkezlidir. Planlanan sınıf etkinliklerinden öncelikle rehber öğretmenler sorumludur. Okul rehber öğretmeni sadece özel bilgi ve beceri gerektiren durumlarda devreye girer. Yeterlilik alanlarına ilişkin kazanımların sınıf düzeyinde “grupetkinlikleri” ile “rehberlik saatinde” gerçekleştirilmesi “sınıf rehber öğretmeni”nin sorumluluğundadır. Ülkemizde 2006-2007 eğitim öğretim yılından itibaren T.T.K. kararı ile “İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumları Sınıf Rehberlik Programı” uygulamaya konmuştur. Böylece Kapsamlı PDR Program Modelinin içeriği, yeterlilik alanları, kazanımları, etkinlikleri ve görevli olan kişileri belirtilmiştir. SınıfRehberlik Programınınyeterlilik alanlarışunlardır: Okula veçevreye uyum, kendini kabul, sosyal ilişkiler, eğitsel başarı, eğitsel ve mesleki gelişim, güvenli ve sağlıklı hayat, toplum ve aile. Okul PDR Hizmetleri Modeli Yeni sınıf rehberlik programı ile birlikte çerçeve programlarda da yeni bir düzenleme yapılmıştır. Kapsamlı PDR Modelini temel alan bir model daha oluşturuldu. Bu Okul PDR Hizmetleri Modelidir. Bu modelle birlikte “İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumları Sınıf Rehberlik Programı” ve “Grup Rehberliği” çalışmaları detaylandırıldı. Okul PDRHizmetleri Modeli dört üzerine kurulmuştur. Rehberlik Müfredatı / Grup Rehberliği Bireysel Planlama Müdahale Hizmetleri Sistem Desteği (Program Geliştirme, Araştırma, Müşavirlik ve Profesyonel Gelişim) RehberlikMüfredatı /Grup Rehberliği: Öğrencilerin kazanması gereken yeterliliklerden ve bu yeterliliklere ulaşmalarını sağlayacak etkinliklerden oluşur. Belirlenen etkinlikler yapılandırılmış sınıf içi etkinlikler şeklinde düzenlenir ve grup rehberliğiyle sunulur. Okul öncesinden başlayıp ortaöğretimin (lisenin) son sınıfına kadar öğrencilerin gelişimlerini dikkate alarak düzenli ve ardışık şekilde hazırlanmıştır. Program uygulamaya konulurken; belirlenen hedefler değiştirilmemeli ve işleniş sırası dikkate alınmalıdır. Eğer bir değişiklik yapılması gerekirse bunu okul rehber öğretmeni veya RAM’dan görevlendirilen bir psikolojik danışman belirlemelidir. Hedeflerin gerçekleşmesi için yapılacak olan etkinlikler MEB tarafından yayınlanacak olan etkinlikler kitabında belirtilecektir. Okulun veya sınıfın özellikleri doğrultusunda yapılacak etkinlikler değiştirilebilir (esneklik). Programda belirlenen sınıf etkinliklerinin yürütülmesinden sınıf rehber öğretmenleri sorumludur. Eskiden okul rehber öğretmenleri, okul rehberlik programını hazırlayarak sınıf rehber öğretmenlerine veriyor; sınıf rehber öğretmenleri de okul rehberlik programını dikkate alarak kendi sınıflarının rehberlik programını hazırlıyorlardı. Kapsamlı PDR Program Modelinin uygulanmasından sonra Okul PDR Hizmetlerindeki bu durumda değişmiş oldu. Artıksınıf rehber öğretmeninin hangi haftarehberlik saatinde hangi konuyu hangi etkinliklerle işleyeceği açıkça belirtilmiştir. Bireysel Planlama Rehberlik etkinlikleri tüm öğrencilere yöneliktir. Öğrencilerin kendi gelişimlerini anlayıp kontrol edebilmeleri amaçlanır. Öğrencilerin kendi eğitsel ve mesleki geleceklerini sağlıklı bir şekilde belirlemelerine yardımcı olunur. Bunun yapılabilmesi için de, bireyi tanıma, bilgi verme, yerleştirme ve izleme hizmetleri ön plana çıkar. Bireysel planlamada yapılabilecek etkinlikler; bireysel görüşme, test veya ölçeklerin uygulanıp sonuçları hakkında öğrenciye bilgi verilmesi vb. Müdahale Hizmetleri Öğrencilerin problemleriyle ve acil ihtiyaçlarıyla ilgilenilir. Problemin durumuna göre bireysel veya grup rehberliği (psikolojik danışma) yapılabilir. Konsültasyon (müşavirlik) veya akran danışmanlığı gibi hizmetler verilebilir. Okulda çözülemeyecek düzeyde büyük sorunları olan öğrenciler okul rehber öğretmeni tarafından farklı kurumlara sevk edilebilir. Müdahale hizmetleri kapsamına giren sorunlardan bazıları; akran baskısı, çatışmalar, sosyal ilişki sorunları, kimlik kazanma sorunu, yas / yakınlardanbirinin kaybı, intihar, şiddete maruz kalma, alkol bağımlılığı, sınav kaygısı, okuldan kaçma, düşük motivasyon, okul başarısızlığı vb. Bireysel veya grupla psikolojik danışma hizmeti okul rehber öğretmeninin (psikolojik danışmanın) görevidir. Sistem Desteği (Program Geliştirme, Araştırma, Müşavirlik ve Profesyonel Gelişim) Sistem desteği; diğer üç unsurun etkin şekilde kullanılabilmesi için gerekli olan program ve personele yönelik olan desteği kapsar. Okul PDR Hizmetlerinin sağlıklı şekilde yürütülebilmesi ve verimliliğin sağlanabilmesi için sistem desteğinin sürekli olarak ve etkili bir şekilde kullanılması gerekir. Sistem desteğindeki etkinlikler; psikolojik danışmanlık ve rehberlik programının planlanması, hazırlanması, uygulanması ve değerlendirilmesine yönelik etkinliklerdir. Psikolojik danışmanların mesleki bilgi ve becerilerini sürekli olarak geliştirmeleri istenir. Bu gelişimin sağlanması için de toplantı, sempozyum, ve kongre gibi bilimsel etkinliklere katılmaları gerekir. Velilere, öğretmenlere ve yöneticilere müşavirlik hizmetleri sunulabilir. Sistem desteği; profesyonel gelişim, personel veçevreyle ilişkiler, müşavirlik (konsültasyon), kurullar ve toplumla ilişkiler, programın yönetimi ve yürütülmesi ve arge çalışmalarından oluşur.
- Rehberliğin Temelleri ve Tarihçesi
Uzman Öğretmenlik Eğitim Programı ve Başöğretmenlik Eğitim Programı: Özel Eğitim ve Rehberlik - Rehberliğin Temelleri ve Tarihçesi Rehberliğin ortaya çıkması ve çağdaş eğitim sisteminin önemli bir parçası olmasını sağlayan felsefik, psikolojik ve sosyolojik bazı sebepler vardır. Kişilik, bir insanı diğer insanlardan ayıran biyolojik, psikolojik ve soysal özelliklerinin tümüdür. Kişiliğin doğuştan gelen değiştirilemeyen yönüne huy (mizaç), sonradan yaşantı ile kazanılan yönüne ise karakter denir. Benlik ise insanın kendi kişiliğini algılayış biçimidir. Ben neyim, ben kimim? gibi sorulara verdiği cevaplar benlik algısıyla ilgilidir. Kültür boşluğu, maddi kültürün çok hızlı, manevi kültürün için çok yavaş değişmesi sonucunda oluşur. Kültürel yabancılaşma ise bireylerin kendi toplumsal ve kültürel değerlerine uzaklaşması ve onlara yabancılaşmasını ifade eder. Rehberliğin Rarihçesi 1908 - Frank PARSONS. Dünyada ilk rehberlik çalışması yapıldı. “Boston Meslek Bürosu”. Rehberlik hizmetleri, mesleki rehberlik alanıyla başlamış oldu. Rehberlik = Mesleğe yöneltme idi. 1913 – ABD’de rehberlik servisleri, eğitim sistemine dahil edildi. Bu dönemde düzeltici ve çare bulucu (sorun odaklı) rehberlik anlayışı hakimdi. 1950 – Türkiye’de ilk rehberlik çalışmaları başladı. Amerikan ve Türk uzmanlar Türkiye’ye gelerek Türk eğitim sistemini inceledi ve ilk rehberlik çalışmaları yapıldı. 1953–1954 – Türkiye’de rehberlik ilk kez ders olarak okutuldu. Gazi Eğitim Enstitüsü; pedagoji (çocuk yetiştirme) ve özel eğitim bölümlerinde ilk dersler verildi. 1955 – Türkiye’de ilk rehberlik merkezi açıldı. Ankara Demirlibahçe İlkokulu. 1960’lardan sonra düzeltici ve çare bulucu rehberlik anlayışının yerini gelişimsel rehberlik anlayışı aldı. Günümüzde halen gelişimsel rehberlik anlayışı hakimdir. 1970–1971 – 24 tane ilkokulda rehberlik uygulamalarına başlandı. Ancak henüz yaygınlaşmadı. 1974–1975 – Rehberlik hizmetleri bütün ilkokul ve ortaokul kademelerinde verilmeye başlandı, yaygın hale geldi. 1970’lerin sonunda ve 1980’lerin başında üniversitelerde PDR (psikolojik danışmanlık ve rehberlik) bölümleri açılmaya başlandı. 1989 – Türk PDR (psikolojik danışmanlık ve rehberlik) Derneği kuruldu. Günümüzde verilen okullardaki rehberlik hizmetleri rehber öğretmenlerin önderliğinde ve diğer öğretmenlerin de katılımıyla devam etmektedir.
- Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Kuramı
Uzman Öğretmenlik Eğitim Programı ve Başöğretmenlik Eğitim Programı: Özel Eğitim ve Rehberlik - Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Kuramı Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinin en üst basamağındaki ihtiyaç, kendini gerçekleştirme ihtiyacıdır. Kendini gerçekleştirme, ömür boyu devam eden bir süreçtir ve hümanistik (insancıl) anlayışa dayanır. İnsan ihtiyaçları hiyerarşik bir yapı arz eder (önem derecesi vardır). Birincil ihtiyaçlar en temel ihtiyaçlardır ve ikincil, üçüncül ihtiyaçlardan önce gelir. İnsan davranışlarının temelinde herhangi bir ihtiyacı giderme çabası vardır (kursa gitmek – atanma, lokantaya gitmek – açlık vb) İki tip ihtiyaç vardır; “eksiklik” (psikolojik ve fizyolojik) ve “gelişim” (potansiyeller ve yetenekler) ihtiyacı. Bir ihtiyacı karşılamak için gerektiğinde sonraki bir ihtiyaç feda edilebilir ancak önceki bir ihtiyaç feda edilemez (sinema – açlık) Alt düzeydeki ihtiyaçlar en azından belli bir orana kadar karşılanmadıkça üst düzey ihtiyaçlar hissedilmez. Her birey doğuştan kendini gerçekleştirme eğilimine sahiptir ve uygun şartlar sağlanıp ihtiyaçları giderildiğinde bunu başarabilir. Çağdaş eğitim sisteminin amacı ve rehberliğin amacı bireyin kendini gerçekleştirmesini sağlamaktır. Bütün bireyler kendini gerçekleştirmek ister. Fizyolojik ihtiyaçlar (evrensel güdüler, birincil güdüler), hayatın ve neslin devamı için mutlaka karşılanması gereken ihtiyaçlardır. En temel ihtiyaçlardır ve bütün insanlar için aynı şekilde önemlidir. Bu ihtiyaçlar karşılanmadığı takdirde canlılık sona erer ve neslin devam etmesi mümkün olmaz. Diğer bütün ihtiyaçlardan farklı olarak süreklilik arz eder. Nefes alıp verme, yeme – içme, cinsellik, uyku, ısınma vb ihtiyaçlardır. Güvenlik – barınma ihtiyacı, can ve mal güvenliği olarak ikiye ayrılır. ihtiyacın giderilmesi hem fiziksel olarak hem de psikolojik olarak gereklidir. Bireyler kendilerini, yakınlarını ve toplumlarını tehlikeden uzak, emniyet içinde görmek isterler. Bedensel güvenliğin yanı sıra, sosyal ve ekonomik (maddi konular) güvenliğinde sağlanması istenir. Ör) SGK, Bağ-kur vb. Sevgi – ait olma – aidiyet – yakınlık ihtiyacı, insanlar hem başka insanları (anne, baba, kardeş, arkadaş vb.) sevmek, hem de başka insanlar tarafından sevilmek isterler. Bu durum gerçekleştiğinde bireylerin aidiyet duygusu gelişir. Bu basamak, üst düzey ihtiyaçların başladığı basamaktır. İnsanlar, küçük de olsa kendilerini bir gruba ait hissetmek isterler. Böylece kendi varlıklarını daha iyi hisseder, kendilerini o gruplarla özdeşleştirir ve kendilerini ifade ederler. Sosyal ilişkiler, birlik ve beraberlik duyguları bu basamakta başlar. Bu basamaktaki ihtiyaçlar karşılandığında bireyler yabancılık çekmekten, yalnız kalmaktan, umutsuzluğa düşüp bunalıma girmekten kurtulurlar. Saygı – statü – prestij – takdir edilme – hatırlanma ihtiyacı; bireylerin kendilerini değerli ve saygın görmek istemeleriyle ilgilidir. Statü, bireyin toplumdaki yeridir. Anahtar statü ise bireyin toplumdaki en belirgin yeri ve özelliğidir. Statü ile saygınlık arasında doğru orantılı bir ilişki vardır. İnsanlar yaptıkları işlerden dolayı takdir edilmek ve beğenilmek isterler. Kendilerini yeterli, bağımsız, özgür ve işe yarayan biri olarak hissetmek isterler. Başkalarından saygı görmenin bir şartı da bireyin kendisine saygı duymasıdır (özsaygı). Kendine saygı duyan bireyler, başkalarına da saygı duyarlar. Bu gerçekçi bireylerde olması gereken bir özelliktir. Bu ihtiyaç karşılanırsa, aşağılık duygusu, zayıflık, değersizlik ve çaresizlik gibi olumsuz duyguların ortaya çıkması engellenir. Bilme – entelektüel – estetik ihtiyacı; insanların merak ve keşfetme duygularından dolayı oluşur. Bu duygular, insanın öğrenme ve bilgi edinme ihtiyacını hissettirmiştir. İnsanlar resim, fotoğraf, resim, sinema vb. sanatsal etkinlerden de zevk almak ve yaratıcılıklarını kullanmak isterler. Kendini gerçekleştirme ihtiyacı, PDR’nin ve çağdaş eğitim sisteminin nihai (asıl) amacıdır. Bireyin bütün ihtiyaçları karşılandığında ve doğuştan getirdiği gizil güçlerini (potansiyellerini) açığa çıkararak tam kapasite ile kullandığında kendini gerçekleştirmesi beklenir. Kişinin potansiyelleri neye müsaitse onu yapması ve kim olması gerekiyorsa “o” olmasıdır. Kendini gerçekleştirme, yeterlilik, olgunluk ve özerkliğe yönelik bir süreçtir. Maslow’a göre “doruk yaşantılar” denilen geçici kendini gerçekleştirme anları vardır. Kişi böyle zamanlarda çok yoğun mutluluklar yaşar ve yaşamın anlamını kavrar. Kendini Gerçekleştirmekte Olan Bireylerin Özellikleri Kendinigerçekleştiren birey,her şeyibaşarabilen, hatasız,kusursuz veher sorununuanında çözebilenmükemmel birinsan demek değildir. Kendini tanır, anlar,kabul eder, olumlu ve olumsuz yanlarını bilir, giderebileceği eksikliklerini gidermeye, giderilemeyecek eksikliklerini ise kabullenmeye çalışır. Kendine yönelik olumlu bir “özbenlik” algısı vardır. Başka insanların da hataları olabileceğini düşünür, onları anlar, kabul eder ve hoşgörülü davranır. Sağlıklı sosyal ilişkiler kurabilir ve iletişim gücü yüksektir. Çevresindeki olanakları ve fırsatları takip eder, gerektiğinde bunları kullanır. İçine kapanık ve karamsar değil, dışa dönük ve iyimserdir, paylaşımcıdır. Gizil güçlerini (potansiyellerini) ortaya çıkarabilir ve kendisiyle ilgili kararlar verip, bu kararların sorumluluğunu üstlenebilir. Özgüveni, özsevgisi ve özsaygısı vardır. Toplumsal ve kültürel değerlere körü körüne bağlanmaz, kuralların katılığına değil esnekliğine inanır. Dogmatik fikirleri kabul etmez, kendi aklıyla sorgulayıp doğru olan fikirleri kabul eder. Gerçekçidir (realist), olayları tarafsız (objektif) değerlendirir, duygu ve düşüncelerini olduğu gibi yansıtabilir. Önyargılardan uzaktır. Duygularını yok sayma ya da çarpıtma ihtiyacı hissetmez. Savunma mekanizmalarını çok sık kullanmaz. İnsancıl (hümanistik) ve demokratiktir. Din, dil, cins, ırk vb. ayrım yapmadan bütün insanları değerli görür ve saygı duyar. Doğal davranır ve spontane (kendiliğinden, o anlık) yaşar. Anın tadını çıkarabilir ve mutlu olmayı bilir. Zamanı iyi ve verimli kullanır. Geçmişten çok geleceğe dönük yaşarlar. Egosantrik (bencil, ben merkezli) değil, sorun merkezlidir. Kişisel sorunlarından çok insanlığın genel sorunlarıyla ilgilenir ve onlara çözüm yolları bulmaya çalışır. Çünkü kendini doğayla ve insanlıkla özdeşleştirir. Tek yönlü değil, çok yönlü düşünür. Yaşamdan doyum alabilir ve “doruk yaşantılar” geçirebilir. Belirsizliklere katlanabilir ve sabırlıdır. Özerktir, dışa bağımlı değildir ve özgürdür. Kendisiyle ilgili sorunları kendisi çözmeye çalışır. Kırıcı olmayan bir mizah anlayışı vardır. (nüktedan) Değişime ve gelişime açıktır, dinamiktir. Durağan ve statik değildir. Yaratıcı, orijinal ve farklı fikirler üretebilir. (estetik)
- Rehberlik Hizmetleri ve Öğretim Hizmetlerinin İlişkisi
Uzman Öğretmenlik Eğitim Programı ve Başöğretmenlik Eğitim Programı: Özel Eğitim ve Rehberlik - Rehberlik Hizmetleri ve Öğretim Hizmetlerinin İlişkisi Rehberlik hizmetleri de öğretim hizmetleri de çağdaş eğitim sisteminin ayrılmaz birer parçasıdır. Her ikisi de birey (öğrenci) merkezlidir ve profesyonellik gerektirir. Birbirleriyle paralel ve birbiriyle uyumlu hizmetler sunarlar ve uyum içindedirler ancak birbirlerinin işlerini yapmazlar. Öğretim, planlı ve programlı öğretmen etkinliklerini kapsar. İstendik yönlü bilgi, beceri ve davranışların kazandırılması sürecidir. Rehberlik ise bireyin kendini gerçekleştirmesine yardımcı olma sürecidir.




